Kişisel Bakım ve Kozmetiğin Önemi

Günümüzde erkeklerden daha fazla kadınların kişisel bakımlarına dikkat ettiklerini görmekteyiz. Kişisel bakım denildiği zaman aklımıza ilk gelen kişisel temizlik olsa da bakım kısmı ile ilgilenmekte ayrı bir durumdur. Kişisel temizlik her bireyin dikkat etmesi gereken değişmez bir kural olsa da kişisel bakım başlıklara ayrılabiliyor. El ve ayak bakımı, saç bakımı, giyilen kıyafetlerin düzgün ve ya temiz olması gibi insan bedenini ve psikolojisini etkileyen öncelikli faktörlerdendir. Kişisel bakımınızda kozmetik kişilerin kendini çok iyi hissetmesine yol açması gibi sosyal çevre yönünden de oldukça önemli bir konudur. Çevreye karşı temiz ve bakımlı gözükmek, özgüveninizi arttırıp mutlu hissettirecektir. Kişisel bakım ile temizlik ağız ve diş sağlığından tüm bedenin hijyen kurallarını kapsıyor. Özellikle de lüks tüketim olarak görülen makyaj kadınların günlük rutini haline gelmiş durumdadır. Halk arasında yaygın olarak söylenen kalıplaşmış ve kulaktan duyma pek çok efsane cümle bulunuyor. ‘’Makyaj cilde zarar verir, yaşlandırır ve ya makyaj malzemelerini bulanlar bile makyaj yapmıyor’’ gibi birçok şehir efsanesi olsa da doğruluk payı bulunmuyor. Kaliteli ve içeriği temiz olan ürünler aksine cilde ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ile nemi geri kazandırmaktadırlar. Cildin renk tonunu eşitleyen, akne ve ya kızarıklık gibi sorunları en aza indirgeyen, tonik, süt ve temizleme suları gibi birçok alternatif yöntem bulunuyor.kişisel bakımın önemi, kozmetik ve kişisel bakım, kozmetik ile kişisel bakım ilişkisiBayanlarda Makyaj Takıntısı

Son zamanlarda ise bazı kesimlerde makyaj tutku haline gelmiş ve yalnızca makyaj yaparak çektikleri videoları sosyal medyada paylaşarak ciddi rakamlarda maddi kazanç sağlayan kişilerin artmakta olduğunu görebiliyoruz. Kısacası makyaj yapmak kelimesi eski yıllara göre kadınları korkutan bir eylem olmaktan çıkmış durumdadır. Bunun nedeni ise gelişen kozmetik sanayi ve kişisel bakım ile aynı anda yürütülmesidir. Mesela, cilde fondötenden önce uygulanan güneş kremleri, serumlar ile nemlendirici kullanılmalıdır. Tırnak bakımından sonra kullanılan güçlendirici ve kremler mutlaka kullanın. Kişisel bakım ile kozmetik bir arada yürütüldüğünde halk arasında çıkan kulaktan dolma anlatılan teorilerin çürütüldüğünü gözleyebiliriz. Pek çok kadın pürüzsüz bir tene, ışıldayan bir cilde sahip olmak istemektedir. Bunun en kolay yolu ise kişisel bakım ve kozmetik ürünlerinden geçiyor.

2 Yaş Sendromu Nedir?

Her annenin bilhassa da bebeği iki yaşını doldurduktan sonra ise aklına sıklıkla takılan çocuğum bencil mi, onu bu denli bencil olmaya iten ne ve bu durumu nasıl değiştirebilirim gibi soruların tümünün cevabı 2 yaş sendromu süreci öğrenildiği takdirde rahatlıkla verilmektedir. çocuklarda 2 yaş sendromu nedir, 2 yaş sendromu belirtileri, 2 yaş sendromunda çocuklara yaklaşımBebekler doğduğu günden itibaren oldukça bencil varlıklar, buradaki bencillik kötü manada değildir, hayatta kalabilmek ve sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişebilmek için bu manada bencilliğe ihtiyaç duyar. Mesela, bir bebek için acıktığı zaman tüm dünya onun için açlıktan ibarettir, sadece bu duyusunu hisseder ve diğerlerini anlama yetisi olmaz. Kısacası o sırada annesi mama hazırlıyor olsa, ya da onu emzirmek için hazırlanıyor olsa da onun için fark etmeyecektir, mamasını yemeye ya da emmeye başlayıncaya kadar ağlamaya devam eder. Bebek zaten genel olarak 2 yaşına kadar kendisinin farklı bir varlık olduğunu dahi anlamaz ve sonrasında onun için annesi ya da annesi yerine etkileşim kurduğu kişi onunla tek bir varlıktır ve kendisini o olmadan rahat hissedememektedir. 2 yaşından itibaren ise bebek artık kendisinin de annesinden ve çevresindeki dünyadan farklı bir birey olduğunu fark etmeye ve bu durumu idrak etmeye başlamaktadır. İşte bu aşamadan sonra hem kendisine hem de dış dünyaya bunu ispatlama görevini üstleniyorlar.

2 Yaş Sendromu ile Nasıl Başa Çıkılmalı?

Çocuk için bu durum adeta bir var olma çabası ve ben de varım deme zamanlarıdır. Bunun sonucu olarak, bu dönemdeki gelişimi sağlıklı ve normal ilerleyen bebeğin en popüler sözcüğünün ‘benim’ olmasına şaşırmamak gerekiyor. Bebeğin gelişim aşamaları tam olarak bilinip özümsenmediğinden birçok anne baba tarafından bu kelime ardından hırçınlık ve ağlama nöbetinin habercisi olduğu için sevilmemektedir. Aslında çocuk normal davranır, fakat ne yazık ki anne ve babanın bilinçsizlikten ona olan tutumları yanlış olur. Bu tutumlar sonucunda bebek ağlama krizlerine giriyor. Çünkü o kendini ispat etmeye çalışırken hayatında ona en yakın olan insanlar tarafından buna karşı çıkılır. Tüm bu nedenlerden ötürü, 2 yaş sendromu ile başa çıkma yolları arasında öncelikle çocuğun bu son derece güçlü olarak hissettiği kendini kabul ettirme gereksiniminin anlaşılması ve buna ket vurulmaması gerektiğidir.

Sinirlendiğimizde Yapmamız Gerekenler

Öfke hepimizi etkilemektedir. Özellikle kalabalık bir şehirde işe gitmek ve akşam trafikte eve dönmek zorunda kalıyorsanız stresin artmaması ve ya sinirlenmemek mümkün olmaz. Ancak sinirin ve ya stresin sürekli olması sinirlendiğiniz kişi ya da olaylara değil size ve sevdiklerinize zarar vermektedir. Genel olarak ise pek çoğumuz bunun farkında olup siniri kontrol edebilmek için sık sık sinirlendiğimizde ne yapmalıyız sorusunu sorarız. Uzmanların önerisi ise, sinirliyken bunu fark edip herhangi fevri davranışta bulunmadan önce biraz vakit geçirerek sinirlerin yatışmasını sağlayacak aktivitelerde bulunmasıdır.sinirlenince yapılması gerekenler, sinirlenince sakinleme yolları, sinirlenince nasıl sakinleşilir

  • Öfke genel olarak olayları kavrama ile doğru tepkileri verme yeteneğimizi zayıflatan bir duygulardı. Özelikle hayal kırıklığı, suçluluk, üzüntü ve kaygı gibi duygularla yakından alakalıdır. Atalarımızın öfkeyle kalkan zararla oturur sözü çok doğru çünkü öfkeli biri bir anda verilen kararlar yapılan hareketler muhakeme yeteneğimiz zayıflattığından dolayı genellikle yanlış kararlar alınır. Sinirli bir anda söyleyeceğiniz sözler gerek sizi gerekse de sevdiklerinizi olumsuz etkileyerek sosyal ilişkilerinizin zayıflamasına yol açar. Sinirle ve öfkeyle başa çıkabilmek parlamaları önleyebilmek için atılması gereken ilk adım bu anların fark edilerek kontrol altına alınması gerekir. Bu bir tekrar ve ya alışkanlık meselesidir fakat bu alışkanlığı edindiğinizde öfkenizi kontrol etmek sizin için oldukça kolay olur.
  • Sinirleri yatıştırabilmek için en acil olarak başvurabileceğiniz yöntem nefes egzersizlerinin yapılmasıdır. Kısa sürede uygulayabileceğiniz bir çözüm arıyorsanız çok sinirlendiğiniz bir anda derin nefes alınız ve nefesinizi 10’dan geriye doğru sayarak yavaş yavaş vermelisiniz. Sinirlerinizi yatıştırmak ve sakinleşmek amacıyla kullanabileceğiniz diğer nefes egzersiz önerisi ise derin nefes alın 10-15 saniye nefesinizi tuttuktan sonra önce nefesinizin yarısını verin ve daha sonra yarısının yarısı olarak nefes vermeye devam ediniz. Tüm bu nefes egzersizleri yatışmanıza yardımcı olur.
  • Çok çabuk parlayan biriyseniz ve sinirlediğinizde yaptığınız hareketlerden söylediğiniz sözlerden daha sonra pişman oluyorsanız sizi sakinleştirecek hobilere ihtiyacınız vardır. Kitap okunması, evcil hayvanlarla ilgilenmek, çiçek bakmakla uğraşırken sizi memnun edecek aktivitelere yönelmelisiniz.
  • Sizi sinirlendiren olayların dibine inmek tam olarak neye sinirlendiğinizi tespit etmek ilerde yaşanabilecek aynı yapıdaki olaylarda sinirlerinizi kontrol altında tutmanıza yardımcı olur. Sizi tam olarak neyin sinirlendirdiğini bilirseniz bu tetikleyicilerden uzak durarak öfkenizi kontrol altına almanız mümkündür.

Porsiyon kontrolü yapmanın yolları nelerdir?

İnsanlar büyük porsiyon gördüklerinde ne yazık ki onu tercih eder. Maalesef Bu durum gerek Türkiye’de gerekse de Amerika’da bu şekilde ilerlemektedir. Ucuz gıdaların ve ya yağların piyasada gittikçe artış göstermesi ile marketlerde kampanyalı ürünler ve ya büyük paketler daha hesaplı gibi gözükür. Cebe yararlı olan bu kampanyalar fazla kiloya ve porsiyonun büyümesine neden olabiliyor. İlave olarak ise toplumuzun aşine olduğu büyük kaplarda yemek pişirilme alışkanlığı da daha çok yemek yemeye neden olmaktadır ve dolasıyla da istenmeyen kiloya ve ya hastalıklara davetiye çıkartıyor.porsiyon kontrolü nedir, porsiyon kontrolünün faydaları, porsiyon kontrolünün yararlarıPorsiyon kontrolünün detayları

Mutfağınızda et reyonuna geldiğiniz zaman ilk yapılması gereken tüketeceğiniz etin çeşidini ve alacağınız miktarı saptanabilmesidir. Eğer ki, canınız kırmızı et istediyse görünür yağlarının olmamasına dikkat etmek gerekiyor. Özelliklede yağ içeriği daha az olan antrikot ya da biftek kırmızı ette en doğru seçimlerdendir. Eğer ki, tavuk alacaksanız da göğüs kısmı daha sağlıklı olur. Şayet lezzet sizin için önemliyse yağ içeriği biraz daha çok olan but’u da tüketmenizde fayda vardır. Nadiren de olsa kendinize kanat ziyafeti vermek isterseniz dikkat etmeniz gerekiyor. Her ne kadar balık en sağlıklı et grubu olsa da ülkemizdeki tüketim oranı ne yazık ki çok azdır. İçeriğindeki Omega-3 ile balık alternatifsiz bir besinlerdendir.

Abur cubur reyonunu yok etmelisiniz

Yapılan alışverişlerde en tehlikeli reyon abur cuburlardır. Şayet alışverişe aç karnına çıktıysanız ve ya uzun süre besin tüketmemişseniz kendinizi bu reyonda bilinçsizce alışveriş yaparken bulmanız mümkündür. Bu sebeple alış-verişe her dakika tok karnına çıkmaya özen gösterin kendimizi ödüllendirdiğimiz bu reyonda doğru seçimi yapmaya dikkat etmelisiniz. Eğer çikolata alacaksanız daha fazla bitter olan çikolatalarla kalori içeriği düşük olan barları sahip bisküvi alacaksanız da light olanları ve krakerleri tercih etmeye yönelmelisiniz. Kremalı ve karamelli ve ya yüksek kaloriye sahip çikolatalar ise karın bölgesinde yağlanmaya sebep olacağı için ise kaçınılması gerekli olanlar arasında yer almaktadır. Doğru içecek seçilmesi oldukça önemli bir konulardan biridir. Asitli içecekler, siyah çay ya da kahve yerine beyaz çay, ıhlamur, yeşil çay, rooibos, ekinezya, chai tea kuşburnu tarzında bitki çayları şekersiz olarak sıklıkla içmelisiniz.

Miyom hakkında bilinmesi gerekenler

  • Genel olarak, rahimin duvarında oluşan iyi huylu yani kansere yol açmayan bir tümör. Fibroid de denilen miyomlar çizgisiz kas hücrelerinde oluşmaktadırlar. Bunlara leiomyoma, yani çizgisiz kas tümörü de deniliyor.
  • Miyomlar rahim duvarında bulunan tek bir yumru olarak ve ya birden çok sayıda gurup olarak oluşabiliyorlar. Çapları 1 milimetre ile 20 santimetre arasında değişmektedir. Miyomlar kadınların kalça kemiği civarında en yaygın görülen tümörlerdir ve kadınların rahimleri en çok miyom sebebi ile alıyor. Genelde tümör diye adlandırılsalar da kansere sebep olmamaktadırlar. Hatta bazıları hamilelik sonrası kendiliğinden kayboluyor.
  • Miyomlar büyüklük ile sayı bakımından çeşitlilik gösterir. Genelde yavaş yavaş büyür ve bir belirtileri bulunmuyor. Eğer ki, bir miyomun bir belirtisi yoksa o zaman o miyomu tedavi etmeye de gerek kalmaz. Miyomlu insanların yaklaşık %25 inde miyomlar bir belirti ile kendilerini belli ederler ki o zaman tedavi gerektirir.

Miyomların Oluşma Sebepleri Nelerdir?

  • Neden oluştuğu tam olarak netlik kazanmamış olmakla beraber rahim miyomlarının çoğunluğu kadınların doğurgan yıllarında görülür. Miyomlar, vücut östrojen üretmeden önce ortaya çıkmıyorlar. Hamilelik yıllarında ise vücut ekstra östrojen ürettiğinden hızla büyümektedirler. Menopoz yıllarında ise büyümeleri durur hatta östrojenin azalmasından kaynaklı olarak küçülebiliyorlar.miyom nedir, miyom belirtileri nelerdir, miyom tedavisi nasıl yapılır
  • Genetik olarak miyom oluşturmaya yatkın bir aileniz varsa, bu sizi risk gurubuna sokabiliyor. Tek yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığı, çift yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığından daha fazla olur.
  • Miyom oluşumlarının beslenmeyle ya da yaşam tarzıyla alakalı olduğunu gösteren bir çalışma bulunmuyor.
  • Miyomlar ve ya fibroidler normal rahim kası hücrelerinden çok daha fazla östrojen alıcısına sahipler.
  • Afrika kökenli kadınlardaysa yaklaşık 30 yaş üzeri kadınlarda ve hiç doğum yapmamış kadınlarda görülme olasılığı daha fazla oluyor.
  • Vücudun dokularını yenilenmesinde kullandığı diğer büyüme faktörleri, mesela insülin benzeri büyüme faktörü, miyom oluşumunu tetiklemektedir.

Belirtileri Nelerdir?

  • Ağır ve uzun kanamalar
  • Kilo alımı veya karın kaslarında anormal büyüme
  • Leğen kemiğinde ağrı ve baskı
  • Karın şişmesi veya gerilmesi
  • Küçük tuvalete sıkça çıkma
  • Mesanede veya bağırsakta baskı
  • Bacakların arkasında ağrı
  • Menstüral döngüler arasında vajinal kanama
  • Kabızlık
  • Cinsel birleşme sırasında acı

Çocuklarda Anksiyete Belirtileri Nelerdir?

Çocuklarda anksiyete belirtileri yetişkinlerde olduğu gibi açık bir şekilde görülmeyebiliyor. Çocuklarınızda görülen bazı anksiyete yani, kaygı bozukluğunun belirtileri yetişkinlerle benzer özellikte olabilir ama tam olarak ortaya konulmamıştır. Çocuklarda oluşacak anksiyete belirtileri zamanında teşhis edilip gerekli tedavi sürecine başlanmaz ise onların hayatlarının devamında belirtiler kronikleşerek bir hastalık haline gelir. Çocuklarınızda görülen bu anksiyete belirtilerini fark edebilmek ve bu belirtilerin kalıcı önleyerek, yetişkinlik dönemlerinde ciddi bir hastalığa dönüşmesini önlemek istiyorsanız aşağıdaki bilgilere göz atınız.çocuklarda anksiyete belirtileri, anksiyete belirtileri nelerdir, çocuklarda anksiyete atakları

Çocuklarda Anksiyete Atakları

Çocuğunuz için anksiyete belirtileri yaşadığı herhangi bir olay sonucu ortaya çıkabiliyor. Bir arkadaşının evinde, film izlerken ve okulda ya da evde yaşayacağı bazı olaylar çocuğunuzun korkmasına, kaygılanmasına ve paniğe kapılmasına neden olabiliyor.

Fiziksel Belirtiler

Anksiyete rahatsızlığı bulunan çocuklarınızda mide ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı ya da uykusuzluk gibi çeşitli fiziksel belirtilerle karşılaşılabilir. Genellikle nedensiz ve sürekli mide ile ilgili sorunlar yaşayan çocuklarda kaygı bozukluğu görülme olasılığı daha yüksek olur.

Davranış Belirtileri

Anksiyete sorunu olan çocukların okula giderken ya da yaklaşan sınavları nedeniyle alışılmadık bir şekilde endişelenir ve sinirli olabilirler. Bu ve benzeri durumlarla ilgili gereğinden fazla kaygılı olurlar ve bu kaygı isteseler de ders çalışmalarının önüne geçen bir ruh durumu ortaya çıkar. Çocuğunuz akranları ile değişik sosyal aktivitelere ve gruplara katılarak bu aşırı kaygılı ruh hali durumunu hafifletir.

Duygusal İşaretler

Anksiyete sorunu diğer bir deyişle kaygı bozukluğu olan çocuklarınız duygusal sorunlar yaşar. Çocuğunuz her zamankinden daha kolay ağlayabilir ya da daha alıngan olabiliyorlar. Bu durumdaki çocuğunuza karşı anlayışla yaklaşmalı, ona güvendiğinizi ve onu koşulsuz olarak sevdiğinizi hissettirmeniz oldukça önemlidir.

Genel Korku Belirtileri

Çocuklarda genel anksiyete belirtilerinin hiçbir temeli olmaz. Anksiyete hastalığı olan çocuğunuz, günlük yaşamda gerçek dışı ve sürekli artan korku içerikli davranışlar sergilemektedir. Genel anksiyete belirtileri herhangi bir durum ya da olaya özgü olmazlar. Herhangi bir nedenle ve herhangi bir durum karşısında anksiyete atakları geçirebilir. Çocuğunuz bu atakların sıklaşması ve sürekli olması durumunda sosyal hayata ilgisini kaybedebilir ve paralize olmuş bir ruh hali sergilemektedir.

Beyazlatıcı Diş Macunu

Günümüzde birçok kişi diş sarmasından şikâyetçi olmakla birlikte diş beyazlatma ve ya diş ağartma tedavileri için diş hekimine gidecek kadar bütçeyi oluşturamıyor. Fiziksel görünümün en dikkat çeken bölgesi olan dişlerdeki sarmalar sosyal ortamlarda sıkıntı verici bir soruna dönüşüyor ve öz güven eksikliğine yol açar. Beyazlatıcı diş macunu sürekli olarak kullanıldığında lazerle diş beyazlatma ile diş ağartma gibi pahalı tedavilere gerek kalmadan diş renginin açılmasına yardımcı olan hesaplı üründür.diş beyazlatan macun, diş beyazlatma macunu, beyazlatıcı özellikli macunlar

Diş Sarmasının Sebepleri

  • Diş beyazlatma günümüzün gelişen teknolojileri ile çok basit bir işlem haline geldi. Önemli ve zor olan diş beyazlatma değil beyaz dişlerin rengini muhafaza etmesini sağlar. Dişlerde sararmaya neden olan pek çok faktör bulunuyor. Bunların başında dişlerin periyodik olarak fırçalanmaması, karbonhidrat eksikliği, kalsiyum eksikliği, kalıtımsal özellikler, fazlaca çay ve kahve tüketimi, şekerleme ve asitli içeceklerin tüketimi geliyor.
  • Birçok sakız markasının diş beyazlatmaya yaradığını söylediği sakız çeşitleri bulunur. Bu konuda kanıtlanmış bir şey olmamasına rağmen yemek yedikten sonra dişlerimizi fırçalamıyorsak en azından şekersiz sakız çiğnenerek dişlerin yüzeyine yapışan yemek artıklarından kurtulmamız mümkündür. Tabii bu diş fırçalamayla aynı etkiyi göstermeyeceği için fırsat bulur bulmaz dişler fırçalanmalıdır.
  • Gün içinde hepimiz şekerli gıdalar tüketmekteyiz ancak dişlerimizin doğal rengini korumasını istiyorsak bu gıdaları tükettikten hemen sonra dişlerimizi fırçalamayı ihmal etmeyin.

Diş Beyazlatma İçin Etkili Yöntemler

  • Beyazlatıcı diş macunu olarak eczanelerde ve marketlerin sağlık reyonlarında satılan diş macunları dişlerin rengini 1-2 ton açmaya yardımcı olur. Ancak bazı insanlar aileden gelen kalıtımsal nedenler ve zayıf diş minesi gibi özelliklerden dolayı ne kadar bakım yaparlarsa yapsınlar çürümeden ve sararmadan korunamayabilir.
  • Günde en az iki kez dişlerin fırçalanması, gece yatmadan önce diş ipi ile diş aralarında kalan artıkların temizlenmesi ve ağızda bulunan bakterileri azaltmak için antiseptik gargarayla ağzın çalkalanması diş beyazlatma en azından dişlerin mevcut rengini koruması için mutlaka yapmamız gerekir.
  • Beyazlatıcı ya da normal bir diş macunu ile dişlerinizin doğal rengi ne olursa olsun günlük rutin diş fırçalaması ile ağız bakımı yapmanız genel ağız hijyeninizi korumanız ve çürükleri geciktirmeniz açısından oldukça önemlidir.

Topuk Çatlak Kremleri

Topuk çatlaklarına kadın ve erkek fark etmeksizin pek çok insanda rastlanmaktadır. Özellikle 35-40 yaşının üstündeki birçok kişi bu problem ile karşı karşıya kalıyor. Topuk çatlakları ilk başlarda herhangi bir rahatsızlık vermemiş gibi görünse de ileri aşamalarda çatlamış ve yarılmış topuklar ağrı ve acı vermeye başlayabilir. Daha da ileri aşamalarda yürümenize bile engeller. Yürürken ağrı ve acı çektirir. Bunun dışında çatlak ve yarılmış topuk ayakta kötü bir görüntüye sebep veriyor. Tüm bu olumsuzlukların önüne geçmek, topuklarınızdaki çatlak ve yarıklardan kurtulmak için ve topuk çatlak kremlerini kullanmalısınız. Bu kremler topuklardaki çatlak ve yarıkları gideriyor. Yenine canlı ve doğal bir topuk görünümü kazandırmaktadır. Bu amaçla kullanılan kremlerin birçoğu nemlendirici özelliğe sahiptirler. Bölgeyi nemlendirerek topukta meydana gelmiş olan çatlakları önlemektedir. Şimdi sizlere topuk çatlakları için kullanılan kremlerden bazılarından bahsedelim. Lana topuk çatlak kremi; bu amaçla kullanılan kremlerdendir. Birkaç gün içerisinde etkisini göstererek uzun süre etkisini koruyacaktır. Topuklardaki çatlakları giderir ve sağlıklı topuklara kavuşmanızı sağlıyor.topuk çatlağı kremleri, topuk çatlağı tedavisi, bayanlarda topuk çatlağı

Topuk çatlaklarında kullanabileceğiniz bir diğer çatlak kremi ise; Scholl Topuk Çatlağı kremidir. Bu kremde hızlı bir çözüm sunan kremler arasında yer alıyor. Topuğunuzun normal, doğal görünümüne kavuşmasını sağlamaktadır. 1 hafta içerisinde topuklarınızı tamamen yeniliyor. Bu kremi şeker hastaları da sorunsuzca kullanırlar. Diğer bir topuk çatlak kremi ise; Finale Footsoft Cream’dir. Bu kremde topuk bölgesindeki çatlaklar ve yarıklar için özel olarak üretilmiş olan bir kremlerdir. İçerisinde aynı zamanda A, E, C vitamini de bulunur. Topuklarınızın yenilenmesini ve iyi bir görünüme sahip olmasını sağlamaktadır. Barielle Topuk Çatlak kremi de bu amaçla kullanılan kremler arasında yer alıyor. Barielle topuk çatlak kremi topunuzu yumuşatarak nemlenmesini sağlar. Bu sayede topuktaki çatlak ve yarıkları önlüyor. Bu ürünlerin dışında piyasada topuk çatlakları için kullanabileceğiniz birçok krem var. Bu kremleri kullanarak topuk çatlaklarından kurtulmanız mümkündür. Topuk çatlamaları sağlık açısından rahatsızlık vermesinin yanı sıra kötü bir görünüme de neden oluyor. Ancak çatlayan topuklarınızı bir kaç yöntem ile marketlerden alabileceğiniz krem önerilerimiz ile rahatlıkla yumuşatılabilir.

Papatya Suyu Saça Nasıl Uygulanmalı?

Rahatlatıcı bir bitki çayı, iltihaplı ciltler için tedavi amaçlı olduğu gibi soğuk algınlığından daha çabuk kurtulmak için kullanılan papatya saçların rengini açmakta ve bakım maskelerinde kozmetik olarak da kullanılmaktadır. Piyasada papatya suyu ya da özü içeren saç bakım ürünleri bulabilirsiniz. Daha hesaplı bir çözüm içinse papatya suyunu evde kendiniz uygulayabilir ve ya şampuanınıza ilave edebilirsiniz.

Papatya Suyu Nasıl Hazırlanır?

Eğer ki, hazır papatya suyu bulamadıysanız taze papatyalardan ya da papatyalı çay poşetlerinden kendiniz yapabilirsiniz. 10-15 papatya çiçeğini ve ya 8 papatyalı çay poşetini küçük bir tencerede kaynattığınız suya atın ve ateşi kısınız. 15 dakika bu şekilde demlenmesini bekledikten sonra ocağın üstünden alarak 30 dakika kadar oda sıcaklığında soğumasını bekleyip poşetleri ya da papatyaları çıkartmalısınız.papatya suyunu saça uygulama, papatya suyunun saça faydaları, papatya suyu nasıl saça uygulanır

Papatya Suyu Saça Nasıl Uygulanır?

Papatya suyunu saçlarda kullanmak için 3 seçeneğiniz bulunuyor. Birincisi saç sağlığına katkısı bulunan ve doğal ürünlerle hazırlanan bakım kürü, ikincisi ise papatya suyunu günlük şampuanınıza eklemek, üçüncüsü de durulama suyu olarak kullanılmasıdır.

Papatya Suyuyla Saç Bakım Maskesi: Bir kase papatya suyu içinde bir çay kaşığı lavanta yağı eklerek karıştırınız. Bu karşıma 4 yemek kaşığı sade yoğurt ekleyerek tekrar karıştırmaya devam edin. Karışımı köklerden uçlara saçlarınıza sürün ve 30 dakika bekletiniz. Ilık su ve nemlendirici şampuan ile maskeyi çıkartmalısınız.

Papatya Sulu Şampuanın Kullanımı: Gündelik olarak kullanılan şampuana papatya suyu ekleyerek saçlarınızın rengini açmanız mümkündür. Bunun için 1 şişe şampuan için yaklaşık 4-5 yemek kaşığı papatya suyu eklemelisiniz. Bebek şampuanları bu karışım için kullanabilirsiniz. Saçlarınızın renginin birden çok açılmaması için azar azar ekleyerek size uygun karışımı ayarlayabilirsiniz.

Papatya Suyuyla Durulama: Saçlar şampuanladıktan sonra ise, 4 birim suya eklediğiniz bir birim papatya suyunu durulama suyu olarak kullanmalısınız. Ancak özellikle güneşin yoğun olduğu yaz aylarında bu direkt karışım saçlarınızın renginin çok ve çabuk açılmasına neden olabiliyor. Bu yüzden papatya suyunun ölçüsünü daha az tutarak başlayınız.

Elektronik Sigaranın Fayda ve Zararları

Sigara içme alışkanlığı özellikle toplumumuzda oldukça yaygındır. Ülkemizde 4 kişiden biri düzenli sigara içmektedir. Sigara içenin yanında pasif içiciler de düşünüldüğünde insanımız sigaradan çok fazla etkilenmektedir. Dünyada da durum farklı değildir. Sigaraya bağlı sebeplerle yılda binlerce kişi hayatını kaybetmektedir. Bilindiği üzere tütün yakıldığında sağlığa zararlı 4.000 den fazla kimyasal madde açığa çıkar. İnsan bunu tükettiğinde özellikle kanserojen maddeler hayatını tehdit eder. Birçok insan sigaranın keyif verici etkisinden bilinçli olarak kurtulmak istememektedir. Birçoğu da hem sağlığına zararlarından dolayı hem de maddi olumsuzluklardan dolayı sigarayı bırakmak isterler. Bilinen birçok zararına rağmen sigara tiryakileri için bunu bırakmak dünyadaki en zor şeylerden biridir. Zira sigara hem fiziksel hem de psikolojik bağımlılık yapar. Yıllardır sigaranın bağımlılığının üstesinden gelip bırakmanın nasıl olabileceği araştırılmaktadır. Bu konuda günümüzde uygulanan birçok teknik ve ürün vardır. Bunlardan en bilineni elektronik sigara olarak kullanılan tatmin sigarasıdır.

Elektronik Sigara Nedir

Elektronik sigaralar tütün dumanı yerine su buharı ve bu buhar içerisinde çözünen, elektronik sigaraya takılan kartuşların içindeki kimyasal maddeleri dışarı verir. Kullanıcı elektronik sigaradan bir nefes çektiğinde bir sensör sayesinde kartuş içerisindeki suyu soğuk buhar haline getiren elektronik mekanizma devreye girer. Kullanıcı ciğerlerine su buharı ve kartuş içerisindeki çoğunlukla nikotin, tütün çiçeği esansı, glikol ve etanol çeker. Bu sayede sigara dumanındaki binlerce zararlı kanserojen madde vücuda alınmaz. Kullanıcının isteğine göre nikotin miktarı çeşitli olan kartuşlar kullanılır. Bu nikotin sayesinde fiziksel bağımlılığın; elektronik sigaranın ve kullanımının şekli sayesinde psikolojik bağımlılıktan kurtulmak hedeflenmiştir. Elektronik sigara pis kokmaz, binlerce kanserojen madde içermez, etraftakileri fazla rahatsız etmez ve sigara içilmeyen yerlerde kullanılabilir. Elektronik sigaranın avantajları yanında sigara kullanımının normalleştiği ve yaygınlaştığı görüşü de yaygındır. Aynı zamanda cihaz pil ve elektronik rezistans içerdiğinden aşırı ısınma sonucu yangına sebep olabilmektedir. Yapılan araştırmalara göre sigara içenlerin onda biri elektronik sigara ile sigara bağımlılığından kurtulmuştur. Ancak başka bir araştırmaya göre sigara kullanıcıların beşte biri günlük sigara tüketim miktarını artırmıştır.