Ortopedik Ayakkabı Nedir?

Ortopedik ayakkabı uzmanlar tarafından ayakların sağlıklı ve kaliteli bir tasarım içerisinde rahat nefes alabilmesini ve ayak şeklini belirleyen aynı zamanda rahatlığını sağlayan ayakkabılardır. Bu tür ayakkabılarda tasarım tamamı ile normal bir ayak şakiline göre belirler. Ayağın tam ortasına gelen kısmında hafif bir yükseklik vardır. Uç kısımlarına doğru bu yükseklik orantılı bir şekilde azalmaktadır. ortopedik ayakkabılarda topuk kısmı da çok dikkatli bir şekilde tasarlanmaktadır. Önceleri yalnızca bazı markalar ve özel yerler ortopedik ayakkabı üretimi yaparken şimdilerde hemen özel markaların hepsi bu tasarımları bütün modellerinde uygulamaktadır.

Ayak Sağlığınıza Dikkat Edin

ayakkabı, ortopedik ayakkabı, ayak sağlığı, ortopedik ayakkabı
SAMSUNG

Ortopedik ayakkabıların sağlık açısından da önemi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Doktorlar ayak sağlığında şikayetleri olan kişilere ortopedik ayakkabı kullanmalarını tavsiye etmektedir. Özellikle çocuklarda ortopedik ayakkabı kullanmak çok büyük önem taşır. Ayak kemiklerinin ve kaslarının güzel ve doğru bir düzende şekillenmesi için ortopedik ayakkabı kullanılmalıdır. Yalnızca çocuklar için değil her yaştaki ve her cinsiyetteki insanların ortopedik kullanması gerekir. ileride ayağınızın düz taban olmaması için veya ciddi bir ayak hastalığı yaşamamak için de ortopedik kullanımı çok önemlidir. İnsanlar bu konuda son derece bilinçli davranışlar sergileyerek hem çocukları hem de kendileri için ortopedik ayakkabı kullanmaktadır.

ayakkabı, ortopedik ayakkabı, ayak sağlığı, ortopedik ayakkabıOrtopedik ayakkabılar son yıllarda topuk dikeni denilen ve insanda inanılmaz acılar ve ağrılar yaratan hastalıklara da çözüm sağlayan tasarımlardan oluşmakta. Deri hastalıkları kapsamında yer alan ayak vurması, su toplaması gibi rahatsızlıklardan kurtulmanın en kolay yolu yine ortopedik ayakkabılardır. bu tip ayakkabılar modelde belli bir tip anlamına gelmez. Son derece şık ve zarif modellerde de ortopedik tasarım kullanılabilir. Bir ayakkabının ortopedik olup olmadığı ise, iç kısımdaki tasarımda gayet açık olarak görülür.

Bağışıklık Sistemimiz İçin Önemli Olan Unsurlar Nelerdir? 

Bağışıklık sistemi hakkında tıp camiası geniş araştırmalar yapmaktadır. Özellikle antropoloji araştırmaları arkeoloji ile birlikte bağışıklık sistemleri hakkında derin araştırmalar yapmaya devam etmekte. Ancak sizler, bağışıklık sisteminizi nasıl korumalısınız? Dikkat etmeniz gereken ilk unsur beslenme.

beslenme, doğal beslenme, gripten korunma, çoçukları hastalıktan korumaEğer beslenmenizi dengeli ve doğal bir şekilde yerine getirirseniz, bağışıklık sisteminizin direncini arttırmanın ilk adımını atmış olursunuz. Doğal ürünler ile yapılan dengeli beslenme programları da sizlerin sağlık açısından olumlu sonuçlar elde etmenize sebep olur. Sürekli iş hayatında koşturan insanların, beslenmelerini aksattıkları dönemlerde enerjileri ve vücut dirençleri düşer. Vücut dirençlerinin düşmesi ise kesinlikle hastalıklara çağrı veren bir durumdur.

 beslenme, doğal beslenme, gripten korunma, çoçukları hastalıktan korumaKış ayları insanların soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkları çok sık bir şekilde yaşadığı dönemlerdir. Gripten korunma yolları hakkında ise öncelikle bilmeniz gereken bir kaç yöntem var. Bu yöntemler arasında C vitamini ağırlıklı olan gıdaların tüketilmesi çok önemlidir. Portakal, greyfurt, limon, elma gibi meyveler grip ile savaşmanın en iyi yollarından birisidir. Ancak her zaman hastalıklar bulaşmadan önce önlem almalıyız. Hastalık bulaştıktan sonra düzenli gıda tüketimi yaparsak sadece hastalığın etkilerini en aza indirebiliriz. Genellikle çocukları hastalıklardan koruma yöntemleri içerisinde en hızlı çözüm yöntemi nane limon tüketimindedir. Çok eski bir soğuk algınlığı ve grip önleme yöntemi olan nane limon ile çocuklarınızın vücut direncini arttırmanız mümkündür. Hem tadının güzel olması, hem de rahat bir içiminin olması sebebiyle çocuklar nane limon tüketmeyi severler. Nane limonu çocuklarınıza içirirken, şeker yerine bal kullanmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Bal antioksidan bir besin olduğu için nane limon ile birlikte muhteşem bir ikili olmaktalar. İsterseniz bir miktar karabiber ekleyerek daha keskin bir hale getirebilirsiniz.

 

Prostat Kanseri Risk Faktörleri Ve Tedavisi

 Prostat, erkeklerin üreme sistemlerinin en önemli parçasıdır. Üreme için gerekli olan spermlere sıvı üretimini sağlar. Kanser hücresi, çoğunlukla prostat bezi dışında oluşur. Bu kanser hücresi zamanla, prostat içine yayılarak vücudun diğer bölgelerine de yayılır. İleri yaşlardaki erkeklerin korkulu rüyası prostat kanseri.. Erkeklerde deri kanserinden sonra en çok rastlanan ikinci kanser türü olan prostat kanseri, aynı zamanda kanser çeşitleri içerisinde en çok ölümle sonuçlanan akciğer kanserinden sonra gelen kanser çeşididir. Son yıllarda araştırılarak geliştirilen birçok yöntemler neticesinde prostata has antijenler üretilmiştir.prostat kanseri, prostat kanseri riskleri, prostat kanseri tedavisi Prostat kanseri risk faktörlerinden birisi ırktır. Örneğin Amerikalı siyah ırklarda prostat kanserine yakalanma riski, beyaz ırklara oranla 1.6 kat daha fazladır. Bu da gösteriyor ki çevre ve beslenme gibi faktörler de, bu kanser türünü artırmada rol oynayabiliyor.

Bir diğer risk faktörü de yaştır. Prostat kanserine yakalanma riskinin en önemli faktörü 50 yaş ve üstünde olmaktır. 50 yaş üstü olan erkeklerin %30’unda, 80 yaş üzerindeki erkeklerin %60-70’inde prostat kanseri görülebilmektedir. Yani her 6 erkekten biri bu kansere yakalanmaktadır.
Son olarak, ailedeki yakınların prostat kanseri geçirmiş olması da bir risk faktörüdür. Prostat kanserinin, ailesel ve genetik risk yönü olduğuna dair pek çok bilimsel çalışma ve deliller mevcuttur. Yapılan araştırmalar neticesinde, ailede prostat kanserine yakalanan kişi sayısı, o kişiye yakınlık derecesi ve kansere yakalanan kişinin yaş durumunun genç oluşu durumlarına bağlı olarak risk de artmaktadır. Ailede birden fazla kişinin prostat kanseri olması, risk oranını artırmaktadır. Özellikle de kansere yakalanan kişi ne kadar gençse risk o kadar büyük demektir. Prostat kanserinde bazı belirtiler vardır. Sıkça idrara çıkmak bunlardan birisidir. İdrar akışının yavaşlamış olması da bir belirtidir. İdrara başlarken zorluk çekilmesi de belirtilerdendir. Bu belirtileri yaşayan kişi, eğer prostat kanseri olmaktan şüphe ediyorsa hemen bir uzman doktora başvurmalıdır. Hekim bazı tahlillerin yanında eğer gerekli görüyorsa biyopsi de isteyebilir.
Prostat kanserinin tedavi yöntemini belirlemede çeşitli etmenler rol oynamaktadır. Tedavi öncesi hastanın yaşına, kanserin hangi aşamada olduğuna, başka herhangi bir rahatsızlığının olup olmadığına bakılarak, uygulanması düşünülen tedavi yöntemlerinin yol açacağı olumsuz etkileri de düşünülerek tedavi yöntemlerine karar verilir.

Prostat kanserinin tedavi süreçleri çeşitlidir. Mesela izleyerek bekleme yönteminde kanser hücresi yavaş büyüdüğü için ciddi bir risk de söz konusu değildir. Bu yüzden beklenir ve farklı tedaviler uygulanabilir. Bir diğer yöntem ameliyattır. Vücut içerisine girilerek prostat bezinin dışarı çıkarılması söz konusudur. Prostat, vücut içerisinden tek seferde çıkarılamayacağı için parçalar halinde kesilerek dışarı çıkarılmaktadır. Bu yöntem prostat büyümesi olan hastalarda çok avantajlı bir yöntemdir. Ayrıca prostatın iyi huylu mu kötü huylu mu olduğunu anlamak için patolojik inceleme yapılarak net sonuca ulaşılabilir. Kemoterapi yöntemi ise kanser hücresinin yayılmış olduğu ve diğer tedavilerin netice vermemesi durumunda uygulanmaktadır. Radyasyon tedavisi yöntemi ameliyata alternatif bir yöntemdir. Eğer kanser hücresi yayılmamış ise yoğun ışığa tabi tutularak yok edilmektedir. Son olarak da hormon tedavisi yapılmaktadır. Bu yöntem, kanseri iyileştirip yok etmese de büyüme hızını yavaşlatır. Bu tedavi şekli, kanserli hücre prostat dışına çıkmadıkça uygulanmaz.

Neden Kilo Veremiyorum?

Pek çok kişinin kabusu olan kilo verememe konusunda çeşitli yöntemler denenmekte ancak zaman zaman başarıya ulaşılamamaktadır. Hatta bu konuda yapılan yanlış uygulamalar, kontrolsüz diyetler ve teknikler yüzünden pek çok kişi sağlığından olmakta, ölümle bile sonuçlanabilmektedir. Kilo verememeye neden olabilecek uzunca bir liste yaratmak mümkün. Bunlardan bazılarını ele aldık ve sizler için bir araya getirdik:

  • Hızlı Yenilen Yemekler: Hızlı bir şekilde yemek yemek kilo almaya neden olmaktadır. Kilo kaybı için yemeklerinizi yavaş yemeniz gerekmektedir. Uzun süre çiğnedikten sonra yutulan besinler beynin vücudunuza giren besinleri kaydetmesi için zaman tanımakta böylece tat alma duyusu tatmin olmaktadır. Bu durumla birlikte de doyduğunuzu anlamanız ve yemeye son vermeniz arasında geçen zaman bir hayli kısalmaktadır.
  • Hormonlu Sebzeler: Kilo vermek için en çok tercih edilen besin gruplarından olan sebzelerin ve salata malzemelerinin iyice yıkandığından emin olunmalı ve organik yetişenler tercih edilmelidir. Hormon içeren meyve ve sebzelerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Çünkü bu hormonlar kilo almanızı hızlandıracaktır.kilo verememek, kilo vermek, kilo verememe sorunu
  • Tatlandırıcılar: Şekeri kesip yerine tatlandırıcı kullanmayı tercih etmiş olabilirsiniz. Ancak yapılan pek çok araştırmanın sonucunda yapay tatlandırıcıların alınan doğal kalori alımında vücudu yanılttığı ve bu sebeple de daha çok şeker kullanma isteği ortaya çıkardığını göstermektedir.
  • Meyve Suları: Meyve sularının früktoz seviyesi yüksek olduğundan iştah açıcı bir etki göstermektedir. Bu nedenle de taze meyve sularını içmeyi tercih etmek ya da meyve yemek kilo verme konusunda çok daha yararlı olmaktadır.
  • Yağ Oranı Düşük Besinler: Kilo verme konusunda yağ oranı yüksek olan besinler oldukça zararlı olduğu gibi yağ oranı düşük olan besinler de aynı etkiye sahip olabilmektedir. Peynir, süt ya da yoğurt için bu oran oldukça önemlidir ancak yağ oranı düşük olan bir kekle yağ oranı yüksek olan kek yemenin arasında bir fark bulunmamaktadır.
  • Öğün Atlamak: Bilinçsiz diyetlerde yapılan en büyük hatalardan biri de öğün atlamaktır. Yemek yenilmesiyle birlikte metabolizma hızı iki saat içerisinde %20-30 artmaktadır. Ancak öğünlerin atlanması halinde metabolizma yavaşlamaktadır. Kahvaltı yapmamak bu konudaki en büyük problemdir ve gece boyunca %5 yavaşlamış olan metabolik hız yemek yiyene kadar aynı hızda kalmaktadır.
  • Teknoloji: Yapılan diyetlerin eksik yanlarından biri de hareketsiz bir yaşama alışmaktır. Gelişen teknolojiyle birlikte dışarda arkadaşlarınızla yürümek yerine mesaj, internet sohbetleri ya da maillerle görüşmeyi tercih etmeniz sizi hareketsizleştireceği için kilo vermenizi zorlaştıracaktır.