Tedavi Türünüze Göre Ortodonti Fiyatları

Tedavi Türünüze Göre Ortodonti Fiyatları

Birçok insan dişlerini beğenmediği için gülümsemekten çekinir. Halbuki tedavisi zahmetsiz ve rahat olan ortodonti, kendinizi insanlardan sakınma gibi bir hataya düşmenizi engeller. Böyle bir güzellik kazandıran tedaviyi yaptırmakta sakın gecikmeyin. Üstelik günümüzde ortodonti fiyatları bu kadar uygunken gülümsemenizi insanlara özletmenin hiçbir anlamı yok.

Ortodonti, çarpık ve benzeri şekillerden dolayı dişinizde meydana gelen hoş olmayan görüntüyü düzgünleştiren bir branştır. Alt ve üst olmak üzere iki çenenize de tedavi uygulanabilir. Görüntüsünün hoş olmamasının yanında, çarpık dişin temizliği de çok zordur, bu da diş etlerinizde bazı hastalıklara sebep olup aynı zamanda dişlerinizi de çürütebilir. Bu sebepten baş ağrısı, sırt ağrısı bile çekebilirsiniz. Sebebi eklemlerde bozukluk oluşturmasıdır. Ufak bir araştırma yapıp ortodonti hakkında bilgilenin ve gerekiyorsa bir an önce tedavinizi yaptırın.

Tedaviye ihtiyaç duyup duymadığınızı diş hekimi belirleyebilir. Muayene olduktan sonra dişlerinizin durumuna göre tedaviniz için ortodonti fiyatları belirlenir. Yapılacak tedavinin de saptanmasıyla ummadığınız kadar kısa vakitlerde sağlıklı dişlere ve muhteşem gülüşlere kavuşursunuz.

Sağlıklı Gülümsemeler İçin Diş Tedavisi Fiyatları

Çekinmeden gülümsemek ve sağlıklı dişlerle ağrısız beslenmek istiyorsanız dişlerinizin temizliğine önem göstermelisiniz. Belki temizlik konusunda özensizliğinizden belki de beslenme şeklinizden dolayı dişleriniz zamanla yıpranabilir, çürük oluşumu görülebilir. Tüm bunlardan farklı olarak kalıtsal nedenlerden dolayı dişlerinizde istediğiniz beyazlığa bir türlü ulaşamıyor olabilirsiniz. Bu gibi durumlarda yapmanız gereken dişlerinizi tedavi ettirmektir.

Dişinizin problemi belirlendikten sonra diş tedavisi fiyatları hakkında kısa bir araştırmanın ardından tedavi sürecini bir an önce diş hekimine giderek başlatın.

Diş tedavisinin, dişin durumuna göre çok fazla çeşidi vardır. Kimi tedaviler tek seansta biterken, kimileri ise aylar hatta yıllar sürebilir. Uzun süren tedaviler genellikle tel tedavileridir. Bu durumda diş tedavisi fiyatları için tedavinin türüne ve süresine göre değişiyor diyebiliriz.

Sağlıklı dişlere sahip olmak istiyor, istediğiniz gibi gülebilme özgüvenini kendinizde bulabilmeyi arzuluyorsanız geç kalmış sayılmazsınız. Sağlık alanında yapılan birçok gelişme sayesinde en uygun fiyatlardan hayalini kurduğunuz dişlere, tedavi olarak kavuşabilirsiniz. Her insan yemekten tat almayı ve güvenle gülümsemeyi hak eder.

AKNE (Akne Vulgaris) Nedir

Akne, cilt hastalıkları doktoruna en sık başvurma nedeni olan deri hastalıklarından birisidir. Ergenlik döneminin herhangi bir anında, toplumun % 70’inde akne görülür. Akne, yani sivilce problemi hastaların aileleri tarafından bile bazen önemsenmeyebilir ve olduğu hale bırakılabilir. Ancak, aktif akne zamanla bitse bile en azından aknenin bıraktığı izler kalıcıdır. Ayrıca bu izlerin görünümü kişinin özgüvenini etkileyerek, psikolojik olarak kişide hoşnutsuzluk yaratabilir. Bu nedenlerle akne, hasta ailesi tarafından, clt hastalıkları doktorunda tedaviye yönlendirilmelidir.

(Aknede LAZER tedavisi )

Akne, deri altındaki yağ bezlerinin ve kıl köklerinin iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde sivilcenin diğer adı aknedir. Sivilcenin çıkmasında 4 ana faktör etkili olmaktadır :

1- Yağ bezi aktivasyonu,
2- Yağ ve kıl kanalının tıkanması ( siyah noktalar ),
3- Yağ kanalı içindeki mikrop sayısının artması,
4- Şişme, kızarıklık ve iltihaplanmadır.

Yağ bezlerinin en yoğun olduğu yerler olan yüz, dekolte, sırt cildi üzerinde değişik formda sivilceler oluşarak, aknenin genel görüntüsünü ortaya koyar. Kıl ve yağ kanalının tıkanmasıyla gözlenen “siyah noktalar” ve “beyaz noktalar” aknenin ilk evreleridir. Kırmızı, deriden kabarık, küçük aknelere “papül”, iltihaplanmış, uçları beyazlaşmış, deriden kabarık olanlara “püstül”, bütün bunlara ek olarak deri altında bir sertlik oluşturan ve üstelik ağrı da yapan aknelere “kistik akne” denir.

Genellikle insanların akneyle geçirdikleri dönem 5-15 yıl arasıdır. Ancak hangi yaşta olursak olalım akne tedavi edilmelidir. Ciltte derin çukurlara, kalıcı izlere neden olmadan en kısa sürede tedaviye geçmekte fayda vardır.

Tabii ki akne oluşumu büyük bir oranda hormonların yükselmesi ve yağ bezi salgısının artmasıyla ortaya çıkan ergenlikle bağlantılıdır. Bunun yanında :
Genetik,
Çevre faktörleri,
İlaçlar,
Stres,
Yanlış cilt bakım ürünleri ve kozmetik makyaj malzemeleri,
İklim şartları,
Kişinin çalışma ortamı,
Hormonal bozukluklara neden olan hastalıklar ( ör: polikistik over hastalığı, tiroid bezi hastalıkları ),
Ultraviyole ışınları da akneye neden olabilmektedir.

REFLÜ NASIL GEÇER

REFLÜ NASIL GEÇER

Reflü hakkın da birçok kişi çeşitli varsayımlar da bulunabilir. Ancak reflü hastalığı halk arasın da genel olarak bir mide hastalığı olarak bilinmektedir. Bu durum doğru bir yargı olarak kabul edilir. Reflü hastalığı bir mide hastalığı olarak hayatımızın içerisine girer ve yer edinir. Bu durum da reflü hastalığı için genel bilgiler vererek insanların bilinçlenmesini sağlamak da oldukça doğru bir davranış olacaktır.

Reflü hastalığı hakkın da var sayımlar da bulunarak hassas bir durum olduğu kabul edilmeli ve ona göre bir davranış içerisine girilmelidir. Reflü hastalığı hakkın da daha geniş bir bilgi verecek olur isek durumu en iyi şu şekil de açıklayabiliriz. Reflü hastalığı mide içerisin de bulunan mide sıvısının yani mukoza adı verilen bir çeşit salgı maddesinin çeşitli nedenlere bağlı olarak artış göstermesi ve bu artış sonucun da tüm mideyi kaplaması ile açıklayabiliriz. Bu durum da çeşitli rahatsızlıklar ve bu rahatsızlıkları tetikleyen bazı belirtiler ortaya çıkar. Reflü hastalığının belirtileri oldukça genel bilgiler şeklin de verilmektedir. Bu bilgiler kesin yargılar şeklinde de karşımıza çıkabilir. Ancak reflü hastalığının en temel belirtileri arasın da mide yanmaları mide ağrıları ve mide krampları yer alabilir. Bu durum da bu şikayetleri sıklıkla yaşar hale geldi iseniz bu durum da uzman bir doktora başvurmanız da yarar vardır. Reflü hastalığının tedavi edilmemesi durumun da durum çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Bunların dışın da reflü hastalığının tedavi edilmesi yaşam kalitesinin yükseltilmesi açısından da oldukça önemlidir. Reflü hastalığı çeşitli çevresel faktörlere dayalı bir şekil de ortaya çıkmaktadır. Bu çevresel faktörlerden başlıca olanları sigara ve alkol bağımlılığı bol ilaç tüketimi aşırı stres ve düzensiz beslenme alışkanlıkları şeklin de sıralanabilir. Bu durumlar üzerin de ayrı bir özen göstererek genel olarak hastalığın yıpratıcı etkilerinden kurtulabilirsiniz. Reflü hastalığı tedavi yöntemlerinin sonuç vermesi ile iyileşme gösterir. Reflü hastalığının geçmesi için genel olarak uzman bir doktor yardımı alarak düzenli bir şekil de tedavi edilmesi gerekmektedir.

Eczaneden Alınan Basur İlaçları

Eczaneden Alınan Basur İlaçları

Basur için kullanılan tüm ilaçlar ve kremler sadece hastanın rahatlamasını sağlar, kesinlikle tedavi edici özellikleri yoktur. Piyasada satılan ürünler de kesin çözüm olarak lanse edilse de hepsi rahatlatıcı ilaçlardır. Basurun tek tedavi yöntemi ameliyattır. Öncelikle hastada basur belirtileri var ise doktora giderek kesin bir teşhis koyulması daha sonra basur hangi evrede ise ona göre bir yol izlenmelidir.
Eczanelerde de birçok ilaçlar satılmaktadır. Bu ilaçlar arasında ağızdan alınan ve makattaki basurlu bölgeye sürülen kremlerdir. Ağızdan alınan ilaçlar ağrıyı keser, şişlik olan bölgeyi rahatlatır ve kanamayı azaltır. Bu durum hastada rahatlama sağlar. Krem şeklinde kullanılan ilaçlar da sadece makat bölgesine sürülerek uyuşturur ve yine hasta rahatlar. Bu tarz ilaçlar kortizon içerdiği gerekçesi ile uzun süre kullanılması sakıncalı görülmektedir.
Dışına sürülen kremler anüs içine de sıkılarak serinlik ve hastayı rahatlatır. Basur ilacı eczanelerin sattığı ilaçlarla sınırlı değildir. Evlerinizin mutfağı da çok etkili ilaçlarla doludur. Yani tüketilen besinler yardımı ile basurun rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Mesela kuşburnu ve zerdeçal birlikte kaynatılarak çay şeklinde demlenerek içilir ise basur için şifa olacaktır. Basur ilacını kendi eczanenizde aramak ve bitkisel ürünlerle kendinizi rahatlatabilirsiniz. Birçok kişi eczanelere gidip ilaç almaktan bile çekinmektedir.
Eğer doktorunuz kesin basur tanısı koymuş ise bitkisel yöntemleri uygulayarak bu hastalığın seyrini değiştirebilirsiniz Son zamanlarda alternatif tıp her hastalık konusunda olduğu gibi araştırmalarına hız vererek farklı kürler ve çaylar önermektedir. Basur için kullanılan bu çaylar ve kürlerin hastalar üzerinde çok etkili olduğu söylenmektedir. Hiçbir yan etkisi olmayan bitkisel tedavi yöntemlerini uzmanların önerdikleri şekilde kullanmalısınız. Bu önerilerin dışına çıkarak daha tüketmeniz doğru değildir. Bu öneriler yapılan araştırmalar sonucu belli ölçülerde kullanılması için yapılmaktadır.
Doktorun verdiği ilaçları önerdiği şekilde kullanıyorsanız, bu kürleri, çayları ve bitkisel kremleri de önerilen şekilde kullanmalısınız. Doğada bulunan bitkilerin her hastalık için şifa kaynağı olduğunu biliyoruz. Bu bitkilerin çoğu mutfağınızda bulunmaktadır. İşte sizin eczaneniz mutfağınıza kadar gelen bitkilerin her biri şifa dağıtmaktadır.

JİNEKOLOJİ / KADIN HASTALIKLARI

JİNEKOLOJİ / KADIN HASTALIKLARI

Jinekoloji bilim dalı kadın sağlığı ve kadın hastalıkları ile ilgilenen, bu alanda tıbbi incelemelerin yapıldığı, hastaların tedavisi için yeni yöntemlerin geliştirildiği bir bölümdür. Her ne kadar jinekoloji denildiğinde kadın hastalıkları akla geliyor olsa da bu bölümde aynı zamanda doğum ve gebelik gibi konularda da geniş çalışmalar yapılmakta, jinekolojik problemler kadar gebelik ve doğum ile ilgili problemler / sorunlar üzerine de çalışmalar sürdürülmektedir.

Jinekolojik araştırmalar ve çalışmaların çeşitli belgelerden hareketle milattan öncesinde mısırlı doktorlar tarafından başlatıldığı bilinmektedir. İslami alimlerin kadın hastalıkları konusunda geliştirdikleri bir takım tedavi yöntemleri bu alanda günümüzde kullanılan teknik ve tedavilere ışık olmuştur.

İlk kadın hastalıkları cerrahi kitabı Herdrik Van Roonhure tarafından on yedinci yüzyılda yazılmıştır. Bu eserde yine kadın hastalıkları hakkındaki merak edilen bir çok konuda önemli bilgiler vermiş, yapılan birçok çalışmada esas olarak alınmıştır.

Sonraki yıllarda özellikle anestezinin bulunması üzerine kadın hastalıkları ameliyatları alanında büyük buluşlar ve yeni yöntemler geliştirilmiş. Jinekolojik ameliyatlar (jinekolojik cerrahi) kadınların ölümlerine dahi neden olmakta olan birçok kadınsal hastalığın tedavisinde çözüm olmuştur / olmaktadır. Günümüzde teknolojinin de gelişmesinin verdiği güçle yeni tip jinekolojik operasyonlar ve cerrahi müdahaleler üzerine bir takım çalışmalar yapıldığı bilinmektedir.

Kadın hastalıkları ve doğum, uzmanlık dalı olarak tıp dünyasına girmiştir ve tıp fakültelerinde bu alanda eğitimler verilmektedir, doktorlar yetiştirilmektedir. Doğum bilimi (Obstetrik) farklı bir alan olarak ele alınmasının yanı sıra jinekoloji kadın hastalıkları ve kadınlık organları ile ilgilenen bir alan oldu. Jinekolojik hastalıklar tümörler, infeksiyonlar ve doğum sonrası bozuklukları olmak üzere 3 başlıkta incelenmektedir.

“Jinekoloji “ kelimesinin sözlük anlamı

* Kadın hastalıkları.
* Dişilerde üreme kanalı hastalıklarıyla uğraşan hekimlik dalı.

Kaynak: Türk Dil Kurumu – Jinekoloji

“Kadın Hastalıkları “ kelimesinin sözlük anlamı

* Kadın cinsel organlarını ve bunlarla ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalı, nisaiye, jinekoloji. 2. Hastanelerde kadın hastalıkları ile ilgili bölüm.

Kaynak: Türk Dil Kurumu – Kadın Hastalıkları

Jinekoloji (Kadın Hastalıkları) konusunda toplum bilinci oluşmamış bir ülke olmamız nedeniyle ülkemizde meme kanserleri ve rahim kanserleri nedeniyle hala kadınlarımız hayatlarını kaybetmektedirler. Jinekolog bir problem meydana geldiğinde değil, rutin olarak jinekolojik muayeneler için başvurulması gereken bir kişidir. Unutulmaması gerekir ki kadın hastalıklarında erken teşhis hayat kurtarmaktadır. Birçok jinekolojik hastalık erken tanı ve tedavi yöntemleri ile önlenebilmektedir.

Jinekolojik kontroller ne sıklıkta yapılmalı?
İlk kez adet olmuş kızların evlenip cinsel birlikteliğe girene kadar ki döneme kadar yılda bir defa, evlenmiş ve düzenli bir cinsel hayatı olan kadınların ise yılda 2 defa jinekolojik kontrollere gitmeleri uygun görülmektedir. Bu kontrollerle olabilecek kadın hastalıklarının teşhisi, tanısı kolayca konulabilir ve tedavileri gerçekleştirilebilir. Aksi takdirde jinekolojik muayene veyahut kontrollerin ihmal edilmesi durumunda başlayan kadın hastalıkları gelişerek tedavisi güç sonuçların doğmasına sebep olabilir. Bunun yanı sıra cinsel yolla bulaşan kadın hastaları var ki bunlar jinekolojik kontrol yaptırmayan kadınlarda büyük tehlikelere sebebiyet verip eşlerinin de rahatsızlık yaşamalarına neden olabilmektedir.

Kadınlarda en büyük kanser vakası meme kanseridir. Meme kanserleri jinekologların yapmış olduğu kadın hastalıkları muayeneleri sırasında tespit edilebilmektedir. Meme kanseri vakalarının her yıl giderek artış göstermesi kadınların bu alanda daha dikkatli olmaları gerektiğini gerçeğini unutmamaları gerektiğini ortaya koyuyor. Meme kanseri vakalarında erken müdahale olmadığı takdirde kanserli memenin ameliyatla kesilmesi / alınması gibi sonuçlar ortaya çıkabildiği gibi kişinin hayatının tehlikeye girmesi de söz konusu olabilmektedir.

Sivilce Çeşitleri Nelerdir?

Sivilce Çeşitleri Nelerdir?

Sivilce çeşitleri, birçok farklı nedenden dolayı oluşan sivilcenin farklı farklı çeşitleri olduğunu bilmeniz açısından önemlidir. Bu çeşitler kişiden kişiye göre değişiklik gösteren sivilce oluşumunun da nedenleri arasında sayılabilmektedir. Genel olarak çeşitler ise; ergenlik dönemindeki erkeklerde görülen akne fulminans, 15-40 yaş arası kadınlarda görülen akne konglobata, vücut geliştiren insanlarda görülen hormon ilaçlarına bağlı sivilce, giysilerin sürtünmesinden dolayı oluşan sivilce, kozmetik ürünlerin neden olduğu sivilce, deterjan gibi ürünlerin neden olduğu sivilce, pomad kullanımından oluşan sivilce, yağ katran ve zift sivilcesi, bebeklik sivilcesi, çocukluk çağı sivilcesi, yolma sivilcesi, güneşten dolayı oluşan sivilce ve klor aknesi nedeniyle oluşan sivilcedir. Bu çeşitlerden birisine yakalanabileceğiniz gibi birkaçına birden de yakalanabilirsiniz.

Sivilceler hangi çeşit olursa olsun mutlaka önüne geçilmesi ve asla yolunmaması gereken şeylerdir. Sivilce yolunduğu zaman iz bırakma riski fazla olduğundan, vücudunuzda kalıcı izler bırakabilmektedir. Sivilce sorununu alacağınız basit önlemlerle giderebilirsiniz. Giysilerinizin sürtünmesini bol giysiler giyerek engelleyebilir, kozmetik ürün kullanımlarına dikkat edebilir, hormon ilaçlarını kullanmayı bırakabilir, deterjan seçimlerinizi iyi yapabilir, vücut ve yüz temizliğinize önem verebilirsiniz. Ayrıca yağlı yiyeceklerden uzak durarak, sivilce sorununuzu azaltabilirsiniz. Sivilce sorunu her yaştan insanın başına gelen bir şey olduğu için, bu problemle başa çıkmak oldukça önemlidir. Bu konuda kendi başınıza aldığınız önlemler işe yaramıyorsa bir uzmana gözükmeniz, sorunlarınızın azalması konusunda size yardımcı olacaktır.

Sivilce Tipleri Nelerdir?

Sivilceler her insanda farklı şekilde oluşabilen, farklı nedenlerden dolayı çıkabilen en yaygın cilt hastalığı konumundaki şeylerdir. Sivilce oluşumu her yaştan insanın başına gelebilecek ve başına geldiği zaman bir hayli can sıkan bir şeydir. Bu yüzden bu konuda önlemler almak, neler yapılabileceğini bilmek önemli bir konudur. Sivilce genel olarak iki tipte karşımıza çıkmaktadır. Bunlar iltihaplı olanlar ve iltihaplı olmayanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İltihaplı olanlar; papül, püstül ve nodül olarak üçe ayrılmaktadır. İltihaplı olmayanlar ise; açık komedon, kapalı komedon ve iltihapsız kist olmak üzere üçe ayrılmış durumdadır. Hangi tip olursa olsun sivilce vücutta istenmeyen şeyler arasında ilk sırada gelmektedir.

Sivilce tipleri her insanda farklı olarak gözüken, ya tek bir türünün ya da hepsinin birden görüldüğü durumların oluştuğu farklı farklı şeylerdir. İltihaplı olanlardan papül; kırmızı, kabarık şişlikler olarak meydana gelmektedir. Püstül ise içi cerahatli yani iltihaplı, kabarık şişlikler olarak ortaya çıkmaktadır. Nodül ise belki de en kötüsü olarak dikkat çekmektedir. Nodül, derin, kırmızı ve ağrılı şişlikler olarak oluşmaktadır. İltihaplı olmayanlar, iltihaplı olanlara göre daha iyi sayılmaktadır. Bunlardan açık komedon; siyah noktacıklar halinde oluşmaktadır. Kapalı komedon ise, beyaz yağ butonları gibi gözükmektedir. İltihapsız kist ise isminden anlaşılabileceği gibi iltihap olmayan kistler şeklinde olmaktadır. Hangi tip sivilce olursa olsun insanı bir hayli rahatsız ettiği ise kesindir.

Sivilce Akne Nedir ? 

Sivilce Akne Nedir ?

Akne terimi Yunancadan türetilmiştir ve cilt bozulması anlamına gelir. Medikal dünyada Akne Vulgaris de denilir. Akne ya da diğer bir adıyla sivilce, cildinizde veya saç kökünde bulunan yağ bezelerindeki değişimlerden dolayı cildinizde oluşan bir hastalıktır. Bu iltihap büyük veya küçük, yumuşak veya sert, soluk veya zayıf, kırmızı, siyah veya beyaz olabilirler. Genelde yüzde, boyunda, omuzlarda, sırtta ve göğüste oluşurlar fakat tüm vücutta oluşan sivilceler normal değildir.

Akne yaygın olarak sivilce veya ergenlik sivilcesi olarak da bilinir. Cildinizdeki gözeneklerin tıkanmasından dolayı oluşurlar. Bu da daha çok hormonlardaki değişikliklerden veya cildinizdeki yağ bezeleri üzerinde kullanılan maddelerden oluşur. Gelişme çağında olan gençlerde daha yoğunlukla görülür fakat bebekleri, gençleri ve yetişkinleri de etkileyebilir ve herhangi bir inanç ve ırkla alakalı değildir.

Akne problemi sizin için çok sık rastlanan bir durumsa zaten T-bölgesinin aknelerin oluştuğu ilk bölge olduğunu fark etmişsinizdir. T-bölgesi alnınızı, burun ve çenenizi içine alan bölümdür. T-bölgesi dışında akneler yanaklarda ve yüzün geri kalan kısımlarında da oluşur. Aknelerin görüldüğü ikinci en yaygın bölge sırt bölgesi olup onu boyun, göğüs ve omuzlar takip eder.

Akneler zamanla iyileşip tamamıyle yok olsalarda bazı insanlar tüm hayatları boyunca bu problemle savaşırlar. 40 ve 50 yaşlarında bile sivilce izleri ile savaşmak zorunda kalan insanlar vardır. Akne aslında çok yaygın bir problem olup özellikle 12-24 yaş arasındaki insanların %85 ini etkiler. %85 in içinde kalan %25 değerindeki insanlar aknelerle yüz dışındaki bölgelerde oldukları için karşı karşıyadırlar. Aslına bakarsanız akne problemi çok ciddi boyutlarda olup tıbbi yardım alan bir topluluk da vardır.

Ne yazık ki yüzyıllardır sivilce ile ilgili bir sürü yanlış fikir ve efsaneler açıklanmıştır. Bir çeşit diet, stres, sinirlilik hali, hüsran ve buna benzer bir sürü durum akne problemini ortaya çıkardığına inanabilirsiniz. Fakat bu doğru değildir. Aynı zamanda güneşe maruz kalmanın da akne problemini çözeceğine inanıyor olabilirsiniz ama yine bu da doğru değildir.

Akne problemini ortadan kaldırmak için terapi, sivilce ilaçları, sivilce kremleri ve çeşitli sivilce tedavi çözümleri gibi bir sürü yol bulunmaktadır. Fakat seçeceğiniz bu yöntem sivilce türüne, sivilcenin bulunduğu duruma ve cild renginize bağlıdır. Akne türünü anlayabilmek için ise cildinizi iyi tanımanız gerekir. Akne çok ciddi bir hastalık türü olmasa da bazen kalıcı sivilce izleri bırakabilir. Sivilce izleri için tedavi çeşitleri var olsada bunların da bazı psikolojik ve sosyal etkileri vardır. Fakat akne günümüzde sadece bir çeşit insanın başına gelen bir problem olmadığı gibi global bir fenomen olmuştur.

Biz Sivilce Akne Net ekibi olarak sizlere bu sayfalarda sivilce tedavisi, sivilce nasıl geçirilir, sivilce lekeleri, sivilce kremleri, sivilce lekeleri, sivilce maskeleri hakkında ayrıntılı bilgi ve nasıl yapılacağı hakkında yol haritaları paylaşacağız. Siz de bizim bu çabamıza yapacağınız yorumlar ve göndereceğiniz çözümlerle destek olursanız site ziyaretçilerimize en az bizim kadar yardımcı olmuş olursunuz.

Fue Yöntemi ile Saç Ekiminden Sonra Yapılması Gerekenler

Saç dökülmesi her yaşta sık karşılaştığımız bir durumdur. İnsanlarda kafaların ön kısmında oluşan saç çizgisi belli yaşlara göre farklılık gösterir örneğin 15-20 yaş aralığında ki gençlerle 40-50 yaş arasında ki yetişkin saç çizgisi farklıdır. Farklı hizada ve farlı şekilde olmaktadır. Bu farklılıklar göz önünde bulundurulmadan saç ekimi yapılırsa doğal olmayan görüntüler ortaya çıkmaktadır. Uzmanlar saç ekimi yapacakları yeri kişinin yaşını baz alarak aneliz eder ve saç fue saç ekimi, saç ekim fiyatları, fue saç ekim fiyatıçizgisine uygun olarak saç ekim işlemini gerçekleştirir. Saç sınırını belirlemek bu gibi doğal olmayan saç çıkmasının önüne geçecektir. Bu noktada yanılmamak için en önemli noktadan bir tanesi de saç ekimini yapacak uzmanın deneyimi çok önemlidir. Duruma göre saç ekim yoğunluğu bölgesel değişebilmektedir. Doğal görünüm elde etmek için saç ekilecek kısıma gerekli analiz yapılır ve saçın daha doğal görünmesi için saç ekiminin çizgisi kişinin kafa yapısına yaşına göre belirlenir ve bu noktada saç ekimi yapılan yere ekim miktarı farklı sayılarda ekilir. Genel sonuç olarak önemli olan noktalar da dikkat edilirse fue saç ekimi sonucunda doğal görünüm elde edilmesi alınacak sonuçlar her zaman çok iyi olmuştur. En merak edilen nokta doğal görünüme sahip olunabilirmi kısmıdır. Bu kesinlikle yapılan uzmanların hassasiyetiyle de alakalıdır mutlaka deneyimli ve işin de uzman olanlar tarafından yapılması çok önemli bir noktadır doğal görünme aşaması için bu hassasiyetler çok önemlidir. Gelişmiş teknoloji sayesinde doğal görünüme ualşılması çok kolaydır. Deneyim ve teknolojiye uygun cihazlar kullanıldığında çok iyi sonuçlar elde edilir. Kişinin saçlarında dökülen bölgeye kendisinden alınan saçın tekrar dan kendisine uygulanması çok doğal sonuçlar vermekte en büyük faktördür. Genellikle hastanın kafasının yan kısmından veya arka ense kısmından alınan saçlar en sık görülen tepe dökülmeleri dir bu kısımlara ekilmesi sonucunda doğru ekim sonucunda doğal görünüm kazanmaması için bir sebep yoktur. Kullanılan saç kişinin kendi saçı olduğu için diğer saçlarla uyumu sorunsuz olmaktadır. Buda saçınızın ekim işleminden sonra doğal görünmesi için çok büyük bir faktör olmaktadır.

KOLON KANSERİ

Kolon adını verdiğimiz kalın bağırsak sindirim sistemimizde ince bağırsaktan sonra gelen bölümdür. Günümüzde sıkça rastlanılan kolon kanseri dikkat edilmesi gereken bir konudur. Tüm kanserler içerisinde görülme oranı olarak  3. sırada bulunmaktadır.kolon kanseri nedir, kolon kanseri tedavisi

  • KOLON KANSERİ NEDENLERİ:

Kanserin sebebi  hem çevresel faktörler hem de kalıtsal nedenler olabilmektedir. Genetik yapı kanserin oluşumunda birinci sırada yer almaktadır. Yakın akrabalarında bu kansere yakalananların olması kansere yakalanma riskini arttırmaktadır. Yediğimiz yiyecekler ve beslenme tarzımız bu kansere yakalanmamızda büyük önem taşımaktadır. Kolon kanserinin meydana gelmesinde özellikle hayvansal içerikli yağlar barındıran ürünler tüketilmesi etkili olmaktadır. Bunun dışında çeşitli kimyasal içerikli maddelerle temas halinde olan insanların kansere yakalanma riski normale göre daha yüksektir. Sanayide çalışan işçilerde bu kanserin görüldüğü tespit edilmiştir.

  • KOLON KANSERİ BELİRTİLERİ:

Kolon kanserinin ilk evrelerinde vücutta ağrılar olmakta bunun yanında kilo kayıpları erken yorulma ishal görülmektedir. Ayrıca dışkı yapamama sorunu olmaktadır. Bunun için çeşitli ilaçlar kullanılsa bile kabızlık tamamen geçmeyebilir. Bu tarz şikayetleri olan hastaların en yakın zamanda uzman bir hekime tedavi olmaları gerekmektedir. Uzmanların tetkiklerine göre kalın bağırsakta bir sorun olup olmadığı ortaya çıkmaktadır. Eğer tanı koyulduysa erken tedaviye başlanması hasta açısından oldukça önemlidir. Eğer başlangıç aşamasında teşhis edilemezse kalın bağırsakta ilerleyen zamanlarda daralma meydana gelmeye başlar. Bunun sonucu olarak ise kalın bağırsaktan dışkı çıkışı zorlanır. Bağırsakta bulunan atık maddeler bu kısımda toplanarak birikim yapmaya başlar. Bunun sonucunda hastalarda kabızlık şikayetinin yanı sıra ataklar halinde gelen ağrılar da başlar.

Kolon kanseri ilerler ise yukarıda belirttiğimiz belirtiler artış göstermeye başlar. İştah kaybı sorunu nedeniyle de vücutta kansızlık başlar ve renkte solukluk meydana gelir. Bağırsakta oluşan deformasyon sonucu ise yırtılmalar meydana gelir. Bu yüzden atık maddeler kana karışmaya başlar. Bu aşamaya gelen hastaların ise ameliyatla karın kısmı açılarak tümörün alınıp alınmayacağı doktorlarca kararlaştırılır. Bu aşamada genellikle tümörün alınması risklidir.

  • KOLON KANSERİ TANISI:

Hastalığın tanısı günümüz teknolojik koşullarını da göz önüne alırsak oldukça kolaydır. Kolonoskopi aracılığıyla hastaların kalın bağırsakları görüntülenir. Bu esnada eğer polip var ise hemen ortaya çıkar ve gerekli incelemelere tabi tutulur. Durumu riskli olan hastalarda doktorun uygun gördüğü zaman aralıklarında aynı işlem tekrarlanarak yapılır. Bu sayede hastalığın ilerlemesi engellenmiş olur. Bunun yanı sıra günümüzde videolu sistemlerle görüntüleme uygulamaları da yapılmaktadır. Bu uygulama ile bağırsağın alt kısmını inceleme fırsatı sağlanır. Ayrıca gaita testi alınarak içindeki gizli kan incelenir. Bunun dışında ise uygun görülürse bağırsaktan ufak bir parça alınarak test edilir.

Parmakla rektal olarak tedavi yöntemi ise sonuç veren uygulamalardan bir tanesidir. Ayrıca röntgen çekilerek kalın bağırsak içerisinde kitlenin tespiti de kullanılan yöntemler arasındadır.

  • KOLON KANSERİNDEN KORUNMA YOLLARI:

Bol miktarda lifli besinler ile beslenmek kolon kanserine yakalanma olasılığımızı düşürmektedir. Bunun sebebi ise bu tür gıdaların aldığımız kanserojen içerikli besinlerin etkisini azaltmasıdır. Yağlı besinlerle beslenmek kansere yakalanma olasılığımızı arttırmaktadır. Bunun için yağ oranı çok fazla olmayan besinler tüketmemiz gerekmektedir. Özellikle kırmızı etin çok tüketilmesi kansere yakalanma riskini arttırmaktadır.

Kolon kanserine yakalanmamanın bir diğer yolu ise düzenli olarak kontrollere gitmektir. Özellikle risk altında olan kişilerin bu kontrolleri düzenli olarak yaptırması gerekmektedir. Ayrıca yeşil çay tüketilmesi bağırsakları rahatlatıcı etki gösterdiğinden önerilmektedir.

  • KOLON KANSERİ TEDAVİ:

Kalın bağırsak kanserinde cerrahi uygulama ile tümörün olduğu kısım ve etrafındaki  sağlam dokunun bir kısmı alınır. Bulunan evreye  göre  kemoterapi uygulamasına başlanır. Anüs kısmına yakın olan tümörlerde ise durum biraz daha farklıdır. Böyle durumlarda anüs alınarak dışkılama işlemi karından yapılmaya başlanır. Hastalığın biraz daha ilerlediği durumlarda ise kemoterapiye ek olarak radyoterapi uygulamasına da geçilebilir. Bu işlem haftalık uygulamalar halinde yapılır. Kemoterapilerde kullanılan ilaçlar genellikle yan etkisi olmayan ilaçlardır. Bu sayede hastaların yaşam sürelerinin uzatılması amaçlanmaktadır.

Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle birlikte kalın bağırsak kanserinde uzman doktorlar ve cihazlar sayesinde olumlu sonuçlar alınmaktadır. Çünkü yeni cihazlarda hasta olan dokulara ışın verilmekte sağlıklı dokular ışına maruz kalmamaktadır. Tabi k bu uygulamaların uzman ve deneyimli kişilerin ellerinde yapılması çok önemlidir aksi takdirde olumsuz sonuçlarla karşılaşmak mümkündür.

  • KOLON KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ:

Kalın bağırsak kanserinde yaş önemli bir faktördür. Kansere yakalanma yaşı her ne olursa olsun genellikle 50 yaşından sonrası risk teşkil etmektedir. Bu yaştan sonra ise riskin her 10 senede bir  ikiye katlandığı görülmektedir.

Kalın bağırsak kanserinin; meme rahim ve yumurtalık kanseri olanlarda  görülme olasılığı normale oranla daha yüksektir.

  • KOLON KANSERİ NASIL  OLUŞUR:

Kalın bağırsak kanseri bağırsakta bulunan birtakım hücrelerin zamanla büyümesi sonucunda  polip olmaları sebebiyle oluşmaktadır. Polip bağırsakta bulunan ve gözle görülebilen bir parçadır. Genel olarak polipler iyi huyludur. Fakat bazı polipler bağırsakta genişleyerek diğer organlara da sıçrar ve  kanser  oluşmasına sebebiyet verir. Poliplerin kanser hücresi haline gelmesi ise bu hücrelerin genetik olarak bozulması sonucunda meydana gelmektedir. Bu tarz bozulmaların çeşitli sebepleri olmakla birlikte genellikle kalıtımsaldır. Bazen de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Polipler genel tedavilerde ortaya çıkmazlar. Endoskopik uygulamalar sayesinde ortaya çıkabilirler. Tespit edildiğinde ise erken tedavi yöntemiyle hastalığın önüne geçilmektedir.

  • KALIN BAĞIRSAK KANSERİ AMELİYATLARI:

Kolon kanseri ameliyatlarında hasta acil olarak gelmediyse ameliyatta hastalıklı olan taraf çıkartılır bağırsaklar ise tekrardan diğer bağırsaklarla birleştirilerek ameliyat tamamlanır. Fakat kanserli hücreler rektumun olduğu kısımda bulunuyorsa daha farklı bir ameliyat yöntemi uygulanmaktadır.

  • KOLON KANSERİ AMELİYAT SONRASI TAKİP:

Hastalarda ameliyattan sonra takibin yararı tekrardan polip oluşmasının önüne geçmek ve kanserin tekrarlanma olasılığını azaltmaktır. Genellikle ameliyattan sonraki 2 yıl içerisinde takiplerin daha sık ve tekrarlı yapılması çok önemlidir. Fakat tekrarlayan kanserlerde genellikle 5 senelik takipler yapılması uzmanlar tarafından önerilmektedir. Bu sürenin sonunda ise takiplerin sıklığının azalmasında bir sakınca yoktur. Bu takiplerin asıl amacı tekrardan polip oluşmasının önüne geçmektir. Takipte genel olarak muayene Kolonoskopi kan değerleri testi ultrason gibi yöntemler uygulanmaktadır.

Kolon kanseri olan kişilerin yakın akrabaları hastalık açısından risk altında olan kişilerdir. Bu sebepten bu kişilerin de düzenli olarak tetkik yaptırmalarında yarar vardır.

Adet Gecikmesine Sebep Olan 5 Şey

Her ay düzenli olan adet kanamalarımız bazı aylarda düzensizliğe uğrayabilir. Ay içerisinde beklediğimiz tarihlerde adet görmediğimizde tedirginlik hissederiz. Adet kanamaları beklenen tarihten önce veya beklene tarihten çok sonra da görülebilir.adet gecikmesi, adet gecikmesi sebepleri, adet neden gecikir

Normal adet döngüsü, bir kanamanın başladığı ilk günden, diğer kanamanın başladığı ilk güne kadar geçen zamanı ifade eder. Ve normal şartlarda bu döngü 28 gündür. Eğer adet kanamalarınız 21 günden daha kısa bir sürede tekrarlanıyorsa, sık adet görüyorsunuz demektir. Eğer adet kanamalarınız 35 günden fazla sürede tekrarlanıyorsa, bu durumda seyrek adet görüyorsunuz ve adet gecikmesi yaşıyorsunuz demektir.

Öncelikli bilmeniz gereken, eğer çok düzenli adet görüyorsanız ve yılda bir iki kez kanamalarınız gecikiyorsa, bu son derece normal bir durumdur. Yaşadığınız bazı olaylar beyninizin bilinçli kısmını etkiler ve bazı işlevler bozularak adet görmelerde kısa süreli düzensizlikler oluşur. Ancak adet gecikmeleri sürekli kontrolünüzde olmalıdır. Bu gecikmelerin yaşanmasına neden olan bazı durumlar söz konusudur. Bu durumları bilmenizde fayda var. İşte adet gecikmesine neden olan 5 şey;

  1. Stres, adet gecikmelerine neden olan ve bilinen en etkili durumdur. Ay içerisinde yaşadığınız yoğun stres ve gerginlik vücudunuzda cinsiyet hormonlarının salınmasını uyaran hormonların seviyesini azaltır. Bu hormonların azalması yumurtlamaya ve adet görmemeye neden olur. Yeniden düzenli adet görebilmeniz için ise rahatlamanız ve gevşemeniz gerekir.
  2. Kullandığınız ilaçlar, bazen siz farkına varamasanız da adet gecikmelerine neden olabilir. Yeni kullanmaya başladığınız ilaçların yan etkisi olarak adet gecikmesi, hatta hiç görülmemesi dahi olabilir. Bu durumlarda mutlaka doktorunuzla bu yan etkiyi paylaşmanız doğru olacaktır.
  3. Kilo düzensizliği, aynı zamanda vücut düzensizliği demektir ve bu düzensizlik adet görmelerinize de yansıyabilir. Fazla zayıf olduğunuzda vücut yağ düzeniniz yeterli olmayabilir. Veya fazla kilolu olduğunuzda yağ düzeyiniz normalin çok üzerindedir. Bu tür durumlar adet gecikmelerine ve aksaklıklarına neden olmaktadır. Bu durumdan kurtulabilmenin tek yolu ise normal kiloya kavuşmanızdır.
  4. Hamilelik, adet gecikmelerinde en çok bilinen nedendir. Yaşadığınız bir ilişki varsa ve akabinde adet görmeniz gecikti ise, hamile olmanız yüksek bir ihtimaldir.
  5. Menopoz, artık yumurtlayamayacağınızın ve adet görmekten kesileceğinizin bir belirtisidir. Menopoz yaşınız yaklaştı ise adet görmeleriniz gecikecek ve birkaç sene sonra tamamen kesilecektir.