Porsiyon kontrolü yapmanın yolları nelerdir?

İnsanlar büyük porsiyon gördüklerinde ne yazık ki onu tercih eder. Maalesef Bu durum gerek Türkiye’de gerekse de Amerika’da bu şekilde ilerlemektedir. Ucuz gıdaların ve ya yağların piyasada gittikçe artış göstermesi ile marketlerde kampanyalı ürünler ve ya büyük paketler daha hesaplı gibi gözükür. Cebe yararlı olan bu kampanyalar fazla kiloya ve porsiyonun büyümesine neden olabiliyor. İlave olarak ise toplumuzun aşine olduğu büyük kaplarda yemek pişirilme alışkanlığı da daha çok yemek yemeye neden olmaktadır ve dolasıyla da istenmeyen kiloya ve ya hastalıklara davetiye çıkartıyor.porsiyon kontrolü nedir, porsiyon kontrolünün faydaları, porsiyon kontrolünün yararlarıPorsiyon kontrolünün detayları

Mutfağınızda et reyonuna geldiğiniz zaman ilk yapılması gereken tüketeceğiniz etin çeşidini ve alacağınız miktarı saptanabilmesidir. Eğer ki, canınız kırmızı et istediyse görünür yağlarının olmamasına dikkat etmek gerekiyor. Özelliklede yağ içeriği daha az olan antrikot ya da biftek kırmızı ette en doğru seçimlerdendir. Eğer ki, tavuk alacaksanız da göğüs kısmı daha sağlıklı olur. Şayet lezzet sizin için önemliyse yağ içeriği biraz daha çok olan but’u da tüketmenizde fayda vardır. Nadiren de olsa kendinize kanat ziyafeti vermek isterseniz dikkat etmeniz gerekiyor. Her ne kadar balık en sağlıklı et grubu olsa da ülkemizdeki tüketim oranı ne yazık ki çok azdır. İçeriğindeki Omega-3 ile balık alternatifsiz bir besinlerdendir.

Abur cubur reyonunu yok etmelisiniz

Yapılan alışverişlerde en tehlikeli reyon abur cuburlardır. Şayet alışverişe aç karnına çıktıysanız ve ya uzun süre besin tüketmemişseniz kendinizi bu reyonda bilinçsizce alışveriş yaparken bulmanız mümkündür. Bu sebeple alış-verişe her dakika tok karnına çıkmaya özen gösterin kendimizi ödüllendirdiğimiz bu reyonda doğru seçimi yapmaya dikkat etmelisiniz. Eğer çikolata alacaksanız daha fazla bitter olan çikolatalarla kalori içeriği düşük olan barları sahip bisküvi alacaksanız da light olanları ve krakerleri tercih etmeye yönelmelisiniz. Kremalı ve karamelli ve ya yüksek kaloriye sahip çikolatalar ise karın bölgesinde yağlanmaya sebep olacağı için ise kaçınılması gerekli olanlar arasında yer almaktadır. Doğru içecek seçilmesi oldukça önemli bir konulardan biridir. Asitli içecekler, siyah çay ya da kahve yerine beyaz çay, ıhlamur, yeşil çay, rooibos, ekinezya, chai tea kuşburnu tarzında bitki çayları şekersiz olarak sıklıkla içmelisiniz.

Miyom hakkında bilinmesi gerekenler

  • Genel olarak, rahimin duvarında oluşan iyi huylu yani kansere yol açmayan bir tümör. Fibroid de denilen miyomlar çizgisiz kas hücrelerinde oluşmaktadırlar. Bunlara leiomyoma, yani çizgisiz kas tümörü de deniliyor.
  • Miyomlar rahim duvarında bulunan tek bir yumru olarak ve ya birden çok sayıda gurup olarak oluşabiliyorlar. Çapları 1 milimetre ile 20 santimetre arasında değişmektedir. Miyomlar kadınların kalça kemiği civarında en yaygın görülen tümörlerdir ve kadınların rahimleri en çok miyom sebebi ile alıyor. Genelde tümör diye adlandırılsalar da kansere sebep olmamaktadırlar. Hatta bazıları hamilelik sonrası kendiliğinden kayboluyor.
  • Miyomlar büyüklük ile sayı bakımından çeşitlilik gösterir. Genelde yavaş yavaş büyür ve bir belirtileri bulunmuyor. Eğer ki, bir miyomun bir belirtisi yoksa o zaman o miyomu tedavi etmeye de gerek kalmaz. Miyomlu insanların yaklaşık %25 inde miyomlar bir belirti ile kendilerini belli ederler ki o zaman tedavi gerektirir.

Miyomların Oluşma Sebepleri Nelerdir?

  • Neden oluştuğu tam olarak netlik kazanmamış olmakla beraber rahim miyomlarının çoğunluğu kadınların doğurgan yıllarında görülür. Miyomlar, vücut östrojen üretmeden önce ortaya çıkmıyorlar. Hamilelik yıllarında ise vücut ekstra östrojen ürettiğinden hızla büyümektedirler. Menopoz yıllarında ise büyümeleri durur hatta östrojenin azalmasından kaynaklı olarak küçülebiliyorlar.miyom nedir, miyom belirtileri nelerdir, miyom tedavisi nasıl yapılır
  • Genetik olarak miyom oluşturmaya yatkın bir aileniz varsa, bu sizi risk gurubuna sokabiliyor. Tek yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığı, çift yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığından daha fazla olur.
  • Miyom oluşumlarının beslenmeyle ya da yaşam tarzıyla alakalı olduğunu gösteren bir çalışma bulunmuyor.
  • Miyomlar ve ya fibroidler normal rahim kası hücrelerinden çok daha fazla östrojen alıcısına sahipler.
  • Afrika kökenli kadınlardaysa yaklaşık 30 yaş üzeri kadınlarda ve hiç doğum yapmamış kadınlarda görülme olasılığı daha fazla oluyor.
  • Vücudun dokularını yenilenmesinde kullandığı diğer büyüme faktörleri, mesela insülin benzeri büyüme faktörü, miyom oluşumunu tetiklemektedir.

Belirtileri Nelerdir?

  • Ağır ve uzun kanamalar
  • Kilo alımı veya karın kaslarında anormal büyüme
  • Leğen kemiğinde ağrı ve baskı
  • Karın şişmesi veya gerilmesi
  • Küçük tuvalete sıkça çıkma
  • Mesanede veya bağırsakta baskı
  • Bacakların arkasında ağrı
  • Menstüral döngüler arasında vajinal kanama
  • Kabızlık
  • Cinsel birleşme sırasında acı

Diş Hastalıkları Nedenleri ile Tedavi Yöntemi

Diş hastalıkları için başta genetik özellikler ile yatkınlık olmak üzere, ağız ve diş sağlığı konusunda yetersiz bakım ve bilinçsiz kullanım gibi faktörler oldukça etkili olmaktadır. Özellikle diş sağlığına gereken önemin verilmemesi diş hastalıkları nedenleri arasında en başta gelen sorunların yine en başta gelen nedeni olmaktadır. Dişler mutlaka bilinçli kullanılmalı ve ağız sağlığı da en az dişler kadar önem verilir olması gerekir. Periyodik ve zorunlu hekim ziyaretleri mutlaka aksatılmadan yapılmalıdır. Diş hastalıklarına karşı en iyi tedavi korunma ile başlamaktadır. Ağız ve diş sağlığının korunmasına dair kurallar ve uygulanması gerekenler daha çocuk yaştan bireylere aşılanmalıdır. Bu sayede erken teşhis ile tedavi sonucunda, en önemlisi ise ağız ve diş sağlığı bakımından çıkabilecek sorunlara karşı korunma sağlanabilmektedir. Diş eti rahatsızlıklarından tartar vs. oluşumlara dek mutlaka dişlerin hekimlerce kontrolü ile belirtilerin ciddiye alınarak tedavi süreci için diş hekimlerine başvurulması oldukça önemlilik arz eder. Bu sayede ileri seviyede tedavi metotlarının uygulanmasına gerek kalmadan ilk seviye tedbirler ile diş hastalıklarınız tedavi edilebilmektedir.

Daha Sağlıklı Dişler İçin Bakım Önerileri Nelerdir?

Diş fırçalama işlemi, diş hekimleri, diş sağlığıDişler fırçalanırken, diş ile diş etlerine paralel hizada dairesel hareketlerin uygulanması gerekir. Diş fırçalaması esnasında dişlere ya da diş etlerine çok hafif ya da çok kuvvetli baskı yapmaktan kaçınılmaması gerekir. Her 3-4 ayda bir diş fırçası yenilenmesine dikkat ediniz. Diş temizliğinde, diş fırçalarının niteliği ve dişlere olan uygunluğu büyük önem taşımaktadır. Diş fırçasının sapı rahat bir kullanıma imkan vermesi açısından esnek boyunlu olmasına dikkat edin. Diş fırçası, çok sert ve ya aşırı yumuşak olmaması gerekmektedir. Diş fırçalama işlemi, dil fırçalamayla devam edilmelidir. Dilin arka sırtından başlanarak, öne doğru fırçalama işlemi yapmalısınız. Dil fırçalama için özel olarak hazırlanmış ve genellikle diş fırçalarının üst, arka kısmında yer alan dil temizleyici başlıklar bu amaçla kullanılabilmesiniz. Evinizde yapılan günlük bakım diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla birlikte tamamen önleyemezsiniz. Hekimi tarafından yapılacak işlemle diş fırçası ve diş ipi ile temizlenemeyen bölgelerdeki sertleşmiş diş taşları ortamdan uzaklaştırınız.

Zirkonyum Diş Fiyatlarındaki Değişim

Zirkonyum diş kaplama diğer kaplama diş seçeneklerin göre daha estetik ve tercih edilen bir tedavi şeklidir. Porselen dişlerden en büyük farkı diş eti ve diş dokuları ile tam uyum sağlamasıdır. Işığı geçirgen yapısı ile doğal bir görünüme sahip olması tercih edilen önemli nedenler arasındadır. Sigara ve çay gibi yiyeceklerin oluşturduğu renklenmeler sonrası değiştirdiğiniz dişleriniz zirkonyum dişle bir daha renklenmeyecektir. Üzerindeki kaliteli cila sayesinde parlak görünen ve leke tutmasını engelleyen yapısı ile kullanımı çok kolaydır. Gerektiğinden fazla büyük veya küçük olan dişleriniz aynı boyutlara getirilerek ya da uzunlukları sizin ağız yapınız göre tasarlanarak dişlerinizde ki diş kırıkları, kırık ve dolguların renk değiştirdiği durumlarda estetik görünümü güzelleştirmek adına yapılan uygulama her zaman daha sağlıklı bir diş yapısı için mükemmel fırsattır.

zirkonyum diş kaplamaları, Zirkonyum diş fiyatları, zirkonyum dişZirkonyum diş daha parlak ve beyaz görüntüsü ile gülümsemenizi güzelleştirir. Zirkonyum diş fiyatları diş sayısı ve dişin tedavi aşamasındaki durumuna göre değişmektedir. Estetik diş hekimliğinin kullandığı bu yöntem hem ön hem de arka dişleriniz için kullanılabilir. Tedavi edilecek şehre göre fiyat farkı uygulanan zirkonyum diş tedavisinde 150 – 300 euro civarında bir fiyat aralığı vardır. Semtine göre dahi değişen diş fiyatları lüks semtlerde daha farklı bir fiyat uygulamaktadır. Laboratuar ortamında hazırlanan dişler önceleri daha pahalı yapılmaktayken artık artan laboratuar sayısı ile ucuzlamış görünmektedir.  Özellikle ön dişlere uygulanan tedavi şekli ayrık duran ön dişler için diş yapınız incelenerek doğru uygulama ile daha sağlıklı dişler olarak sizi rahatlatabilir.  Diş dolgusu yapılmayacak kadar aşırı madde kaybı olan dişlerde, eğri – çarpık dişlerde bu tedavi yöntemi kesin sonuç vermektedir.

İlerleyen teknoloji sayesinde doğal dişe en yakın olan zirkonyum diş hekimler ve hastalar tarafından hiç zararı olmadığı için ve alerjik reaksiyon göstermediği için kullanımı uygun görülmüştür. Metal doldu uygulamalarına nazaran estetik olarak daha güzel duran bu tedavi şekli can sıkıcı sonuçlardan dişlerinizi uzaklaştırır. Estetik kaygınızı gideren ve diş fonksiyonlarınızı tekrar kazanılmasını sağlayan zirkonyum diş kaplamalarının kullanımı giderek artmaktadır.

Ortopedik Ayakkabı Nedir?

Ortopedik ayakkabı uzmanlar tarafından ayakların sağlıklı ve kaliteli bir tasarım içerisinde rahat nefes alabilmesini ve ayak şeklini belirleyen aynı zamanda rahatlığını sağlayan ayakkabılardır. Bu tür ayakkabılarda tasarım tamamı ile normal bir ayak şakiline göre belirler. Ayağın tam ortasına gelen kısmında hafif bir yükseklik vardır. Uç kısımlarına doğru bu yükseklik orantılı bir şekilde azalmaktadır. ortopedik ayakkabılarda topuk kısmı da çok dikkatli bir şekilde tasarlanmaktadır. Önceleri yalnızca bazı markalar ve özel yerler ortopedik ayakkabı üretimi yaparken şimdilerde hemen özel markaların hepsi bu tasarımları bütün modellerinde uygulamaktadır.

Ayak Sağlığınıza Dikkat Edin

ayakkabı, ortopedik ayakkabı, ayak sağlığı, ortopedik ayakkabı
SAMSUNG

Ortopedik ayakkabıların sağlık açısından da önemi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Doktorlar ayak sağlığında şikayetleri olan kişilere ortopedik ayakkabı kullanmalarını tavsiye etmektedir. Özellikle çocuklarda ortopedik ayakkabı kullanmak çok büyük önem taşır. Ayak kemiklerinin ve kaslarının güzel ve doğru bir düzende şekillenmesi için ortopedik ayakkabı kullanılmalıdır. Yalnızca çocuklar için değil her yaştaki ve her cinsiyetteki insanların ortopedik kullanması gerekir. ileride ayağınızın düz taban olmaması için veya ciddi bir ayak hastalığı yaşamamak için de ortopedik kullanımı çok önemlidir. İnsanlar bu konuda son derece bilinçli davranışlar sergileyerek hem çocukları hem de kendileri için ortopedik ayakkabı kullanmaktadır.

ayakkabı, ortopedik ayakkabı, ayak sağlığı, ortopedik ayakkabıOrtopedik ayakkabılar son yıllarda topuk dikeni denilen ve insanda inanılmaz acılar ve ağrılar yaratan hastalıklara da çözüm sağlayan tasarımlardan oluşmakta. Deri hastalıkları kapsamında yer alan ayak vurması, su toplaması gibi rahatsızlıklardan kurtulmanın en kolay yolu yine ortopedik ayakkabılardır. bu tip ayakkabılar modelde belli bir tip anlamına gelmez. Son derece şık ve zarif modellerde de ortopedik tasarım kullanılabilir. Bir ayakkabının ortopedik olup olmadığı ise, iç kısımdaki tasarımda gayet açık olarak görülür.

Bağışıklık Sistemimiz İçin Önemli Olan Unsurlar Nelerdir? 

Bağışıklık sistemi hakkında tıp camiası geniş araştırmalar yapmaktadır. Özellikle antropoloji araştırmaları arkeoloji ile birlikte bağışıklık sistemleri hakkında derin araştırmalar yapmaya devam etmekte. Ancak sizler, bağışıklık sisteminizi nasıl korumalısınız? Dikkat etmeniz gereken ilk unsur beslenme.

beslenme, doğal beslenme, gripten korunma, çoçukları hastalıktan korumaEğer beslenmenizi dengeli ve doğal bir şekilde yerine getirirseniz, bağışıklık sisteminizin direncini arttırmanın ilk adımını atmış olursunuz. Doğal ürünler ile yapılan dengeli beslenme programları da sizlerin sağlık açısından olumlu sonuçlar elde etmenize sebep olur. Sürekli iş hayatında koşturan insanların, beslenmelerini aksattıkları dönemlerde enerjileri ve vücut dirençleri düşer. Vücut dirençlerinin düşmesi ise kesinlikle hastalıklara çağrı veren bir durumdur.

 beslenme, doğal beslenme, gripten korunma, çoçukları hastalıktan korumaKış ayları insanların soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkları çok sık bir şekilde yaşadığı dönemlerdir. Gripten korunma yolları hakkında ise öncelikle bilmeniz gereken bir kaç yöntem var. Bu yöntemler arasında C vitamini ağırlıklı olan gıdaların tüketilmesi çok önemlidir. Portakal, greyfurt, limon, elma gibi meyveler grip ile savaşmanın en iyi yollarından birisidir. Ancak her zaman hastalıklar bulaşmadan önce önlem almalıyız. Hastalık bulaştıktan sonra düzenli gıda tüketimi yaparsak sadece hastalığın etkilerini en aza indirebiliriz. Genellikle çocukları hastalıklardan koruma yöntemleri içerisinde en hızlı çözüm yöntemi nane limon tüketimindedir. Çok eski bir soğuk algınlığı ve grip önleme yöntemi olan nane limon ile çocuklarınızın vücut direncini arttırmanız mümkündür. Hem tadının güzel olması, hem de rahat bir içiminin olması sebebiyle çocuklar nane limon tüketmeyi severler. Nane limonu çocuklarınıza içirirken, şeker yerine bal kullanmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Bal antioksidan bir besin olduğu için nane limon ile birlikte muhteşem bir ikili olmaktalar. İsterseniz bir miktar karabiber ekleyerek daha keskin bir hale getirebilirsiniz.

 

Prostat Kanseri Risk Faktörleri Ve Tedavisi

 Prostat, erkeklerin üreme sistemlerinin en önemli parçasıdır. Üreme için gerekli olan spermlere sıvı üretimini sağlar. Kanser hücresi, çoğunlukla prostat bezi dışında oluşur. Bu kanser hücresi zamanla, prostat içine yayılarak vücudun diğer bölgelerine de yayılır. İleri yaşlardaki erkeklerin korkulu rüyası prostat kanseri.. Erkeklerde deri kanserinden sonra en çok rastlanan ikinci kanser türü olan prostat kanseri, aynı zamanda kanser çeşitleri içerisinde en çok ölümle sonuçlanan akciğer kanserinden sonra gelen kanser çeşididir. Son yıllarda araştırılarak geliştirilen birçok yöntemler neticesinde prostata has antijenler üretilmiştir.prostat kanseri, prostat kanseri riskleri, prostat kanseri tedavisi Prostat kanseri risk faktörlerinden birisi ırktır. Örneğin Amerikalı siyah ırklarda prostat kanserine yakalanma riski, beyaz ırklara oranla 1.6 kat daha fazladır. Bu da gösteriyor ki çevre ve beslenme gibi faktörler de, bu kanser türünü artırmada rol oynayabiliyor.

Bir diğer risk faktörü de yaştır. Prostat kanserine yakalanma riskinin en önemli faktörü 50 yaş ve üstünde olmaktır. 50 yaş üstü olan erkeklerin %30’unda, 80 yaş üzerindeki erkeklerin %60-70’inde prostat kanseri görülebilmektedir. Yani her 6 erkekten biri bu kansere yakalanmaktadır.
Son olarak, ailedeki yakınların prostat kanseri geçirmiş olması da bir risk faktörüdür. Prostat kanserinin, ailesel ve genetik risk yönü olduğuna dair pek çok bilimsel çalışma ve deliller mevcuttur. Yapılan araştırmalar neticesinde, ailede prostat kanserine yakalanan kişi sayısı, o kişiye yakınlık derecesi ve kansere yakalanan kişinin yaş durumunun genç oluşu durumlarına bağlı olarak risk de artmaktadır. Ailede birden fazla kişinin prostat kanseri olması, risk oranını artırmaktadır. Özellikle de kansere yakalanan kişi ne kadar gençse risk o kadar büyük demektir. Prostat kanserinde bazı belirtiler vardır. Sıkça idrara çıkmak bunlardan birisidir. İdrar akışının yavaşlamış olması da bir belirtidir. İdrara başlarken zorluk çekilmesi de belirtilerdendir. Bu belirtileri yaşayan kişi, eğer prostat kanseri olmaktan şüphe ediyorsa hemen bir uzman doktora başvurmalıdır. Hekim bazı tahlillerin yanında eğer gerekli görüyorsa biyopsi de isteyebilir.
Prostat kanserinin tedavi yöntemini belirlemede çeşitli etmenler rol oynamaktadır. Tedavi öncesi hastanın yaşına, kanserin hangi aşamada olduğuna, başka herhangi bir rahatsızlığının olup olmadığına bakılarak, uygulanması düşünülen tedavi yöntemlerinin yol açacağı olumsuz etkileri de düşünülerek tedavi yöntemlerine karar verilir.

Prostat kanserinin tedavi süreçleri çeşitlidir. Mesela izleyerek bekleme yönteminde kanser hücresi yavaş büyüdüğü için ciddi bir risk de söz konusu değildir. Bu yüzden beklenir ve farklı tedaviler uygulanabilir. Bir diğer yöntem ameliyattır. Vücut içerisine girilerek prostat bezinin dışarı çıkarılması söz konusudur. Prostat, vücut içerisinden tek seferde çıkarılamayacağı için parçalar halinde kesilerek dışarı çıkarılmaktadır. Bu yöntem prostat büyümesi olan hastalarda çok avantajlı bir yöntemdir. Ayrıca prostatın iyi huylu mu kötü huylu mu olduğunu anlamak için patolojik inceleme yapılarak net sonuca ulaşılabilir. Kemoterapi yöntemi ise kanser hücresinin yayılmış olduğu ve diğer tedavilerin netice vermemesi durumunda uygulanmaktadır. Radyasyon tedavisi yöntemi ameliyata alternatif bir yöntemdir. Eğer kanser hücresi yayılmamış ise yoğun ışığa tabi tutularak yok edilmektedir. Son olarak da hormon tedavisi yapılmaktadır. Bu yöntem, kanseri iyileştirip yok etmese de büyüme hızını yavaşlatır. Bu tedavi şekli, kanserli hücre prostat dışına çıkmadıkça uygulanmaz.

Neden Kilo Veremiyorum?

Pek çok kişinin kabusu olan kilo verememe konusunda çeşitli yöntemler denenmekte ancak zaman zaman başarıya ulaşılamamaktadır. Hatta bu konuda yapılan yanlış uygulamalar, kontrolsüz diyetler ve teknikler yüzünden pek çok kişi sağlığından olmakta, ölümle bile sonuçlanabilmektedir. Kilo verememeye neden olabilecek uzunca bir liste yaratmak mümkün. Bunlardan bazılarını ele aldık ve sizler için bir araya getirdik:

  • Hızlı Yenilen Yemekler: Hızlı bir şekilde yemek yemek kilo almaya neden olmaktadır. Kilo kaybı için yemeklerinizi yavaş yemeniz gerekmektedir. Uzun süre çiğnedikten sonra yutulan besinler beynin vücudunuza giren besinleri kaydetmesi için zaman tanımakta böylece tat alma duyusu tatmin olmaktadır. Bu durumla birlikte de doyduğunuzu anlamanız ve yemeye son vermeniz arasında geçen zaman bir hayli kısalmaktadır.
  • Hormonlu Sebzeler: Kilo vermek için en çok tercih edilen besin gruplarından olan sebzelerin ve salata malzemelerinin iyice yıkandığından emin olunmalı ve organik yetişenler tercih edilmelidir. Hormon içeren meyve ve sebzelerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Çünkü bu hormonlar kilo almanızı hızlandıracaktır.kilo verememek, kilo vermek, kilo verememe sorunu
  • Tatlandırıcılar: Şekeri kesip yerine tatlandırıcı kullanmayı tercih etmiş olabilirsiniz. Ancak yapılan pek çok araştırmanın sonucunda yapay tatlandırıcıların alınan doğal kalori alımında vücudu yanılttığı ve bu sebeple de daha çok şeker kullanma isteği ortaya çıkardığını göstermektedir.
  • Meyve Suları: Meyve sularının früktoz seviyesi yüksek olduğundan iştah açıcı bir etki göstermektedir. Bu nedenle de taze meyve sularını içmeyi tercih etmek ya da meyve yemek kilo verme konusunda çok daha yararlı olmaktadır.
  • Yağ Oranı Düşük Besinler: Kilo verme konusunda yağ oranı yüksek olan besinler oldukça zararlı olduğu gibi yağ oranı düşük olan besinler de aynı etkiye sahip olabilmektedir. Peynir, süt ya da yoğurt için bu oran oldukça önemlidir ancak yağ oranı düşük olan bir kekle yağ oranı yüksek olan kek yemenin arasında bir fark bulunmamaktadır.
  • Öğün Atlamak: Bilinçsiz diyetlerde yapılan en büyük hatalardan biri de öğün atlamaktır. Yemek yenilmesiyle birlikte metabolizma hızı iki saat içerisinde %20-30 artmaktadır. Ancak öğünlerin atlanması halinde metabolizma yavaşlamaktadır. Kahvaltı yapmamak bu konudaki en büyük problemdir ve gece boyunca %5 yavaşlamış olan metabolik hız yemek yiyene kadar aynı hızda kalmaktadır.
  • Teknoloji: Yapılan diyetlerin eksik yanlarından biri de hareketsiz bir yaşama alışmaktır. Gelişen teknolojiyle birlikte dışarda arkadaşlarınızla yürümek yerine mesaj, internet sohbetleri ya da maillerle görüşmeyi tercih etmeniz sizi hareketsizleştireceği için kilo vermenizi zorlaştıracaktır.