Cinsel Problemler ile Çözüm Yolları

Cinsel sorunlar ve çözüm yolları cinsel sorunların yüzde biri bedensel faktörlere dayanırken geri kalan ve neredeyse bütününü oluşturan büyük çoğunluğu bedensel değil psikolojik sebeplerden kaynaklanır. Cinsel problemlerin tedavisi mümkün olmasına rağmen çoğu kişi bu problemini yok saymaya çalışır ve tedaviden kaçınmaktadır. Gerek kadınlarda gerekse de erkeklerde cinsel problemlere çok sık rastlanmaktadır. Sebepler bireye özgü olsa da genellikle cinsel açıdan ailevi baskı altında yetişmiş kişilerde cinsel problemler kaçınılmaz oluyor. Cinsellikle ilgili yanlış bilgilendirilmeler, yaşanmış kötü tecrübeler de cinsel sorunlara yol açar.cinsel problemlerin çözümü, cinsel problemler nelerdir, cinsel problemler nasıl çözülürKadınlar kültürel sebeplerden cinselliği konuşmaktan çekinilir, özellikle cinsel fonksiyon bozukluğuna rağmen cinsel hayatını devam ettirebildiği için de cinsel sorunu ile yaşamayı tercih edebilir. Hatta bazı kültürlerde cinselliği yalnızca eşinin ihtiyaçlarını karşılamak için yaşayan, kendi cinselliğini önemsemeyen ve probleminin farkında olmayan kadınlar dahi bulunur. Kadının cinsel hayatını yönlendirmesinde erkeğin etkisi fazladır. Kadında görülen cinsel problemlerin kaynağı sadece kadın olmaz. Kadın başka bir takım sebeplerden cinsel soğukluk ve isteksizlik yaşayabilir fakat erkeğin bu konudaki yaklaşımı bu problemin çözümüne yardımcı da olabilir, daha da kötüye gitmesine sebep de olur. Kadınlar da cinsel istek eşine karşı duyduğu sevgi, sevilme ve özellikle beğenilme hisleri ile doğru orantılı olmaktadır. Cinsel isteksizlik kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Kadının fizyolojik özelliklerinin yanı sıra aile içerisindeki sorumluluğunun daha fazla olması, eşinden destek görememesi, eşi tarafından kötü söz ve şiddete maruz kalması özellikle cinsel isteksizliğe yol açmaktadır.

Evliliklerinde cinsellik dışında başka problemleri olmayan çiftler bu sorunu kolaylıkla aşabilir, problem önemsenmeyip tedavi süreci ertelendiğinde evlilikte başka iletişim ve uyum problemleri görülür; bu da her iki tarafın iş ve sosyal hayatını olumsuz etkileyebilir. Bu süreçte karşı taraf eşine anlayışlı davranmalı ve sabırlı olmaları gerekir. Eşinin baskısı ile tedaviye zorlanan kişilerde problemin çözümü çoğu zaman mümkün olmuyor. Psikolojik sebeplerin ortadan kaldırılmasında kişinin kendini hazır hissetmesi ve çözümü konusunda istekli olması birinci şartıdır.

Kadınlar en sık görülen cinsel problemler ise;

  • Cinsel isteksizlik,
  • Vajinismus (ilişkiye girememe),
  • Cinsel tiksinti,
  • Orgazm olamama,

Erkeklerde görülen cinsel problemler ise;

  • Orgazm olamama,
  • Sertleşme problemleri,
  • Erken boşalma,
  • Cinsel isteksizlik,

Neden Ocean balığı bu kadar önemli?

Balık yağı çocuk yaşlı her yaş grubundan insan tarafından kullanılmaktadır. Tedavi amacıyla ve ya tedavi sürecine destek amacıyla kullanılabildiği gibi çocuklarda doktor tavsiyesiyle rutin vitamin olarak da kullanılabilmektedir. Beyin fonksiyonlarının gelişimine düzenli olarak balık tüketmenin faydalarını hepimiz biliriz. Dolayısıyla da beyin fonksiyonlarındaki işlevsizlik ile ilgili olan dikkat eksikliği ve depresyon, hiperaktivite, psikoz, Alzheimer gibi birçok rahatsızlıkta destek olarak balık yağı kullanılabilir. Bazı balık yağlarında ek olarak A, B2, B1, B3, D, C, kalsiyum ve demir gibi vitaminlerin bir ya da birkaçı da bulunabilmektedir. Balık yağı besin değil besin destediğidir. Yani besin alınmadan besin desteğinin pek önemi bulunmuyor. Özellikle yüksek tansiyona sahip bireylerde doktorlar mutlaka önermektedir. Trigliserit de çağımızda önemli bir sorun olup henüz kalple ilgili bir rahatsızlığı olmasa dahi kişide trigliserit seviyesi yüksek ise kalp rahatsızlığı açısından riskli gruba girmekte ve dengeleyebilmek için de diğer başka ilaç ve beslenme önerilerinin yanı sıra balık yağı da tavsiye edilir. Balık yağı bazı sürekli rahatsızlıkların günlük hayattaki etkilerini azaltmak içinde takviye olarak kullanılmalıdır. Genel olarak Adet ağrıları, osteoporoz, Romatoid artrit, böbrek sorunları ve damar sertliği gibi durumlarda ilaçların yanı sıra takviye olarak kullanımı önerilir.ocean balığı nedir, ocean balığı neden tercih edilir, ocean balığı niye tüketilmeliPiyasada ise bir çok balık yağı markası bulunur. Ocean balık yağı ise pek çok öne çıkan özelliği ile diğerlerinden ayrılır. Oscar balık yağını uluslar arası bir kuruluş olan IFOS tarafından test edilmesi gerçekleşmektedir. IFOS Ocean balık yağlarında 5 yıldızlıdır. Sertifikalanma işlemi Dünya Sağlık Örgütü WHO, Beslenme Konseyi CRN, EPA ile DHA Organizasyonun belirlediği limitlere göre yapılır. Beş yıldızdan kasıt ise; Saflık-temizlik-güvenilirlik, Tazelik, İçerik garantisi, CRN ve WHO kalite standartları ve Ağır metal seviyeleri bazında verildi. Ocean balık yağları ter temiz olan denizlerdeki balıklar kullanılır. Olası kimyasal ve ağır metal kalıntılarına karşı üstün yöntemlerle arındırma işlemleri yapılır. Dolayısıyla yapılan uluslararası testlerde her seride on kat daha saf olduğu belirlenir.

KALP DAMAR TIKANIKLIĞI AÇMA YOLLARI

Vücudunuzda tıkalı damar olduğunu kalp krizi öncesinde öğrendiyseniz şanslısınız diyebiliriz. Çoğu kimse belirtileri dikkate almadığı için kriz sonrasında ancak ameliyat ile sağlıklarına geri kavuşturulabilir. Damar tıkanıklığının en temel sebebi vücuttaki yağlanmanın olmasıdır. Fazla kilolu kişilerde damarlar yağ tabakaları arasından ilerleyerek doku ile organlara kan taşımak zorundadırlar. Bir tabakanın içerisinde baskı altında olan damardan organın ihtiyaç duyduğu miktarda kan taşınmamaktadır. Uzun zaman diliminde bu durum o bölgede ağrı ve uyuşmalar ile kendisini belli edebiliyor. Tıkanıklıktan şüpheleniyorsanız kesinlikle bir hastaneye giderek check-up yaptırmayı ihmal etmeyin. Özellikle efor testi ve taryum testi yaptırarak tıkanıklığın ne derece olduğunu öğreniniz. Doktor ile görüşme sağlayıp elektrokardiyogram testi de yaptırmalısınız. Elde edilen sonuçlara göre doktorunuzun verdiği ilaç ve perhizi harfiyen uygulayın. Kalp damar tıkanıklığı vücuttaki diğer bölgelerde görülen tıkanıklıklardan çok daha önemli bir konudur. Tıkanıklık ilerlemiş ise damar açma operasyonu olan anjio uygulanıp tıkanıklığın tam olarak ne seviyede olduğunun araştırılması gerekmektedir.kalp damar tıkanıklığı, damar tıkanıklığı açma, kalp damarı tıkanıklığını açmaYazımızın başında da belirtildiği üzere damar tıkanıklığı kalp damar tıkanıklığı belirtileri son ana dek gizli kalabilir ya da hasta tarafından önemsenmeyerek durum fark edilemeyebiliyor. Toplumuzun yaklaşık olarak %80inde enerji harcanması durumunda gerçekleşmektedir. Kalp krizi geçiren kimselerin damarları genellikle %80 oranında tıkalı oluyor. Haddinden fazla gayret, stres ya da üzüntü sürecinde tıkalı bu kalp damarı tam manasıyla sertleşip kapanır ve ardından birkaç saniye içerisinde de kalpte şiddetli bir ağrı oluşur. Kalp krizi geçirilmektedir. Kalp krizi geçirme sürecinde ise kalpten organlara gidemeyen kanlarınız damar ile kalbiniz arasında sıkışıp kalarak kapakçıklarından çıkmaya çalışabiliyor. Ağrıyı meydana getiren de kanın ters yönden çıkmaya çalışır. Birkaç dakika içerisinde damar tıkanıklığında azalma olmaz ise maalesef hasta hayatını kaybedebilme durumu vardır. Damar tıkanıklığının en tehlikelisi kalbe yakın bölgelerde olanı, ancak hastalar çoğu zaman kol ile bacak bölgelerinde damar tıkanıklığı yaşıyor. Bu bölgelerdeki tıkanıklığın belirtileri zayıftır ve diğer hastalıklarla karıştırılabilir. Bölgesel olarak tıkanıklık en sık bacakta görünmektedir.

Nasıl Zayıflarım?

Sağlıklı ve dengeli bir şekilde zayıflamak ve bu ideal kiloyu koruyabilmek biraz emek isteyen bir durumdur.  Kişi bunun için bir çaba gösterecekse önce kendine neden zayıflamak istiyorum ve nasıl zayıflarım sorularını sormalıdır. Bu soruların cevabını verdikten sonra zayıflamak için işe koyulmak gerekecektir. Zayıflamak uzun ve meşakkatli bir yoldur. Bunun için kendimizi ayarlamak en doğrusu olacaktır.zayıflama ipuçları, zayıflamak isteyenlere bazı yöntemler, nasıl zayıflanılırZayıflama Yolları

Bilindiği üzere zayıflamak için birçok yöntem deneniyor ve bu yöntemlerin kimisi çok sağlıksız kimisi de en doğru ve sağlıklı olan yöntemlerdir. Vücudumuzun dengesini bozmadan ideal olan kilomuza gelmek için ilk önce sağlıklı beslenmenin yollarını araştırmamız ve bu doğrultu da kendimize uygun bir diyet seçmek gerekiyor. Bu diyet kişinin dengesini bozmamalıdır. İradeyi korumak da bunların başında gelmelidir. Mesela bir öğünü tıka basa yemek yerine sadece doyana kadar ve sık sık aralıklarla yemek en mantıklısı olacaktır. Diyet listesi uygulanırken buna ek olarak da bol bol egzersiz yapmak kişinin hem yaşam kalitesini yükseltecek hem de yaşamına sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için bir başlangıç olacaktır. Hızlı kilo verdiren ilaç kullanımından da kaçınmak gerekir. Çünkü bu konuda uzman olan bir doktora danışmadan kullanılan bir ilaç kişinin sağlığını tehlikeye atabilmektedir.

Zayıflarken Yapılan Hatalar

Zayıf görünmek, fazla kilolardan kurtulmak herkesin hayal ettiği bir şeydir. Fazla kilo problemi olan bir kişi mutlaka hızlı bir şekilde kilo vermek ve güzel bir görünüme kavuşmak isteyecektir. İşte kilo vermek isterken sağlığı tehlikeye sokabilirler. Hızlı bir şekilde kilo vermek, kişinin hormon dengesini, kalp rahatsızlıklarını, böbrek rahatsızlıklarını beraberinde getirebilir. Piyasa da bu konu ile ilgili birçok reklam ve ilaç bulunmaktadır. Bunlar kısa bir süre de çok fazla kilo verdirse bile ilerde yan etki olarak sağlığı olumsuz olarak tetikleyecek ve birçok hastalığı da beraberinde getirecektir. Diğer bir hata ise gün boyu aç kalmak, öğünleri atlamak veya doyduktan sonra hala yemeye devam etmek gibi sağlıksız durumlardır. Gün boyu aç kalmak kişinin vücudundaki bazı değerlerin dengesini bozarak çeşitli hastalıkları beraberinde getirir. Öğün atlamak da sürekli olarak yapılan hatalardandır. Kişi alması gereken vitamin veya minerali o vakitte almaz ise sağlıklı bir şekilde zayıflayamaz ve verdiği kiloları kısa bir süre de yine alacaktır. Çünkü vücut yemesi gereken saatte yemediğini bilecek ve sürekli acıkacak bu da kişiyi yine sürekli ve çok fazla yemeye itecektir. Tıka basa, doyduktan sonra da hala yemek yeme yine bir sorun olarak bize döner ve birçok hastalığın habercisidir.

İdeal Kilo

Zayıflamak isteyen kişilerin ideal kilosunu bulmaları gerektiğinden bahsetmiştik. Peki, ideal kilo nedir. İdeal kilomuz sağlıklı ve iyi bir hayat sürdürebilmek için boyunuz ile orantılı olan kilodur. Birçok bilimsel çalışmada belki bizim küçümsediğimiz bir kilo kaybı bile insan ömrünü birkaç yıl daha da uzattığını öne sürmüştür.

Lifli Besinlerle Beslenenin Direnci Fazla Oluyor

İnsanların bağırsak sağlığı için ve kabızlığa faydalı gelmesi için lifli besin tüketiminin faydası vardır. Ayrıca bunun dışında lifli besin tüketimi, diyabet ve kalp hastalıkları riskini de azalmakta ve daha birçok hastalığa karşı yararlı etkileri bulunmaktadır. Bitkisel gıdalar ile beslenmenin faydaları arasında sebze, meyve, baklagiller ve tahıllar gibi gıdaların içerisinde bulunan liflerdir. Liflerin en büyük özelliklerinden birisi de posa olarak bilinen sindirim sisteminin, geçiremediği besinleri ince ve kalınların bağırsakların zarar görmeden geçmesine yardımcı olur. Lifli besinler 2 grup incelenebilir.lifli besinler, lifli besinlerin önemi, hangi besinler lifliSuda Eriyen Lifler

Kan şekerlerinin altına alınmasında büyük rol oynarlar ve kontrol altında tutarlar. Dirençli liflerdir ve eriyen lifler arasında;

  • Portakal
  • Havuç
  • Elma
  • Arpa
  • Yulaf
  • Bezelye
  • Kuru baklagiller

Gibi birçok meyve sebze içerisinde bulunan eriyen lifler bulunmaktadır.

Suda Erimeyen Lifler

Su tutarak sindirim sistemine yardımcı olurlar. Atık maddelerin bağırsaktan rahatlıkla çıkmasını ve bağırsak hastalıklarına yakalanma riskini azaltırlar. Erimeyen lifler arasında;

  • Tam buğday unu
  • Ceviz
  • Kepekli Buğday

Erimeyen liflerin en büyük özellikleri bağırsaklara yardımcı olması ve bağırsak sisteminin hareketlerini düzenleyerek kabızlığı önlemesidir.

Lifli Besinlerin Yararları Nelerdir?

Birçok özelliği ve yararı bulunan lifli besinlerin, insan sağlığı için faydası büyüktür. Özellikle de suda erimeyen liflerin  bağırsaktaki suyu emerek dışkının şeklini, dışkılama sayısını, hacmini belirler ve dışkılama zamanını belirleyerek kabızlığı önlemektedir.

Kan şekeri düzeyini kontrol altında tutarlar. Vücudun insüline karşı gösterdiği direnci kırmaktadır. Vücudun insülün ihtiyacını azaltır. Kilonuzu kontrol altında tutmanıza yardımcı olur. Mideniz de şişerek hacim yaratır ve açlık hissini engeller. Kalori de barındırmadığı için kilo kontrolünüze yardımcı olur. Ayrıca kolon kanseri riskinizi de azaltır.

Lif Değerlerine Göre Tüketilebilecek Besinler

Elma, Ahududu, Çilek, Armut, Kuru Erik, Greyfurt, Kiraz, Kuru Üzüm, Muz ve portakal gibi birçok besinin içerisinde 2.6 – 3.5 arasında lif oranı bulunmaktadır. Ayrıca kalorisine göre tüketilerek de gerekli lif ihtiyacı karşılanabilir. Lifler vücut direncini arttırır. Bu da sizin hastalıkları kolaylıkla atlatmanızı ve hastalığa karşı direnci olmanızı sağlar.

Rezenenin Yararları nelerdir?

Rezene genel olarak mutfaklarda yaygın bir şekilde kullanıldığı gibi tıp alanında da oldukça kullanılan etkili bir bitki. Oldukça geniş bir yelpazede insan sağlığı için büyük yarar sağlıyor. Solunum yolu sorunları olan kişiler için etkili bir nefes açıcı görevi gören rezene, tırnaktan saça kadar birden fazla organ için çok faydalıdır. Rezenenin iyi bir antioksidan özelliği bulunmaktadır. Bunun yanında balgam sökücü, bağırsak çalıştırıcı ve gaz giderici özellikleri de bulunmaktadır. Gözler de mikropların ölmesine ve iyi bir görüş sağlamasına büyük ölçüde katkı sağlamaktadır. Bakterilerden kaynaklı tüm hastalığa iyi gelmektedir ve etkili bir şekilde serbest radikal düşmanıdır. Tüm bunların yanı sıra rezenenin birçok yararı bulunmaktadır. Söz konusu rezenenin yararları ise;rezene çayının faydaları, rezenenin yararları, rezene çayı içmenin faydaları

  • İnsan vücudunu kuvvetlendirir.
  • Ciddi hastalıkların tedavisinde büyük önem taşır.
  • İçeriğinde bulunan diyet lifleri ile sindirim sistemine oldukça faydalıdır.
  • Kanser hastalıkların başlangıcın da tedavi yöntemi olarak kullanılır.
  • İçeriğinde ki zengin lifleri sayesinde kolesterolü dengede tutmaktadır.
  • Cineol, kavikol, fenkondan ve mirsen gibi yağar ile vücuttaki gazı giderir.
  • Kırmızı kan hücrelerini çoğaltır.
  • Kan basıncı ve kalp hızını düzenler
  • Cilt sağlığı için önemli bir katkı sağlar

Rezenenin Besin Değerleri

Rezene sahip olduğu özellikler ile insan sağlığına önemli katkılarda bulunmaktadır. Aynı zaman da besin değerleri de insana büyük yarar sağlamaktadır. Söz konusu rezenenin besin değerleri;

  • 56 mg demir ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 45 mg vitaminini karşılamaktadır.
  • 156 mg A vitaminini karşılamaktadır.
  • 5 mg kalsiyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 302 mg potasyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 5 mg sodyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 2 g yağ ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 93 g protein ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 1 g karbonhidrat ihtiyacını karşılamaktadır.

Rezene Çayının Yararları

Rezene çayı, çok eski çağlardan bu güne tıbbi bir şekilde kullanılmaktadır. Rezene çayı, sağlık bakımından birden fazla yarar bulundurmaktadır. Bu yararlardan en önemlileri ise; mide ve solunum yolu rahatsızlıklarına olan yararlarıdır. Bunların dışında rezene çayı, hipotansiyona iyi gelmektedir ve anne sütünü belirli miktarda artırır. Rezene çayının tüketilmesi rezene tohumlarının ezilerek toz haline getirdikten sonra kaynamış suda yaklaşık 7 ila 8 dakika demlenmesi sonucunda elde edilir. Bir günde yaklaşık 2-3 defa içilmesinde hiçbir sakınca yoktur.

Safra Kesesi Taşı Belirtileri

Safra kesesi taşı belirtilerini safra, safra kesesi ve safra kesesi taşı ne demek bilmeden anlatmak doğru olmayacağından, safra ile başlayalım anlatmaya;safra kesesinde taş oluşumu, safrada taş bulunması belirtileri, safra kesesinde taş oluşma sebepleriSafra, sindirim için son derece gerekli, yemekler arasında safra kesesinde toplanan,  yemek esnasında ise sindirimi kolaylaştırmak amaçlı on iki parmak bağırsağına salgılanan bileşenlerinde su, lesitin, kolesterol, safra pigmentleri ve safra tuzları olan bir salgıdır.

Yazımızın başında saymış olduğumuz  bileşenlerden bazılarının azalması veya artması sonucu safra da tortuların oluşmasına, tortularda birikerek taşların medyana gelmesine sebep olur.  İşte bu taşlar safra kesesi taşı adı altında safra kesesinde veya safra kanalında bulunmaktadır.

Peki, neden oluşur bu taşlar, genellikle sebep kalıtsal olsa da, vücut ağırlığı, safra kesesinin az veya fazla çalışması, herhangi bir nedenden vücutta artan kolesterol seviyesi, bazı kan hastalıkları veya siroz nedenlerin arasında sayılabilir.

Gelelim bu taşların belirtilerine, Safra kesesi taşları %70-80 gibi ciddi bir oranda kendini belli eden bir durum değildir. Sessiz sakin varlıkları sürdürürler ta ki taşlar çok büyüyünceye veya sayıca fazlalaşıncaya kadar. Ancak sayıca fazlalaşan veya çok büyüyen safra kesesi taşları safra kanalını tıkayabileceğinden hastalık şiddetli karın ağrısı olarak belirti vermeye başlayacaktır.  Ağrı bölgesi ise karnın sağ üst kısmıdır, sürekli devam eder. Bir süre sonrada tüm karın bölgesi hatta sırtın geneline yayılacaktır. Ağrının şiddetinden kaynaklı kusma görülebilir.  Oluşabilecek diğer belirtiler ise titreme, ateş, aşırı terleme olarak sayılabilir.

Ağrının görülmediği durumlarda ise ancak tesadüfen yapılabilecek bazı tetkik veya operasyonla safra kesesi taşı ortaya çıkabilir.

Safra kesesi taşlarının tedavisi ise ancak taşın veya taşların büyüklüğü veya fazlalığı aynı zamanda bulunduğu yerin durumu ile belirlenecektir. Eğer taş küçük ve safra kesesinin görevini engellemiyorsa kardeş kardeş yaşamaya devam edilir, ancak taşın büyüklüğü ve sayısı, bulunduğu yer, ağrı durumu, hastanın yaşı ve yaşam tarzı, taşın sebep olduğu komplikasyonlara göre bir veya birkaç tedavi yöntemi uygulanacaktır ki bunlar; uygun diyet programı, şok dalgaları ile taşların kırılması, ameliyat ve bazı durumlarda da ilaç tedavisidir.

AKDENİZ ATEŞİ NEDİR?

Akdeniz ateşi karın zarı iltihabıdır ve genetik bir hastalıklardır. Bir insanda olduğu zaman ömür boyu geçmemektedir. Tedavisi bulunmuyor, fakat karın zarının iltihaplanmasını önleyen bir ilaçla şikâyetler ortadan kaldırılır.akdeniz ateşi belirtileri, akdeniz ateşi hastalığı, akdeniz ateşi tedavisiAkdeniz ateşi belirtileri

Akdeniz ateşi hastalığının en önemli belirtisi karın ağrısı şikayetidir. Şiddetli karın ağrısı oluyor. Genellikle her ayın aynı günü başlar ve üç günden fazla süren şiddetli karın ağrısı ve ateş belirtileri olur.  Karın ağrısı, ateş, boğaz iltihabı, ağızda oluşan yaralar, Behçet hastalığı gibi belirtileri bulunuyor. Şikâyetlerin bir kaçı birden mevcut olan kişilerde test yapılır, ama teste de çıkmayan Akdeniz ateşi rahatsızlığıdır. %80 e yakını teşhis edilirken diğer bölümü testle teşhis edilemeyebiliyor. Bu kesimde de klinik bulgulara bakılarak teşhis konulmaktadır. Kişide Akdeniz ateşi belirlilerinden bir kaçı varsa, bu belirtiler periyodik aralıklarla ortaya çıkıyorsa. Ailesinde Akdeniz ateşi hastası bulunanlara da Akdeniz ateşi teşhisi koyulabilmektedir. Akdeniz ateşinin ağrısı çok şiddetlidir. Ağrı kesiciler genellikle fayda etmez üç günden fazla sürmektedir. Akdeniz ateşi hastalığında perhiz etmeye gerek kalmaz. Ömür boyu kullanılan bir ilacı var. İlacın alınma sıklığını hastalığın seyrine göre doktor belirlemektedir. Düzenli olarak kontrole gitmek lazım. Doktorun verdiği ilaç düzenli olarak kullanılmazsa böbrek yetmezliğine sebep olacaktır.

Akdeniz ateşi tedavisi

Akdeniz ateşinin ilacı düzenli olarak kullanılırsa hiçbir rahatsızlığı olmaz. Akdeniz ateşi olan kişiler bu hastalığı olan kişilerle evlendiği takdirde çocuklarının da Akdeniz ateşi hastası olması kesinleşir. Bu sebepten Akdeniz ateşi hastalığı olan kişiler evlenirlerken seçecekleri eşinde bu hastalığı taşımamasına dikkat etmeliler. Akdeniz ateşi olan kişiler tedavi olmazsa hayat kaliteleri düşecektir. Düzenli bir işte çalışamaz ağızlarında iyileşmeyen yaralar olur, ama tedavi olunursa diğer kalıtımsal hastalıklara göre tedavisi daha basittir. Hastalıktan şüphe edildiği zaman romotoloji ve ya nefroloji bölümüne başvurmak gerekmektedir. Genetik tanı yöntemiyle ya da klinik bulgulara göre teşhis koyularak tedaviye başlanır belirli aralıklarla kontrole gidilerek hastalığın seyri gözlemlenmektedir. Onun dışında bir tedavisi olmamaktadır. Günümüzde var olan Akdeniz ateşi derneklerine gidilmeli hasta bilinçlendirilerek hastalığa daha çabuk adapte olacaktır.

Porsiyon kontrolü yapmanın yolları nelerdir?

İnsanlar büyük porsiyon gördüklerinde ne yazık ki onu tercih eder. Maalesef Bu durum gerek Türkiye’de gerekse de Amerika’da bu şekilde ilerlemektedir. Ucuz gıdaların ve ya yağların piyasada gittikçe artış göstermesi ile marketlerde kampanyalı ürünler ve ya büyük paketler daha hesaplı gibi gözükür. Cebe yararlı olan bu kampanyalar fazla kiloya ve porsiyonun büyümesine neden olabiliyor. İlave olarak ise toplumuzun aşine olduğu büyük kaplarda yemek pişirilme alışkanlığı da daha çok yemek yemeye neden olmaktadır ve dolasıyla da istenmeyen kiloya ve ya hastalıklara davetiye çıkartıyor.porsiyon kontrolü nedir, porsiyon kontrolünün faydaları, porsiyon kontrolünün yararlarıPorsiyon kontrolünün detayları

Mutfağınızda et reyonuna geldiğiniz zaman ilk yapılması gereken tüketeceğiniz etin çeşidini ve alacağınız miktarı saptanabilmesidir. Eğer ki, canınız kırmızı et istediyse görünür yağlarının olmamasına dikkat etmek gerekiyor. Özelliklede yağ içeriği daha az olan antrikot ya da biftek kırmızı ette en doğru seçimlerdendir. Eğer ki, tavuk alacaksanız da göğüs kısmı daha sağlıklı olur. Şayet lezzet sizin için önemliyse yağ içeriği biraz daha çok olan but’u da tüketmenizde fayda vardır. Nadiren de olsa kendinize kanat ziyafeti vermek isterseniz dikkat etmeniz gerekiyor. Her ne kadar balık en sağlıklı et grubu olsa da ülkemizdeki tüketim oranı ne yazık ki çok azdır. İçeriğindeki Omega-3 ile balık alternatifsiz bir besinlerdendir.

Abur cubur reyonunu yok etmelisiniz

Yapılan alışverişlerde en tehlikeli reyon abur cuburlardır. Şayet alışverişe aç karnına çıktıysanız ve ya uzun süre besin tüketmemişseniz kendinizi bu reyonda bilinçsizce alışveriş yaparken bulmanız mümkündür. Bu sebeple alış-verişe her dakika tok karnına çıkmaya özen gösterin kendimizi ödüllendirdiğimiz bu reyonda doğru seçimi yapmaya dikkat etmelisiniz. Eğer çikolata alacaksanız daha fazla bitter olan çikolatalarla kalori içeriği düşük olan barları sahip bisküvi alacaksanız da light olanları ve krakerleri tercih etmeye yönelmelisiniz. Kremalı ve karamelli ve ya yüksek kaloriye sahip çikolatalar ise karın bölgesinde yağlanmaya sebep olacağı için ise kaçınılması gerekli olanlar arasında yer almaktadır. Doğru içecek seçilmesi oldukça önemli bir konulardan biridir. Asitli içecekler, siyah çay ya da kahve yerine beyaz çay, ıhlamur, yeşil çay, rooibos, ekinezya, chai tea kuşburnu tarzında bitki çayları şekersiz olarak sıklıkla içmelisiniz.

Miyom hakkında bilinmesi gerekenler

  • Genel olarak, rahimin duvarında oluşan iyi huylu yani kansere yol açmayan bir tümör. Fibroid de denilen miyomlar çizgisiz kas hücrelerinde oluşmaktadırlar. Bunlara leiomyoma, yani çizgisiz kas tümörü de deniliyor.
  • Miyomlar rahim duvarında bulunan tek bir yumru olarak ve ya birden çok sayıda gurup olarak oluşabiliyorlar. Çapları 1 milimetre ile 20 santimetre arasında değişmektedir. Miyomlar kadınların kalça kemiği civarında en yaygın görülen tümörlerdir ve kadınların rahimleri en çok miyom sebebi ile alıyor. Genelde tümör diye adlandırılsalar da kansere sebep olmamaktadırlar. Hatta bazıları hamilelik sonrası kendiliğinden kayboluyor.
  • Miyomlar büyüklük ile sayı bakımından çeşitlilik gösterir. Genelde yavaş yavaş büyür ve bir belirtileri bulunmuyor. Eğer ki, bir miyomun bir belirtisi yoksa o zaman o miyomu tedavi etmeye de gerek kalmaz. Miyomlu insanların yaklaşık %25 inde miyomlar bir belirti ile kendilerini belli ederler ki o zaman tedavi gerektirir.

Miyomların Oluşma Sebepleri Nelerdir?

  • Neden oluştuğu tam olarak netlik kazanmamış olmakla beraber rahim miyomlarının çoğunluğu kadınların doğurgan yıllarında görülür. Miyomlar, vücut östrojen üretmeden önce ortaya çıkmıyorlar. Hamilelik yıllarında ise vücut ekstra östrojen ürettiğinden hızla büyümektedirler. Menopoz yıllarında ise büyümeleri durur hatta östrojenin azalmasından kaynaklı olarak küçülebiliyorlar.miyom nedir, miyom belirtileri nelerdir, miyom tedavisi nasıl yapılır
  • Genetik olarak miyom oluşturmaya yatkın bir aileniz varsa, bu sizi risk gurubuna sokabiliyor. Tek yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığı, çift yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığından daha fazla olur.
  • Miyom oluşumlarının beslenmeyle ya da yaşam tarzıyla alakalı olduğunu gösteren bir çalışma bulunmuyor.
  • Miyomlar ve ya fibroidler normal rahim kası hücrelerinden çok daha fazla östrojen alıcısına sahipler.
  • Afrika kökenli kadınlardaysa yaklaşık 30 yaş üzeri kadınlarda ve hiç doğum yapmamış kadınlarda görülme olasılığı daha fazla oluyor.
  • Vücudun dokularını yenilenmesinde kullandığı diğer büyüme faktörleri, mesela insülin benzeri büyüme faktörü, miyom oluşumunu tetiklemektedir.

Belirtileri Nelerdir?

  • Ağır ve uzun kanamalar
  • Kilo alımı veya karın kaslarında anormal büyüme
  • Leğen kemiğinde ağrı ve baskı
  • Karın şişmesi veya gerilmesi
  • Küçük tuvalete sıkça çıkma
  • Mesanede veya bağırsakta baskı
  • Bacakların arkasında ağrı
  • Menstüral döngüler arasında vajinal kanama
  • Kabızlık
  • Cinsel birleşme sırasında acı