Lifli Besinlerle Beslenenin Direnci Fazla Oluyor

İnsanların bağırsak sağlığı için ve kabızlığa faydalı gelmesi için lifli besin tüketiminin faydası vardır. Ayrıca bunun dışında lifli besin tüketimi, diyabet ve kalp hastalıkları riskini de azalmakta ve daha birçok hastalığa karşı yararlı etkileri bulunmaktadır. Bitkisel gıdalar ile beslenmenin faydaları arasında sebze, meyve, baklagiller ve tahıllar gibi gıdaların içerisinde bulunan liflerdir. Liflerin en büyük özelliklerinden birisi de posa olarak bilinen sindirim sisteminin, geçiremediği besinleri ince ve kalınların bağırsakların zarar görmeden geçmesine yardımcı olur. Lifli besinler 2 grup incelenebilir.lifli besinler, lifli besinlerin önemi, hangi besinler lifliSuda Eriyen Lifler

Kan şekerlerinin altına alınmasında büyük rol oynarlar ve kontrol altında tutarlar. Dirençli liflerdir ve eriyen lifler arasında;

  • Portakal
  • Havuç
  • Elma
  • Arpa
  • Yulaf
  • Bezelye
  • Kuru baklagiller

Gibi birçok meyve sebze içerisinde bulunan eriyen lifler bulunmaktadır.

Suda Erimeyen Lifler

Su tutarak sindirim sistemine yardımcı olurlar. Atık maddelerin bağırsaktan rahatlıkla çıkmasını ve bağırsak hastalıklarına yakalanma riskini azaltırlar. Erimeyen lifler arasında;

  • Tam buğday unu
  • Ceviz
  • Kepekli Buğday

Erimeyen liflerin en büyük özellikleri bağırsaklara yardımcı olması ve bağırsak sisteminin hareketlerini düzenleyerek kabızlığı önlemesidir.

Lifli Besinlerin Yararları Nelerdir?

Birçok özelliği ve yararı bulunan lifli besinlerin, insan sağlığı için faydası büyüktür. Özellikle de suda erimeyen liflerin  bağırsaktaki suyu emerek dışkının şeklini, dışkılama sayısını, hacmini belirler ve dışkılama zamanını belirleyerek kabızlığı önlemektedir.

Kan şekeri düzeyini kontrol altında tutarlar. Vücudun insüline karşı gösterdiği direnci kırmaktadır. Vücudun insülün ihtiyacını azaltır. Kilonuzu kontrol altında tutmanıza yardımcı olur. Mideniz de şişerek hacim yaratır ve açlık hissini engeller. Kalori de barındırmadığı için kilo kontrolünüze yardımcı olur. Ayrıca kolon kanseri riskinizi de azaltır.

Lif Değerlerine Göre Tüketilebilecek Besinler

Elma, Ahududu, Çilek, Armut, Kuru Erik, Greyfurt, Kiraz, Kuru Üzüm, Muz ve portakal gibi birçok besinin içerisinde 2.6 – 3.5 arasında lif oranı bulunmaktadır. Ayrıca kalorisine göre tüketilerek de gerekli lif ihtiyacı karşılanabilir. Lifler vücut direncini arttırır. Bu da sizin hastalıkları kolaylıkla atlatmanızı ve hastalığa karşı direnci olmanızı sağlar.

Rezenenin Yararları nelerdir?

Rezene genel olarak mutfaklarda yaygın bir şekilde kullanıldığı gibi tıp alanında da oldukça kullanılan etkili bir bitki. Oldukça geniş bir yelpazede insan sağlığı için büyük yarar sağlıyor. Solunum yolu sorunları olan kişiler için etkili bir nefes açıcı görevi gören rezene, tırnaktan saça kadar birden fazla organ için çok faydalıdır. Rezenenin iyi bir antioksidan özelliği bulunmaktadır. Bunun yanında balgam sökücü, bağırsak çalıştırıcı ve gaz giderici özellikleri de bulunmaktadır. Gözler de mikropların ölmesine ve iyi bir görüş sağlamasına büyük ölçüde katkı sağlamaktadır. Bakterilerden kaynaklı tüm hastalığa iyi gelmektedir ve etkili bir şekilde serbest radikal düşmanıdır. Tüm bunların yanı sıra rezenenin birçok yararı bulunmaktadır. Söz konusu rezenenin yararları ise;rezene çayının faydaları, rezenenin yararları, rezene çayı içmenin faydaları

  • İnsan vücudunu kuvvetlendirir.
  • Ciddi hastalıkların tedavisinde büyük önem taşır.
  • İçeriğinde bulunan diyet lifleri ile sindirim sistemine oldukça faydalıdır.
  • Kanser hastalıkların başlangıcın da tedavi yöntemi olarak kullanılır.
  • İçeriğinde ki zengin lifleri sayesinde kolesterolü dengede tutmaktadır.
  • Cineol, kavikol, fenkondan ve mirsen gibi yağar ile vücuttaki gazı giderir.
  • Kırmızı kan hücrelerini çoğaltır.
  • Kan basıncı ve kalp hızını düzenler
  • Cilt sağlığı için önemli bir katkı sağlar

Rezenenin Besin Değerleri

Rezene sahip olduğu özellikler ile insan sağlığına önemli katkılarda bulunmaktadır. Aynı zaman da besin değerleri de insana büyük yarar sağlamaktadır. Söz konusu rezenenin besin değerleri;

  • 56 mg demir ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 45 mg vitaminini karşılamaktadır.
  • 156 mg A vitaminini karşılamaktadır.
  • 5 mg kalsiyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 302 mg potasyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 5 mg sodyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 2 g yağ ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 93 g protein ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 1 g karbonhidrat ihtiyacını karşılamaktadır.

Rezene Çayının Yararları

Rezene çayı, çok eski çağlardan bu güne tıbbi bir şekilde kullanılmaktadır. Rezene çayı, sağlık bakımından birden fazla yarar bulundurmaktadır. Bu yararlardan en önemlileri ise; mide ve solunum yolu rahatsızlıklarına olan yararlarıdır. Bunların dışında rezene çayı, hipotansiyona iyi gelmektedir ve anne sütünü belirli miktarda artırır. Rezene çayının tüketilmesi rezene tohumlarının ezilerek toz haline getirdikten sonra kaynamış suda yaklaşık 7 ila 8 dakika demlenmesi sonucunda elde edilir. Bir günde yaklaşık 2-3 defa içilmesinde hiçbir sakınca yoktur.

Safra Kesesi Taşı Belirtileri

Safra kesesi taşı belirtilerini safra, safra kesesi ve safra kesesi taşı ne demek bilmeden anlatmak doğru olmayacağından, safra ile başlayalım anlatmaya;safra kesesinde taş oluşumu, safrada taş bulunması belirtileri, safra kesesinde taş oluşma sebepleriSafra, sindirim için son derece gerekli, yemekler arasında safra kesesinde toplanan,  yemek esnasında ise sindirimi kolaylaştırmak amaçlı on iki parmak bağırsağına salgılanan bileşenlerinde su, lesitin, kolesterol, safra pigmentleri ve safra tuzları olan bir salgıdır.

Yazımızın başında saymış olduğumuz  bileşenlerden bazılarının azalması veya artması sonucu safra da tortuların oluşmasına, tortularda birikerek taşların medyana gelmesine sebep olur.  İşte bu taşlar safra kesesi taşı adı altında safra kesesinde veya safra kanalında bulunmaktadır.

Peki, neden oluşur bu taşlar, genellikle sebep kalıtsal olsa da, vücut ağırlığı, safra kesesinin az veya fazla çalışması, herhangi bir nedenden vücutta artan kolesterol seviyesi, bazı kan hastalıkları veya siroz nedenlerin arasında sayılabilir.

Gelelim bu taşların belirtilerine, Safra kesesi taşları %70-80 gibi ciddi bir oranda kendini belli eden bir durum değildir. Sessiz sakin varlıkları sürdürürler ta ki taşlar çok büyüyünceye veya sayıca fazlalaşıncaya kadar. Ancak sayıca fazlalaşan veya çok büyüyen safra kesesi taşları safra kanalını tıkayabileceğinden hastalık şiddetli karın ağrısı olarak belirti vermeye başlayacaktır.  Ağrı bölgesi ise karnın sağ üst kısmıdır, sürekli devam eder. Bir süre sonrada tüm karın bölgesi hatta sırtın geneline yayılacaktır. Ağrının şiddetinden kaynaklı kusma görülebilir.  Oluşabilecek diğer belirtiler ise titreme, ateş, aşırı terleme olarak sayılabilir.

Ağrının görülmediği durumlarda ise ancak tesadüfen yapılabilecek bazı tetkik veya operasyonla safra kesesi taşı ortaya çıkabilir.

Safra kesesi taşlarının tedavisi ise ancak taşın veya taşların büyüklüğü veya fazlalığı aynı zamanda bulunduğu yerin durumu ile belirlenecektir. Eğer taş küçük ve safra kesesinin görevini engellemiyorsa kardeş kardeş yaşamaya devam edilir, ancak taşın büyüklüğü ve sayısı, bulunduğu yer, ağrı durumu, hastanın yaşı ve yaşam tarzı, taşın sebep olduğu komplikasyonlara göre bir veya birkaç tedavi yöntemi uygulanacaktır ki bunlar; uygun diyet programı, şok dalgaları ile taşların kırılması, ameliyat ve bazı durumlarda da ilaç tedavisidir.

AKDENİZ ATEŞİ NEDİR?

Akdeniz ateşi karın zarı iltihabıdır ve genetik bir hastalıklardır. Bir insanda olduğu zaman ömür boyu geçmemektedir. Tedavisi bulunmuyor, fakat karın zarının iltihaplanmasını önleyen bir ilaçla şikâyetler ortadan kaldırılır.akdeniz ateşi belirtileri, akdeniz ateşi hastalığı, akdeniz ateşi tedavisiAkdeniz ateşi belirtileri

Akdeniz ateşi hastalığının en önemli belirtisi karın ağrısı şikayetidir. Şiddetli karın ağrısı oluyor. Genellikle her ayın aynı günü başlar ve üç günden fazla süren şiddetli karın ağrısı ve ateş belirtileri olur.  Karın ağrısı, ateş, boğaz iltihabı, ağızda oluşan yaralar, Behçet hastalığı gibi belirtileri bulunuyor. Şikâyetlerin bir kaçı birden mevcut olan kişilerde test yapılır, ama teste de çıkmayan Akdeniz ateşi rahatsızlığıdır. %80 e yakını teşhis edilirken diğer bölümü testle teşhis edilemeyebiliyor. Bu kesimde de klinik bulgulara bakılarak teşhis konulmaktadır. Kişide Akdeniz ateşi belirlilerinden bir kaçı varsa, bu belirtiler periyodik aralıklarla ortaya çıkıyorsa. Ailesinde Akdeniz ateşi hastası bulunanlara da Akdeniz ateşi teşhisi koyulabilmektedir. Akdeniz ateşinin ağrısı çok şiddetlidir. Ağrı kesiciler genellikle fayda etmez üç günden fazla sürmektedir. Akdeniz ateşi hastalığında perhiz etmeye gerek kalmaz. Ömür boyu kullanılan bir ilacı var. İlacın alınma sıklığını hastalığın seyrine göre doktor belirlemektedir. Düzenli olarak kontrole gitmek lazım. Doktorun verdiği ilaç düzenli olarak kullanılmazsa böbrek yetmezliğine sebep olacaktır.

Akdeniz ateşi tedavisi

Akdeniz ateşinin ilacı düzenli olarak kullanılırsa hiçbir rahatsızlığı olmaz. Akdeniz ateşi olan kişiler bu hastalığı olan kişilerle evlendiği takdirde çocuklarının da Akdeniz ateşi hastası olması kesinleşir. Bu sebepten Akdeniz ateşi hastalığı olan kişiler evlenirlerken seçecekleri eşinde bu hastalığı taşımamasına dikkat etmeliler. Akdeniz ateşi olan kişiler tedavi olmazsa hayat kaliteleri düşecektir. Düzenli bir işte çalışamaz ağızlarında iyileşmeyen yaralar olur, ama tedavi olunursa diğer kalıtımsal hastalıklara göre tedavisi daha basittir. Hastalıktan şüphe edildiği zaman romotoloji ve ya nefroloji bölümüne başvurmak gerekmektedir. Genetik tanı yöntemiyle ya da klinik bulgulara göre teşhis koyularak tedaviye başlanır belirli aralıklarla kontrole gidilerek hastalığın seyri gözlemlenmektedir. Onun dışında bir tedavisi olmamaktadır. Günümüzde var olan Akdeniz ateşi derneklerine gidilmeli hasta bilinçlendirilerek hastalığa daha çabuk adapte olacaktır.

Porsiyon kontrolü yapmanın yolları nelerdir?

İnsanlar büyük porsiyon gördüklerinde ne yazık ki onu tercih eder. Maalesef Bu durum gerek Türkiye’de gerekse de Amerika’da bu şekilde ilerlemektedir. Ucuz gıdaların ve ya yağların piyasada gittikçe artış göstermesi ile marketlerde kampanyalı ürünler ve ya büyük paketler daha hesaplı gibi gözükür. Cebe yararlı olan bu kampanyalar fazla kiloya ve porsiyonun büyümesine neden olabiliyor. İlave olarak ise toplumuzun aşine olduğu büyük kaplarda yemek pişirilme alışkanlığı da daha çok yemek yemeye neden olmaktadır ve dolasıyla da istenmeyen kiloya ve ya hastalıklara davetiye çıkartıyor.porsiyon kontrolü nedir, porsiyon kontrolünün faydaları, porsiyon kontrolünün yararlarıPorsiyon kontrolünün detayları

Mutfağınızda et reyonuna geldiğiniz zaman ilk yapılması gereken tüketeceğiniz etin çeşidini ve alacağınız miktarı saptanabilmesidir. Eğer ki, canınız kırmızı et istediyse görünür yağlarının olmamasına dikkat etmek gerekiyor. Özelliklede yağ içeriği daha az olan antrikot ya da biftek kırmızı ette en doğru seçimlerdendir. Eğer ki, tavuk alacaksanız da göğüs kısmı daha sağlıklı olur. Şayet lezzet sizin için önemliyse yağ içeriği biraz daha çok olan but’u da tüketmenizde fayda vardır. Nadiren de olsa kendinize kanat ziyafeti vermek isterseniz dikkat etmeniz gerekiyor. Her ne kadar balık en sağlıklı et grubu olsa da ülkemizdeki tüketim oranı ne yazık ki çok azdır. İçeriğindeki Omega-3 ile balık alternatifsiz bir besinlerdendir.

Abur cubur reyonunu yok etmelisiniz

Yapılan alışverişlerde en tehlikeli reyon abur cuburlardır. Şayet alışverişe aç karnına çıktıysanız ve ya uzun süre besin tüketmemişseniz kendinizi bu reyonda bilinçsizce alışveriş yaparken bulmanız mümkündür. Bu sebeple alış-verişe her dakika tok karnına çıkmaya özen gösterin kendimizi ödüllendirdiğimiz bu reyonda doğru seçimi yapmaya dikkat etmelisiniz. Eğer çikolata alacaksanız daha fazla bitter olan çikolatalarla kalori içeriği düşük olan barları sahip bisküvi alacaksanız da light olanları ve krakerleri tercih etmeye yönelmelisiniz. Kremalı ve karamelli ve ya yüksek kaloriye sahip çikolatalar ise karın bölgesinde yağlanmaya sebep olacağı için ise kaçınılması gerekli olanlar arasında yer almaktadır. Doğru içecek seçilmesi oldukça önemli bir konulardan biridir. Asitli içecekler, siyah çay ya da kahve yerine beyaz çay, ıhlamur, yeşil çay, rooibos, ekinezya, chai tea kuşburnu tarzında bitki çayları şekersiz olarak sıklıkla içmelisiniz.

Miyom hakkında bilinmesi gerekenler

  • Genel olarak, rahimin duvarında oluşan iyi huylu yani kansere yol açmayan bir tümör. Fibroid de denilen miyomlar çizgisiz kas hücrelerinde oluşmaktadırlar. Bunlara leiomyoma, yani çizgisiz kas tümörü de deniliyor.
  • Miyomlar rahim duvarında bulunan tek bir yumru olarak ve ya birden çok sayıda gurup olarak oluşabiliyorlar. Çapları 1 milimetre ile 20 santimetre arasında değişmektedir. Miyomlar kadınların kalça kemiği civarında en yaygın görülen tümörlerdir ve kadınların rahimleri en çok miyom sebebi ile alıyor. Genelde tümör diye adlandırılsalar da kansere sebep olmamaktadırlar. Hatta bazıları hamilelik sonrası kendiliğinden kayboluyor.
  • Miyomlar büyüklük ile sayı bakımından çeşitlilik gösterir. Genelde yavaş yavaş büyür ve bir belirtileri bulunmuyor. Eğer ki, bir miyomun bir belirtisi yoksa o zaman o miyomu tedavi etmeye de gerek kalmaz. Miyomlu insanların yaklaşık %25 inde miyomlar bir belirti ile kendilerini belli ederler ki o zaman tedavi gerektirir.

Miyomların Oluşma Sebepleri Nelerdir?

  • Neden oluştuğu tam olarak netlik kazanmamış olmakla beraber rahim miyomlarının çoğunluğu kadınların doğurgan yıllarında görülür. Miyomlar, vücut östrojen üretmeden önce ortaya çıkmıyorlar. Hamilelik yıllarında ise vücut ekstra östrojen ürettiğinden hızla büyümektedirler. Menopoz yıllarında ise büyümeleri durur hatta östrojenin azalmasından kaynaklı olarak küçülebiliyorlar.miyom nedir, miyom belirtileri nelerdir, miyom tedavisi nasıl yapılır
  • Genetik olarak miyom oluşturmaya yatkın bir aileniz varsa, bu sizi risk gurubuna sokabiliyor. Tek yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığı, çift yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığından daha fazla olur.
  • Miyom oluşumlarının beslenmeyle ya da yaşam tarzıyla alakalı olduğunu gösteren bir çalışma bulunmuyor.
  • Miyomlar ve ya fibroidler normal rahim kası hücrelerinden çok daha fazla östrojen alıcısına sahipler.
  • Afrika kökenli kadınlardaysa yaklaşık 30 yaş üzeri kadınlarda ve hiç doğum yapmamış kadınlarda görülme olasılığı daha fazla oluyor.
  • Vücudun dokularını yenilenmesinde kullandığı diğer büyüme faktörleri, mesela insülin benzeri büyüme faktörü, miyom oluşumunu tetiklemektedir.

Belirtileri Nelerdir?

  • Ağır ve uzun kanamalar
  • Kilo alımı veya karın kaslarında anormal büyüme
  • Leğen kemiğinde ağrı ve baskı
  • Karın şişmesi veya gerilmesi
  • Küçük tuvalete sıkça çıkma
  • Mesanede veya bağırsakta baskı
  • Bacakların arkasında ağrı
  • Menstüral döngüler arasında vajinal kanama
  • Kabızlık
  • Cinsel birleşme sırasında acı

Diş Hastalıkları Nedenleri ile Tedavi Yöntemi

Diş hastalıkları için başta genetik özellikler ile yatkınlık olmak üzere, ağız ve diş sağlığı konusunda yetersiz bakım ve bilinçsiz kullanım gibi faktörler oldukça etkili olmaktadır. Özellikle diş sağlığına gereken önemin verilmemesi diş hastalıkları nedenleri arasında en başta gelen sorunların yine en başta gelen nedeni olmaktadır. Dişler mutlaka bilinçli kullanılmalı ve ağız sağlığı da en az dişler kadar önem verilir olması gerekir. Periyodik ve zorunlu hekim ziyaretleri mutlaka aksatılmadan yapılmalıdır. Diş hastalıklarına karşı en iyi tedavi korunma ile başlamaktadır. Ağız ve diş sağlığının korunmasına dair kurallar ve uygulanması gerekenler daha çocuk yaştan bireylere aşılanmalıdır. Bu sayede erken teşhis ile tedavi sonucunda, en önemlisi ise ağız ve diş sağlığı bakımından çıkabilecek sorunlara karşı korunma sağlanabilmektedir. Diş eti rahatsızlıklarından tartar vs. oluşumlara dek mutlaka dişlerin hekimlerce kontrolü ile belirtilerin ciddiye alınarak tedavi süreci için diş hekimlerine başvurulması oldukça önemlilik arz eder. Bu sayede ileri seviyede tedavi metotlarının uygulanmasına gerek kalmadan ilk seviye tedbirler ile diş hastalıklarınız tedavi edilebilmektedir.

Daha Sağlıklı Dişler İçin Bakım Önerileri Nelerdir?

Diş fırçalama işlemi, diş hekimleri, diş sağlığıDişler fırçalanırken, diş ile diş etlerine paralel hizada dairesel hareketlerin uygulanması gerekir. Diş fırçalaması esnasında dişlere ya da diş etlerine çok hafif ya da çok kuvvetli baskı yapmaktan kaçınılmaması gerekir. Her 3-4 ayda bir diş fırçası yenilenmesine dikkat ediniz. Diş temizliğinde, diş fırçalarının niteliği ve dişlere olan uygunluğu büyük önem taşımaktadır. Diş fırçasının sapı rahat bir kullanıma imkan vermesi açısından esnek boyunlu olmasına dikkat edin. Diş fırçası, çok sert ve ya aşırı yumuşak olmaması gerekmektedir. Diş fırçalama işlemi, dil fırçalamayla devam edilmelidir. Dilin arka sırtından başlanarak, öne doğru fırçalama işlemi yapmalısınız. Dil fırçalama için özel olarak hazırlanmış ve genellikle diş fırçalarının üst, arka kısmında yer alan dil temizleyici başlıklar bu amaçla kullanılabilmesiniz. Evinizde yapılan günlük bakım diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla birlikte tamamen önleyemezsiniz. Hekimi tarafından yapılacak işlemle diş fırçası ve diş ipi ile temizlenemeyen bölgelerdeki sertleşmiş diş taşları ortamdan uzaklaştırınız.

Zirkonyum Diş Fiyatlarındaki Değişim

Zirkonyum diş kaplama diğer kaplama diş seçeneklerin göre daha estetik ve tercih edilen bir tedavi şeklidir. Porselen dişlerden en büyük farkı diş eti ve diş dokuları ile tam uyum sağlamasıdır. Işığı geçirgen yapısı ile doğal bir görünüme sahip olması tercih edilen önemli nedenler arasındadır. Sigara ve çay gibi yiyeceklerin oluşturduğu renklenmeler sonrası değiştirdiğiniz dişleriniz zirkonyum dişle bir daha renklenmeyecektir. Üzerindeki kaliteli cila sayesinde parlak görünen ve leke tutmasını engelleyen yapısı ile kullanımı çok kolaydır. Gerektiğinden fazla büyük veya küçük olan dişleriniz aynı boyutlara getirilerek ya da uzunlukları sizin ağız yapınız göre tasarlanarak dişlerinizde ki diş kırıkları, kırık ve dolguların renk değiştirdiği durumlarda estetik görünümü güzelleştirmek adına yapılan uygulama her zaman daha sağlıklı bir diş yapısı için mükemmel fırsattır.

zirkonyum diş kaplamaları, Zirkonyum diş fiyatları, zirkonyum dişZirkonyum diş daha parlak ve beyaz görüntüsü ile gülümsemenizi güzelleştirir. Zirkonyum diş fiyatları diş sayısı ve dişin tedavi aşamasındaki durumuna göre değişmektedir. Estetik diş hekimliğinin kullandığı bu yöntem hem ön hem de arka dişleriniz için kullanılabilir. Tedavi edilecek şehre göre fiyat farkı uygulanan zirkonyum diş tedavisinde 150 – 300 euro civarında bir fiyat aralığı vardır. Semtine göre dahi değişen diş fiyatları lüks semtlerde daha farklı bir fiyat uygulamaktadır. Laboratuar ortamında hazırlanan dişler önceleri daha pahalı yapılmaktayken artık artan laboratuar sayısı ile ucuzlamış görünmektedir.  Özellikle ön dişlere uygulanan tedavi şekli ayrık duran ön dişler için diş yapınız incelenerek doğru uygulama ile daha sağlıklı dişler olarak sizi rahatlatabilir.  Diş dolgusu yapılmayacak kadar aşırı madde kaybı olan dişlerde, eğri – çarpık dişlerde bu tedavi yöntemi kesin sonuç vermektedir.

İlerleyen teknoloji sayesinde doğal dişe en yakın olan zirkonyum diş hekimler ve hastalar tarafından hiç zararı olmadığı için ve alerjik reaksiyon göstermediği için kullanımı uygun görülmüştür. Metal doldu uygulamalarına nazaran estetik olarak daha güzel duran bu tedavi şekli can sıkıcı sonuçlardan dişlerinizi uzaklaştırır. Estetik kaygınızı gideren ve diş fonksiyonlarınızı tekrar kazanılmasını sağlayan zirkonyum diş kaplamalarının kullanımı giderek artmaktadır.

Ortopedik Ayakkabı Nedir?

Ortopedik ayakkabı uzmanlar tarafından ayakların sağlıklı ve kaliteli bir tasarım içerisinde rahat nefes alabilmesini ve ayak şeklini belirleyen aynı zamanda rahatlığını sağlayan ayakkabılardır. Bu tür ayakkabılarda tasarım tamamı ile normal bir ayak şakiline göre belirler. Ayağın tam ortasına gelen kısmında hafif bir yükseklik vardır. Uç kısımlarına doğru bu yükseklik orantılı bir şekilde azalmaktadır. ortopedik ayakkabılarda topuk kısmı da çok dikkatli bir şekilde tasarlanmaktadır. Önceleri yalnızca bazı markalar ve özel yerler ortopedik ayakkabı üretimi yaparken şimdilerde hemen özel markaların hepsi bu tasarımları bütün modellerinde uygulamaktadır.

Ayak Sağlığınıza Dikkat Edin

ayakkabı, ortopedik ayakkabı, ayak sağlığı, ortopedik ayakkabı
SAMSUNG

Ortopedik ayakkabıların sağlık açısından da önemi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Doktorlar ayak sağlığında şikayetleri olan kişilere ortopedik ayakkabı kullanmalarını tavsiye etmektedir. Özellikle çocuklarda ortopedik ayakkabı kullanmak çok büyük önem taşır. Ayak kemiklerinin ve kaslarının güzel ve doğru bir düzende şekillenmesi için ortopedik ayakkabı kullanılmalıdır. Yalnızca çocuklar için değil her yaştaki ve her cinsiyetteki insanların ortopedik kullanması gerekir. ileride ayağınızın düz taban olmaması için veya ciddi bir ayak hastalığı yaşamamak için de ortopedik kullanımı çok önemlidir. İnsanlar bu konuda son derece bilinçli davranışlar sergileyerek hem çocukları hem de kendileri için ortopedik ayakkabı kullanmaktadır.

ayakkabı, ortopedik ayakkabı, ayak sağlığı, ortopedik ayakkabıOrtopedik ayakkabılar son yıllarda topuk dikeni denilen ve insanda inanılmaz acılar ve ağrılar yaratan hastalıklara da çözüm sağlayan tasarımlardan oluşmakta. Deri hastalıkları kapsamında yer alan ayak vurması, su toplaması gibi rahatsızlıklardan kurtulmanın en kolay yolu yine ortopedik ayakkabılardır. bu tip ayakkabılar modelde belli bir tip anlamına gelmez. Son derece şık ve zarif modellerde de ortopedik tasarım kullanılabilir. Bir ayakkabının ortopedik olup olmadığı ise, iç kısımdaki tasarımda gayet açık olarak görülür.

Bağışıklık Sistemimiz İçin Önemli Olan Unsurlar Nelerdir? 

Bağışıklık sistemi hakkında tıp camiası geniş araştırmalar yapmaktadır. Özellikle antropoloji araştırmaları arkeoloji ile birlikte bağışıklık sistemleri hakkında derin araştırmalar yapmaya devam etmekte. Ancak sizler, bağışıklık sisteminizi nasıl korumalısınız? Dikkat etmeniz gereken ilk unsur beslenme.

beslenme, doğal beslenme, gripten korunma, çoçukları hastalıktan korumaEğer beslenmenizi dengeli ve doğal bir şekilde yerine getirirseniz, bağışıklık sisteminizin direncini arttırmanın ilk adımını atmış olursunuz. Doğal ürünler ile yapılan dengeli beslenme programları da sizlerin sağlık açısından olumlu sonuçlar elde etmenize sebep olur. Sürekli iş hayatında koşturan insanların, beslenmelerini aksattıkları dönemlerde enerjileri ve vücut dirençleri düşer. Vücut dirençlerinin düşmesi ise kesinlikle hastalıklara çağrı veren bir durumdur.

 beslenme, doğal beslenme, gripten korunma, çoçukları hastalıktan korumaKış ayları insanların soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkları çok sık bir şekilde yaşadığı dönemlerdir. Gripten korunma yolları hakkında ise öncelikle bilmeniz gereken bir kaç yöntem var. Bu yöntemler arasında C vitamini ağırlıklı olan gıdaların tüketilmesi çok önemlidir. Portakal, greyfurt, limon, elma gibi meyveler grip ile savaşmanın en iyi yollarından birisidir. Ancak her zaman hastalıklar bulaşmadan önce önlem almalıyız. Hastalık bulaştıktan sonra düzenli gıda tüketimi yaparsak sadece hastalığın etkilerini en aza indirebiliriz. Genellikle çocukları hastalıklardan koruma yöntemleri içerisinde en hızlı çözüm yöntemi nane limon tüketimindedir. Çok eski bir soğuk algınlığı ve grip önleme yöntemi olan nane limon ile çocuklarınızın vücut direncini arttırmanız mümkündür. Hem tadının güzel olması, hem de rahat bir içiminin olması sebebiyle çocuklar nane limon tüketmeyi severler. Nane limonu çocuklarınıza içirirken, şeker yerine bal kullanmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Bal antioksidan bir besin olduğu için nane limon ile birlikte muhteşem bir ikili olmaktalar. İsterseniz bir miktar karabiber ekleyerek daha keskin bir hale getirebilirsiniz.