Migren Neden Olur?

Migrenin çeşitli nedenleri vardır bu yazı dizimizde sizlere migrenin neden olduğunu anlatmak istiyorum. İnsan beyni aşırı stres ile yoğun bir şekilde yorulmaktadır uykusuzluk ya da fazla uyku beynin yoğunluğunu biraz daha arttırır en büyük etkenlerden biri budur. Cinsel uyarıların aşırı artışı, yüksek alkol ve sigara tüketimi migreni oluşturan sebeplerden biri, nitekim bunların yanında dengesiz beslenme ve iş stresi vardır.migren tedavisi, migren tedavisi yapımı, migren tedavisi nasıl yapılırMigren olan bir hastanın tam anlamı ile kurtuluşu uzmanlar tarafından onaylanmış belirlenmiş olan, ilaç ve bitkisel yöntemlerle mümkündür.Migreni hayatının bir parçası olarak devam etmektedir hastalık sahibi yada sahibeleri için mümkün mertebe en aza indirmek için tedavi yolları araştıran konusunda uzmanlaşmış olan hekimler ve bilim adamları. Migren krizinin çeşitliliğini anlatmaktadır.Sık sık krizin acilen müdahale edilmesi gerektiğini belirten uzman hekimler,ilaçların düzenli olarak kullanılmasının kriz oluşumunu tamamı ile bitirmesede azaltacağını belirtiyorlar.

Migren genetik bir hastalıkltır,isviçreli bilim adamlarının son araştırmaları sonrasında bu kanıtlanmıştır.Hormonal bozukluğu olan insanlarda sık görülmekle beraber aynı kanı taşıyan aile bireylerinde olmasıda mümkündür.

Migrenin oluşma sebeblerinden birisi olarak da gösterilen akşam yemeğinin saatleridir,akşam yemeklerinde fazla tüketilen yiyeceklerin özellikle saat 8′den sonra ; tüketilmekte olan yağlı yiyecekler damarlardaki liftlerin kasılarak kimyasal salgılamasına yol açmaktadır . Uzman hekimlerin migren hastalarına aşırı yağlı yiyecekler ve dışarıda yenilen kuru gıdalardan uzak durması konusunda telkinde bulunmaktadır.

Hastalığın sebeplerinden biri olan sigara ve alkol tüketimini had safhada yapan insanlar üzerinde yapılan araştırmada bu insanların 0 luk bölümünün migren rahatsızlığının olduğu ayrıca  luk kesimininde sık migren krizine maruz kaldığı saptanmıştır.

Migren krizini hafife almayın çünkü ;sosyal ve iş yaşantısının belası diyebileceğim bu hastalık sizin boş ver ya geçer nasıl olsa diyebileceğiniz türden bir hastalık değildir. Emin olmanız gereken bir husus daha belirteyim migren insanların bünyelerine göre çeşitlilik kazanmaktadır migren krizinin en büyük düşmanı; bol kahve içeren soğuk kahve ve nanedir.. Acil şifalar

Migren Tedavisi Nasıl Yapılır?

Migren tedavisi için öncelikle teşhisin doğru olarak yapılmasına bağlıdır. Hastaların başka bir rahatsızlığının olması halinde onunda tedavi planının yapılması gerekir. Meydana gelen belirtilerinin yok edilmesine yönelik tedavi şeklinin oluşturulması amaçlanır. Migrenle birlikte bulunan hastalıkların tedavi yöntemi bazen avantaj sağlarken, bazen de migrenin tedavisinde kısıtlamalara yol açar.migren tedavisi, migren tedavisi yapımı, migren tedavisi nasıl yapılırHastalıkla birlikte yaşanan diğer hastalıklar mani, depresyon, epilepsi, inme, panik gibi rahatsızlıklardır. Tedavi için mutlaka belirtilerin dikkate alınması gerekir. Migren ilaçları sıradan baş ağrısı olan hastalarda etkili olmadığı gibi, zararlı da olabilir. İlaç tedavilerinin dışında düzenli bir yaşam sürme, gevşeme, egzersiz yapma, uyku düzenini sağlama, sigaradan uzak durma, beslenmeye dikkat etme gibi uygulamalara dikkat edilmelidir. Uygulanacak ilaç tedavisi oluşan baş ağrılarının sıklığına ve şiddetine, belirtilerin durumuna, diğer hastalıkların olmasına ve önceki tedavilerdeki yaklaşıma göre belirlenmektedir. Erken başlanacak ilaç tedavisi baş ağrısının şiddetlenmesine engel olup, uygulanan tedavinin daha etkin olmasına yardımcı olacaktır.

Migren için uygulanacak tedavi yöntemleri nedir?

Akut tedavi: Uygulanacak tedavi atağı yaşayan kişiye ve atağa göre planlanmalıdır. Hastanın daha önce geçirdiği tedaviler incelenmeli, buna uygun tedaviye başlanmalıdır. Bu tedavi baş ağrısının başlamasından sonra ilerlemesini durdurmak ya da ağrıyı kesmek için uygulanır.

Farklı şekillerde akut tedavi vardır. Burada uygulanacak ilaç belirtilerin durumuna, ağrıların şiddetine ve sıklığına, diğer hastalıkların durumuna ve önceki tedavilerdeki duruma göre belirlenir. Aşırı miktarda ilaç kullanımı önlenmelidir. Bu tedavinin başarısız olmasına neden olur. Ağrıya en fazla etki edecek ilaç tercih edilmelidir. Uygulanan tedavi kişiye özel uygulanmalıdır. Hafif ağrıları olan hastalarda NSDID, analjezikler uygulanmalıdır. Analjezik tedavi yetersiz kaldığında tedavide triptan kullanılmalıdır. Hızlı tedavi gerektiren durumlarda oral dışı triptan kullanılabilir.

Basit ve kombinasyon biçiminde analjezik ve NSAID: Hafif ağrıları olan hastalara basit analjezikler verilir. Hastaların baş ağrısı sadece analjeziklerle ya da kafeinle kombine edilmiş aspirin ya da parasetamol gibi basit analjeziklerle kesilebilir. NSAID’ler ise gastrik yan etkileri nedeniyle daha az kullanılmaktadır.

Barbiturat hipnotikler: Bu içerikteki ilaçların etkinliğine dair fazla bir çalışma yoktur. Diğer ilaçların etkisiz kaldığı durumlarda tercih edilmektedir.

Ergotamin ve Dihiroergotamin (DHE): Analjeziklerin faydalı olmadığı ya da yan etkilerin görüldüğü hallerde tedavide ergotamin kullanılmaktadır. DHE ergotamine göre daha az yan etki yapmaktadır. DHE hastalara faydalı olduğu gibi, tekrarlama riskini ve bulantıyı azaltır. DHE gebe kalmayı isteyenlerde, hipertansiyonu olanlarda, karaciğer ve böbrek yetmezliği sorunu bulunanlarda, koroner damar hastalığı olanlarda kullanılmamalıdır.

Triptanlar: Tedavide hem etkin, hem de güvenli olan ilaçlar, atak geçiren her hasta da uygulanabilir. Analjeziklerin faydalı olmadığı durumlarda, bunlar uygulanmalıdır.

Opioidler: Baş ağrısında rahatlama sağlamayan epoid dışındaki ilaçlar yerine kullanılabilen ilaçlardır. Önleyici tedavi (Profilaktik): Ağrının olup olmadığı dikkate alınmadan, atakların şiddetini azaltmak ve süresini düşürmek için uygulanır. Bunlar atak öncesinde uygulanabilir. Atağı tetikleyen bir sebep olması durumunda ve ağrının öncü belirtisi bulunduğunda hastalara verilebilir. Tedavi kısa ve uzun süreli olarak uygulanmaktadır. Kısa süreli olanlar tetikleyici etkenlerin olması halinde, bir kaç gün öncesinde uygulanır. Uzun vadeli olanlar ise, ağrının sıklığını azaltmak için günlük olarak uygulanır. Hamilelik döneminde uzun süreli tedaviden kaçınmak gerekir. Bu tedaviler düşük dozlarla başlamalıdır. Dozlar yavaş sürelerle arttırılmalıdır. Dört haftaya kadar etkilerinin görülmesi beklenir.

İntraoral Kanserler ve Nedenleri

Bu malign tümörlerin insidansı dünyanın çeşitli yerlerinde farklılıkları gösterir. Örneğin; ABD’de tüm kanserlerin %5’ini oluştururken, Hindistan’da yaklaşık %50′ kadarını oluşturur. Bununda nedenleri şüphesiz etyolojik faktörlerdedir. Şöyleki, ABD’deki kontrol ve mükemmel oral hijyen ve Hindistan’daki Betelnut çiğnenmesi veya Kuzey Avrupa ülkelerindeki Plummer Winson sy gb tümörlerin insidansını çok etkilemişlerdir.intraoral kanserler, intraoral kanser nedenleri, intraoral kanser tedavisi

Etyolojik Faktörler

Tütün: Ağız için Ca’lar tütün içimi ile doğru orantılı olarak artmaktadırlar. Günde içilen bir paket veya 5 ya da 6 dan fazla pipo veya puro yaklaşık 6 kat I.O. Ca sigara içmeyenlere göre artmaktadır. Başarılı bir ameliyatla tümörden kurtulan hastalar sigaraya devam ederlerse yeni lezyon olma şansı içmeyenlere kıyasla 600 kadar daha çoktur. Ayrıca sigara içenlerin 5 yıllık sürvileri daha azdır. Eğer tütün çiğ olarak çiğnenme tarzında kullanılıyorsa squamöz Ca’nın bir variantı olan Verrüköz karsinom meydana gelme şansı artar. Bu da tütündeki niktagaminlerle ilgilidir.Yukarıda bahsedildiği gibi tütün, tümör insidansı ciddi bir şekilde arttırmaktadır. Sert damak kanserleri, tekrar sigaraya başlayanların tümörüdür. Hindistan ve Güney Amerika, da yaygındır. Alkol: Çok miktarda alkol alınması yine G.I. sistemin uç kısımlarında Ca oranını arttırmaktadır. Alkolizmde en yakm ilişkisi olan intraoral tümör, ağız tabanı Ca’dır. Mamafih tümör stagenin sıklıkla bu bölgede ileri bulunmaz. Oral Ca’lar için, eğer alkol ve tütün birlikte kullanılırsa yaklaşık 5 kat artar.

Diğer Faktörler

Kötü ve yetersiz beslenme, riboflavin gibi maddenin eksilmesi dikkat çekmektedir. Dişlerin iyi yapılmaması, kötü ağız hijyeni önemlidir. Plummer Winson sendromu (demir eksikliği + v.s.)’nin Kuzey Avrupa’lı kadınlarda bu tip tümörlerin görülmesini sıklaştırır (yani inisdansını yükseltir). Patoloji: İntraoral malign lezyonlar %90 SCC tipindedir. Diğerleri MM, lenfoma, sarkoma, muhtemelen küçük tükrük bezi glandlarmın malign tümörleridir. Bunlarda mukoepidermoid Ca ve adenokistik Ca’lardır. Lökoplaki: Lökoplaki literatürde beyaz yama adını almaktadır. Premalign bir lezyondur. Tanımında, yüzeyel mukoza hattının kalınlaşması şeklindedir. Bazal tabakanın uzantıları submukozaya (buna Akantozis denilir), kadar inerse bazen premalign ya da malign olup olmadığını anlamak ya da ayırt etmek zor olabilir. Bu beyaz lezyonların etrafında kırmızı alanlar kesin biopsi endikasyonlarını koydurur. Muhtemelen artık malign tümör başlamıştır. Rutin yapılan lökoplaki biopsilerinde insitu Ca riski yaklaşık %1.8, invasif Ca oranı ise %8.1’dir. Burada unutulmaması gereken şey şüpheli bu yerede biyopsi indikasyon varlığıdır. Skuamöz karsinoma: Bu, endüre kenarlı tipik olarak ülserli lezyondur. Yüzeyden dışarıya doğru projeksiyon gösterir. EXOPHITTIC veya derine infiltre olur (endofitic). Verıüköz karsinom ise küçük ve multipl halinde çıkıntılar yapan tümördür. Bazen birden çok odaklarda tümör görülebilir. Geçmişte squamoz Ca tipik olarak high veya low grade olarak ayrılırdı, ya da kötü veya iyi differansiye olarak sınıflanırdı. Bu sınıfla sübjektif olup kıymeti biraz tartışmakdır. Tümörler arasındaki variasyon, düşük pleomorfizm, mitozun ağırlığı, yaygın pleomorfizm, çok sayıda nıitoz genelde dikkate değerdir. Prognoz ve tedavideki önemli şey tümörün büyüklüğü ve dermiş olan invazyonudur. Dudak ve damak Ca’lar az metastaz yapar, pozitif ganglion sürviyi yaklaşık %50 azaltır (prognozu kötüleştirir). Multipl Model tutulum özellikle boyundaki alt ganglion tutumları veya ekstrakapsüler yayılım tümör endikasyon şansını azaltır. Uzak Metastazlar: Intaoral kavitenin malign tümörleri uzaklara, geç tümörler olmadıkça yayılmazlar. Genelde tuttukları alan akciğer ve kemiklerdir.

Tedavi

Lezyonun yeri ve büyüklüğü tedaviyi tayin eder. Küçük (stage 1) lezyonlar eksize edilebilir veya ışınlanabilir. Hastanın uygunluğuna ğöre, öndeki lezyonlar cerrahi olarak çıkarılabilir ve geride olanlar ise ışınlanabilir. Stage II ve III lezyonlar genellikle kombine tedavi gerektirir. Irradiasyon ameliyat öncesi veya sonrası uygulanabilir. Sonrası daha popülerdir ve daha büyük dozlar uygulanır (4.000 – 6.000 rad kadar). Postop. RT. Büyük primer tümör eksizyonlarından sonra (T3 veya T4) veya yaygın metod metastazlarda (N2-N3) veya eksizyon tam yapılamazsa uygulanır. R. T. cerrahi yaranın iyileşmesinden hemen sonra yapılır daha fazla beklenmez. Eğer mümkünse, primer tümör ağız yolundan çıkarılmalıdır. Eğer çok iri veya gerilere yerleşmiş ise dudak split yapılır ve yanak üst boyun flebi kaldırılıp lezyona ulaşır. Bu insizyon eğer yetersiz ise açıklığa, mandibuler ve ağız tabamda kesilir (mandibuler swing). Erken mandibuler tutulumu, örneğin; alveolün skuamöz C.C.’larındaki gibi, alt kenarlarının komnmasıyla beraber mandibulanın lokalize rezeksiyonuna izin verir. Daha önemli tutulumlar total mandibular blok olarak tutulan alanın rezeksiyonunu gerektirir. Bu durumlarda inferior dental nerve tümör boyunca herhangi bir tümör yayılımın elimine etmek için biopsi yayılır. Eğer yanak derisinde tutukluk ise mandibulayıda içine alan full kat rezeksiyon gerektirebilir. Üst damak veya alveol tutulumlarının geçiş olanlarında Weber Ferguson insizyonu ile girilir. Subsilier ekstansiyon nadiren kullanılır. Daha yaygın tümörler için infratemporal fossa rezeksiyon ve orbital çıkarmak gerekebilir.

Sinir tutulumu: Trigeminus üzerindeki duyu kusuru belirtileri, fasial felç, fasial ağrılar, sinir tutulumunu gösterirler. Genellikle bu semptomlar epinorül boşluklar boyunca invazyon ve ekstansiyondan dolayıdır, bu da sıklıkla perinöral lenfatik invazyonu gösterir. Bunlar kötü prognostik bulgulardır. Eğer hastanın trigeminal tutulumu varsa ilk adım temporal kraniotomi yapıp, meckel kavitesinden bir biopsi yapmak gerekir. Eğer tümör pozitif ise inoperabldır.

Kemoterapi: Antitiimör etkili droglardan metotrakrat, bleomisin, cisplastinum kullanılır. Bunlar prep. Tümörler size’im küçültür. Önceki (PreKT) büyüklüğe göre ayarlanır.

İdrar Kaçırma Ameliyatı

İdrarı tutamama ve idrar kaçırma sorunları son yıllarda kadınlarda daha yoğun olmak üzere çok sık görülmektedir. Çeşitli sebeplere bağlı olarak gelişen idrar kaçırma sorunundan kurtulmak için erken tedavi yöntemlerinin tercih edilmesi gerekmektedir. Tedavi uygulamaları arasında en fazla tercih edilen idrar kaçırma ameliyatı olmaktadır. Kişilerin kontrolü dışında gelişen bu rahatsızlığın öncelikle nedenlerinin araştırılması gerekmektedir.idrar kaçırma, idrar kaçırma nedenleri, idrar kaçırma ameliyatı

 – İdrar Kaçırma İçin Uygulanacak Tedavi Yöntemi

 İdrar kaçırma sorunu olan erkek ve kadınlar için idrar kaçırma ameliyatı önerilmektedir. Ameliyat sayesinde sarkmış olan idrar torbasının eski formuna getirilmesi sağlanmaktadır. İdrar yolunun normale dönmesi sayesinde de idrar kaçırma sorunu yaşayan kişilerin rahat bir yaşam tarzına ulaşması da sağlanmaktadır. %95 oranında ameliyat başarısının sağlandığı tedavi uygulamasında hastalar kendilerini çok daha iyi hissetmektedir.

 – İdrar Kaçırma Ameliyatı Fiyatları

Doktor  tarafından başarılı bir şekilde yapılan tedavi uygulamaları sayesinde hastalar idrar kaçırma sorunundan kolayca kurtulabilmektedir. İdrar kaçırma tedavisi sırasında uygulanan yöntemler, kullanılan cihazlar ve daha pek çok faktör göz önünde bulundurularak fiyat belirlenmektedir. İdrar kaçırma sorunu yaşayan hastaların doktor ile görüşerek ameliyat ve ameliyat fiyatı hakkında detaylı bilgiye sahip olması gerekmektedir. Genel anestezi kullanılması da tedavinin fiyat kısmını etkilemektedir. İdrar kaçırma operasyonu için en doğru hastanenin ve uzman doktorun tercih edilmesi çok önemlidir. Sadece idrar kaçırma operasyonunun yapılması gereken durumlarda hastalar aynı gün taburcu edilmektedir.

Grip Tedavi Yöntemi: Terleme

İnsan vücuduna bir şekilde bulaşmış olan girip virüsü bazı hastalar üzerinde 38 derece ve üzerinde ateş belirtisi gösterir. Aynı zamanda şiddetli kas ve eklem ağrısına yol açan grip, tireme, halsizlik, bitkinlik gibi belirtileri de beraberinde getirir. Bunun yanı sıra öksürük, baş ağrısı  gibi çeşitli etkileri de mevcuttur.grip tedavisi, grip nasıl tedavi edilir, terleme ile grip tedavisi

Grip hastalığına yakalanan insanlarda aşırı terleme gözlemlenebilir. Tıbben doktorlar bunun iyi bir gelişme olduğunu söylerler. Çünkü terleme ile birlikte vücuttan virüs atılımı gerçekleşir. Yani iyileşmenin önemli bir adımı terlemedir. Grip rahatsızlığı ile birlikte gelen belirtiler etkisini yaklaşık olarak 1 hafta boyunca sürdürürler. Ancak hastalar üzerinde gözlemlenen halsizlik ve bitkinlik gibi durumlar yaklaşık olarak 2 haftaya kadar devam edebilir. Çünkü hastalığın temel etkeni olan bu virüs çok dirençlidir. Aynı zamanda vücutta uzun süre kalabilir. Bunun vücuttan dışarı atılmasının en etkili yollarından birisi terlemedir.

Toplumda büyük kitleleri etkileye bilecek ve solunum yoluyla bulaşabilen bu grip virüsünden korunmanın en önemli yolu bağışıklığımızı desteklememiz olacaktır. Zayıf bir bağışıklığa sahip bireylerin gribe yakalanması diğer bireylerden daha kolaydır. Gripten korunmak amaçlı bir çok önlem almalı dikkat etmelisiniz.

Grip Etkisiyle Terleme

Genellikle kış aylarında insanların başına gelen grip hastalığı kapalı ortamlarda çok uzun süre vakit geçirilmesi etkisiyle hızla yayılır. Toplumda adeta bireyden bireye bir salgın şeklinde yayılan grip havasız ortamlarda çok daha hızlı bir şekilde yayılır. Bu yüzden grip geçiren bir kişinin bulunduğu ortam sürekli havalandırılmalıdır.

Grip terleme etkisi gösterebilen ve vücuttaki direnci büyük ölçüde azaltan ve yok edilmesi oldukça zor bir virüs türüdür.  Bu yüzden gripten korunmalı ve gribe yaklanmamak için sürekli dikkat etmeliyiz. Sağlıklı beslenmeli ve kişisel temizliğimize özen göstermeliyiz. Bunun dışında çok kapalı alanlarda çok sık bulunmamalı havalandırılabilen alanları seçmeliyiz.

Meme Kanseri Tedavisinde 20 yıllık Takip Sonuçlarını Karşılaştıran 2 Çalışma

Invaziv Meme Kanseri Tedavisinde Total Mastektomi, Yalnızca Lumpektomi ve lumpektomi ile birlikte Işın tedavisi Seçeneklerinin 20 yıl takip sonuçlarının karşılaştırılması. Fisher B ve ark. N Engl J Med 2002; 347:1233-41.meme kanseri tedavisi, meme kanseri belirtisi, meme kanseri takibi yapımı

NSABP grubu 1976 yılında invaziv meme kanserinde radiasyon tedavisinin eklendiği veya eklenmediği lumpektomi ile total mastektomiyi karşılaştıran bir çalışma başlattı. Toplam 1851 kadın çalışmaya dahil edildi. Bu hastalar 20`i aşkın süredir izlenmektedirler. Yalnızca lumpektomi yapılan grupta aynı meme de (kanser nedeniyle opere edilen) tekrar meme kanseri görülme oranı 20 yıl sonunda %14.3 iken radyasyonun eklenmediği lumpektomi grubunda bu oran %39.2 olarak bulunmuştur ki bu radyasonun eklenmesinin önemini göstermektedir. Bu yarar hastanın koltukaltı lenf tutulumundan bağımsız olarak ortaya çıkmatadır.

Yalnızca Lumpektomi ile tedavi edilen grupta ilk beş yılda meme kanserine bağlı tekrarlama, uzak organda ortaya çıkma veya ölüm görülme oranın çoğu ilk 5 yılda ortaya çıkarken, 10 yıldan uzun dönem takip edilenlerde yukarıda sayılan olayların görülme oranı %8.6 `ya düşmektedir. Buna karşılık Lumpektomiye radyasyonun eklendiği grupta meme kanserine bağlı bir olayın ortaya çıkması ilk beş yılda düşük olup 10 yıldan fazla takip edilenlerde bu oran %30.8`e çıkmaktadır.

Hastalıksız sağkalım, uzak organda metastaz görülmeden sağkalım ve toplam sağkalım açısından yalnızca lumpektomi veya radyasyonun eklendiği grup ile total mastektomi arasında fark bulunamamıştır.

Bu çalışma iki önemli noktayı vurgulamaktadir; 1-Tedavi şekli ne olursa olsun meme kanseri hastalar uzun dönemler boyunca ciddi olarak takip edilmelilerdir, 2- Invasiv meme kanserinde Lumpektomi sonrası radyasyon eklenmesi kadınlarda kabul edilebilir kozmetik sonuçları ve uzun donem sonuçları göz önüne alındığında halen uygun tedavi seçeneğidir.

Erken Meme Kanserinde Meme Koruyucu Cerrahi ile Radikal Mastektomiyi karşılaştıran Randomize Çalışmanın 20 Yıllık Takibi Veronosi U, ve ark. N Eng J Med 2002;347:1227-32.

Bu çalışmada araştırmacılar meme koruyucu tedavi ile radikal mastektomi nin 20 yıllık sonuçlarını değerlendirmişlerdir. 1973 ile 1980 arasında tümör çapı 2 cm`den küçük olan 701 kadin çalışmaya alınmıştır. Çalışma devam ederken 1976 yılında koltuk altı pozitif olan kadınlara CMF kemoterapisinde eklenmiştir. Aynı memede kanserin tekrarlaması oranı meme koruyucu cerrahi sonrası 20 yıl sonunda %8.,8 iken radikal mastektomi yapılan grupta 2.3% olarak bulunmuştur. Karşı memede kanser görülmesi veya uzak organda metastaz ortaya çıkması her iki grup ararsında da benzer bulunmuştur. 20 yıl sonunda herhangi bir neden ile ölüm meme koruyucu tedavi veya radikal mastektomi sonrasında benzer bulunmuştur. Bu oran meme kanseri nedeniyle ölümlere bakıldığında da benzer bulunmuştur (%24.3 ve %26.1).

Araştırmacılar sonuç olarak erken evre meme kanseri nedeniyle ameliyat edilen kadınlardaki uzun dönem yaşamın meme koruyucu ile radikal mastektomide benzer olduğunu ve meme koruyucu cerrahinin bu kadınlarda uygun olacagi vurgulamışlardır.

Hemoroid Çeşitleri Nelerdir?

İç Hemoroid hastalığı; kalın bağırsağın iç kısmında yani Rektum bölgesinde gelişmeye başladığından, çoğu kez ilk aşamalarda hasta tarafından fark edilmemektedir. Kanamalı seyreden hastalık, dış Hemoroid’e göre nispeten daha az ağrılıdır. İlerleyen aşamalarda zarar görmeye devam ettiği için daha da fazla şişerek büyüyen basur memeleri, hastanın anüsünden dışarıya çıkmaktadır. Son aşamasına gelen dış Hemoroid hastalığındaysa; kalın bağırsak içerisinde yer kalmadığından, kişi eli ile basur memelerini içeriye itmeye çalışsa da bu mümkün değildir. Her iki tip Hemoroid hastalığının da vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekmektedir.https://www.youtube.com/watch?v=h_68alQC6VU

Hemoroid hastalığı insanların oldukça büyük bir bölümünde görülen ve kalın bağırsaktaki damar dokusunun zarar görmesin neticesinde gelişen bir rahatsızlıktır. Tuvalet alışkanlığının yanlışlığı, kuru gıdalar ile beslenme ve yeterli su içmeme gibi nedenlerce tetiklenen Hemoroid hastalığı; ilerleyen aşamalarda kanama ve şiddetli ağrılara neden olarak, kişinin sosyal hayatını ve dolayısı ile psikolojisini muazzam derecede etkileyen bir hastalıktır. Tuvaletin yapılması esnasında ıkınma ve çok fazla zorlanma nedeni ile kasılan anüs kasları, kalın bağırsak içerisinde bulunan ve zaten sert halde zarar vermeye çok müsait olan dışkının damar tabakasına daha da çok zarar vermesini sağlamaktadır. Kalın bağırsağın dışarıya açılan ve Rektum olarak adlandırılan bölgesindeki damar tabakası, bu etkiler sonucunda hasar görerek genişler ve basur memesi denen formu alır.

Hemoroid hastalığı gelişim gösterdiği bölgeye göre iç Hemoroid ve dış Hemoroid olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Dış Hemoroid; anüs bölgesi çevresinde oluşan basur memeleri nedeni ile kişinin kanamalı ve son derece şiddetli basur ağrıları yaşamasını sağlayacak bir şekilde gelişir. Dış Hemoroid hastalığında basur memeleri dışarı olduğundan kişinin oturup kalkması dahi oldukça güç bir hale gelmektedir. Anüsün hemen dışarısında olduğu için dış etkilere çok açık olan basur memeleri, bu etkiler nedeni ile çatlayarak kanamaya sebep olur. Ayrıca oluşan yaralar vücudun dış kısmında olduğundan enfeksiyon kapmaya da oldukça müsaittir. Hastanın günlük yaşamını son derece olumsuz olarak etkileyen dış Hemoroid hastalığı, kişi hareket ettikçe daha da kötü bir hale gelmektedir.

Demans ve Tedavi Yapımı

Demans, ciddi zihinsel yetenek kaybını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu, hafıza kaybını içerir, ancak bunlarla sınırlı değildir. İnsanlar yaşlandıkça hafıza kaybı normaldir, ancak günlük yaşamı bozmaya başladığında, bunama nedeniyle olabilir. Demans, beynin dokularına zarar veren altta yatan hastalıklardan kaynaklanır. Bu hasar beynin düzgün çalışmasını zorlaştırır ve hafıza kaybı ve karışıklık gibi sorunlara yol açar.demans nedir, demans tedavisi, demans tedavisinde önemli noktalar

Demans Nedir?

Alzheimer hastalığı ve vasküler hastalık demansın iki ana nedenidir. Kafa yaralanmaları, alkolizm, Parkinson hastalığı ve diğer durumlar da daha az olası olmasına rağmen. Demans geliştiren birini tanıyorsanız, düşünmedeki değişikliklerin beyin hasarından kaynaklandığını ve o kişinin demansın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu belirlemek için tıbbi bir değerlendirmeye sahip olması gerektiğini anlamak önemlidir. Enfeksiyonlardan ve ilaç yan etkilerinden kaynaklanan demans genellikle tersine çevrilebilir, ancak ilerleyici hastalıkların neden olduğu genellikle tersine çevrilemez.

Demansı kim alır?

Amerika Birleşik Devletleri’nde, 65 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yüzde 10’unda bunama vardır. En sık 85 yaş üstü kişilerde görülür. Demans birkaç yıl içinde ilerler. Birden fazla inme geçiren kişilerin, bazı kronik hastalıkları olan hastalarda olduğu gibi demans gelişme olasılığı daha yüksektir.

Birisi Demans Aldığında Ne Olur?

Demans sevdiklerinizin tedirgin olmasına neden olabilir. Davranış değişiklikleri ve duygusal sıkıntı yaygındır. Bazı insanlar hafif ajitasyon yaşarlar, bu da onları karakter dışı şekilde hareket ettirir. Daha şiddetli ajitasyona sahip olanlar, güven verebilecek bakıcılara veya amirlere ihtiyaç duyabilirler, çünkü bu durumdaki insanların inatçı veya gergin olması yaygındır.

Ajitasyon zamanla kötüleşir ve kalıcıdır. Karşılaşabileceğiniz bazı davranış sorunları şunlardır:

  • Dikkat talepleri
  • İlerleme hızı, arama veya rummaging
  • İsabet
  • Isırma
  • Bağırmak
  • Tehdit
  • İnatçı katılmayı reddetme
  • Sinirlilik ve hayal kırıklığı

Bir hasta fiziksel, tıbbi, psikiyatrik veya çevresel nedenlerden dolayı ajite olabilir.

Fiziksel ve Tıbbi Konular

Demansı olan bir kişi geçmişte bir semptom olarak ajitasyona sahip değilse veya normalden daha fazla ajite olmuşsa, sorun tıbbi veya fiziksel bir durumla ilgili olabilir. Ani bir hastalık, hastalığın neden olduğu ajitasyon ve karışıklık olayı olan deliryuma neden olabilir. Bu soruna neden olabilecek bazı tıbbi durumlar şunları içerir:

  • Zatürre
  • kurutma
  • Zayıf beslenme
  • Mesane enfeksiyonları
  • Kronik hastalık alevlenmeleri (örn. Diyabet veya astım)

Ayrıca herhangi bir yeni ilacı veya yakın zamanda değiştirilmiş dozları da düşünebilirsiniz.

Ajitasyonun Çevresel Nedenleri

Demansı olan bir kişi genellikle belirsizliği sağlıklı bir insanın yapabileceği şekilde ele alamaz. Bu, ortamındaki herhangi bir değişikliğin hastanın tedirgin olmasına neden olabileceği anlamına gelir. Bu nedenle, hastanın ortamının çok gürültülü, yanlış ısıtılmış veya zayıf aydınlatılmadığından emin olmak önemlidir, çünkü bu faktörler ajitasyon ve diğer sorunların artmasına neden olabilir. Bir rutine uymak da önemlidir. Hasta çok uzun süre bırakılırsa veya aynı anda çok fazla kişi tarafından çevrilirse rahatsız olabilir.

Hangi Psikiyatrik Belirtileri Bekleyebilirim?

Sevdiğiniz kişinin yaşayabileceği bazı yaygın psikiyatrik sendromlar arasında psikoz , öfke, saldırganlık, depresyon ve anksiyete bulunur. Psikozu olan insanlar gerçek ve mantıksız olanlarla temas etmeyebilir. Gerçek olduğunu düşündükleri şeyleri hayal edebilirler ve sanrılar ve halüsinasyonlar yaşayabilirler.

Demansı olan hastalar da öfkeli veya agresif olabilirler. Demans, beynin, disinhibisyon adı verilen öfkeyi yönetme yeteneğine zarar verir. Bu, hastaların göz ardı edildiğini, kötü muameleye maruz kaldıklarını veya tehlikedeymiş gibi hissettikleri için çatlamasına neden olabilir. Eskiden kolay olan basit görevleri tamamlayamamanın hayal kırıklığı, öfkenin başka bir nedeni olabilir . Demansı olan bir kişinin hissettiği öfke ve saldırganlık sözlü hakaretler, suçlamalar, işbirliğini reddetme, hatta bazı durumlarda fiziksel saldırı şeklinde olabilir. Kendine zarar verme de mümkündür. Bu tür bir davranış fark ederseniz, yaralanma olasılığını azaltmak için ortamın güvenli olduğundan emin olun.

Hastalar daha önce keyif aldıkları aktivitelerde neşe bulmayı bıraktığında, depresyona girmeleri muhtemeldir. Bu zevk eksikliği bir semptomdur ve doğrudan demanstan kaynaklanan bozulmadan kaynaklanmaz. Depresyon tedavisi hastalara yardımcı olabilir ve sanrı olasılığını azaltabilir. Anksiyete de depresyon ile kendini gösterebilir , ancak bu aslında demansın erken evrelerinde olabileceğinin bir göstergesidir.

Demansı Nasıl Tedavi Edebilirim?

Doğru ortamı sağlamak, bir hastayı ilaçla tedavi etmek ve aileye destek almak, profesyonellerin demansı ve onunla birlikte gelen ajitasyonu tedavi etmenin yollarından sadece birkaçıdır. Örneğin, bazı insanlar fiziksel olarak rahatsız olduklarında tedirgin olabilirler. Doktorlar muhtemelen aileyi hastayı rahat tutmak, rutin ve destek sağlamak hakkında konuşacaklardır .

İlaçlar ayrıca ajitasyonu azaltmaya yardımcı olabilir. Sedasyon bir krizde kullanılabilir ve bir hastayı birkaç saat uykulu yapabilir. Bu etkilere neden olmayan uzun süreli tedaviler vardır, ancak bazen ilacın çalışmaya başlaması haftalar sürebilir. Bir antipsikotik deliryum ve psikozu azaltabilir ve doktorlar bazen uykusuzluğa yardımcı olmak için benzodiazepinler veya trazodon reçete eder. Onlar olabilir reçete Tezgah üstü yöntemler işe yaramadığında artrit kaynaklı depresyon veya ağrı için antidepresanlar. Buspiron uzun süreli anksiyete kontrolüne yardımcı olabilir. Öfke ve saldırganlığı azaltmak için, doktor uzun süreli tedavi için divalproex önerebilir. Bazı durumlarda antipsikotik de kullanılabilir. Doktorun, ilaçları reçete etmeden önce hastanın bu ilaçlarla etkileşime girecek başka sağlık koşulları veya ilaçları olmadığından emin olması gerekecektir.

Multiple Skleroz Hastalığı

Multiple Skleroz
MS, sinir hücresini koruyan ve gelişimini sağlayan miyelin kılıfın bağışıklık sistemi tarafından yıkıma uğratıldığı otoimmun inflamatuvar bir hastalıktır.
MS, sinir hücresini koruyan ve gelişimini sağlayan miyelin kılıfın bağışıklık sistemi tarafından yıkıma uğratıldığı otoimmun inflamatuvar bir hastalıktır. Bu yıkım sonucu omurilik ile beyin arasındaki iletişim kesilir ve en sonunda sinir hücresi ölür. MS hastalığının belirtileri spazm, idrar kaçırma, bağırsak sorunları, yürümede zorluk ve yorgunluktur.

MS hastalığının tedavisinde hedeflenen başarıyı yakalamak için yapılması gereken 2 temel amaç vardır;

1) Merkezi sinir sisteminin bağışıklık sistemi tarafından yıkıma uğramasını engellemek

2) Yıkıma uğrayan hücreleri onarmak

Kök hücreler bu 2 temel amaç için uygundur. Bağışıklık sisteminin miyelin kılıfı ve sinir hücresini yıkıma uğratmasını engellemek amacıyla, kendi kan ya da kemik iliğinden elde edilen kan kök hücre nakil işlemi sonrasında yoğun bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi uygulanan hastalar üzerinde klinik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucu hastaların bir bölümünde hastalıkta herhangi bir ilerleme olmadığı, bazılarında ise iyileşme olmadığı geri kalanlarda ise hastalığın gerilediği görülmüştür.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde embriyonik kök hücre ya da yetişkin beyin kök hücrelerinden elde edilen genç prekursör hücrelerinin nakil edilmesiyle hasarlanmış sinir hücrelerinin miyelin kılıfının onarımının mümkün olduğu tespit edilmiştir. Bu miyelin kılıf onarımı direkt ya da dolaylı olabilir. Direkt miyelin kılıfın onarımı; prekursör kök hücrelerin miyelin oluşturucu hücrelere dönüşümüdür. Dolaylı miyelin kılıfın onarımı ise prekursör kök hücrelerin bağışıklık sistemini baskılayıcı moleküller salgılayarak sinir hücrelerinin gelişmesini ve büyümesini sağlaması, yeni kan damarları oluşturması, ve/veya nitrik okside bağlı hücre yıkımını azaltmasıdır

Selülite Karşı Faydalı Besinler

Selülite Karşı Faydalı Besinler

Kepekli ve yulaflı tahıllardır. Bunlar kilo kaybı sağlar ve metabolizmayı canlandırır. Vücudun fazla olan suyunu atması için kereviz, beyaz ve kırmızı turp, vb) maydanoz ve çilek yemekte yarar var. Ananas, metabolizmayı hızlandıran enzimlere sahiptir. Yulaf ezmesi de kolajen yapımı için gereklidir.

Bol bol su içmek de selülit oluşumunu engellemek açstndan ijorofhdif. Ancak oturarak yudum yudum içmenin çok sağlıklı olduğunu belirtmeden edemeyeceğim. Su birdenbire çok fazla içildiğinde, suda eriyen vitaminlerin idrar yolu ile sürüklenip gitmesine neden olduğu için vücuda fayda sağlamaz.

Diyet Uzmanı Ender Saraçtan Selülit Yağları Reçetesi

Sağlıklı bir yaşam için yazıları ve çalışmalarıyla ünlü olan Dr. Ender Saraç’tan selülit yağı masajı reçetesini sizlerle paylaşıyoruz.

Ender Saraç’ın kendi tecrübelerine dayanarak geliştirmiş olduğu bu masaj yağını en az 3 hafta boyunca uygulanmasını tavsiye etmekte ve 1-2 ay içinde sonuç verebildiğini söylemektedir.

İşte o reçete:
Yarım tatlı kaşığı kadar susamyağını, yarım kahve kaşığı kadar portakal yağını, 4-5 damla biberiye yağı, 10 damla kekikyağını bir kapta karıştırınız.

Daha sonra bu karışımı hafif derecede ısıtın (vücut ısısına yakın olması önemlidir).

Selülit olan bölgeye ellerinizle masaj yaparak sürün ve iyice yedirdikten sonra hafifçe bir şekilde cildi kızartacak şekilde ham ipek keseyle veya kabak lifi gibi bir keseyle sertçe bastırarak en az 10-15 dakika masaj yapın.

Daha sonra ise yağlı selülitli bölgeyi mutfak streçini kullanarak iyice sarın ve hemen ter atmak için spora veya egzersize gidebilirsiniz.

En az 20 dakika aktif ve terletici olan hareketleri yaptıktan sonra banyoda elinizle iyice ovalayarak selülitli bölgeyi yıkayınız.

Eğer vaktiniz varsa bu işlemi sabah ve akşam olmak üzere 2 defa, eğer yoksa günde sadece bir kez yapmalısınız.