Porsiyon kontrolü yapmanın yolları nelerdir?

İnsanlar büyük porsiyon gördüklerinde ne yazık ki onu tercih eder. Maalesef Bu durum gerek Türkiye’de gerekse de Amerika’da bu şekilde ilerlemektedir. Ucuz gıdaların ve ya yağların piyasada gittikçe artış göstermesi ile marketlerde kampanyalı ürünler ve ya büyük paketler daha hesaplı gibi gözükür. Cebe yararlı olan bu kampanyalar fazla kiloya ve porsiyonun büyümesine neden olabiliyor. İlave olarak ise toplumuzun aşine olduğu büyük kaplarda yemek pişirilme alışkanlığı da daha çok yemek yemeye neden olmaktadır ve dolasıyla da istenmeyen kiloya ve ya hastalıklara davetiye çıkartıyor.porsiyon kontrolü nedir, porsiyon kontrolünün faydaları, porsiyon kontrolünün yararlarıPorsiyon kontrolünün detayları

Mutfağınızda et reyonuna geldiğiniz zaman ilk yapılması gereken tüketeceğiniz etin çeşidini ve alacağınız miktarı saptanabilmesidir. Eğer ki, canınız kırmızı et istediyse görünür yağlarının olmamasına dikkat etmek gerekiyor. Özelliklede yağ içeriği daha az olan antrikot ya da biftek kırmızı ette en doğru seçimlerdendir. Eğer ki, tavuk alacaksanız da göğüs kısmı daha sağlıklı olur. Şayet lezzet sizin için önemliyse yağ içeriği biraz daha çok olan but’u da tüketmenizde fayda vardır. Nadiren de olsa kendinize kanat ziyafeti vermek isterseniz dikkat etmeniz gerekiyor. Her ne kadar balık en sağlıklı et grubu olsa da ülkemizdeki tüketim oranı ne yazık ki çok azdır. İçeriğindeki Omega-3 ile balık alternatifsiz bir besinlerdendir.

Abur cubur reyonunu yok etmelisiniz

Yapılan alışverişlerde en tehlikeli reyon abur cuburlardır. Şayet alışverişe aç karnına çıktıysanız ve ya uzun süre besin tüketmemişseniz kendinizi bu reyonda bilinçsizce alışveriş yaparken bulmanız mümkündür. Bu sebeple alış-verişe her dakika tok karnına çıkmaya özen gösterin kendimizi ödüllendirdiğimiz bu reyonda doğru seçimi yapmaya dikkat etmelisiniz. Eğer çikolata alacaksanız daha fazla bitter olan çikolatalarla kalori içeriği düşük olan barları sahip bisküvi alacaksanız da light olanları ve krakerleri tercih etmeye yönelmelisiniz. Kremalı ve karamelli ve ya yüksek kaloriye sahip çikolatalar ise karın bölgesinde yağlanmaya sebep olacağı için ise kaçınılması gerekli olanlar arasında yer almaktadır. Doğru içecek seçilmesi oldukça önemli bir konulardan biridir. Asitli içecekler, siyah çay ya da kahve yerine beyaz çay, ıhlamur, yeşil çay, rooibos, ekinezya, chai tea kuşburnu tarzında bitki çayları şekersiz olarak sıklıkla içmelisiniz.

Miyom hakkında bilinmesi gerekenler

  • Genel olarak, rahimin duvarında oluşan iyi huylu yani kansere yol açmayan bir tümör. Fibroid de denilen miyomlar çizgisiz kas hücrelerinde oluşmaktadırlar. Bunlara leiomyoma, yani çizgisiz kas tümörü de deniliyor.
  • Miyomlar rahim duvarında bulunan tek bir yumru olarak ve ya birden çok sayıda gurup olarak oluşabiliyorlar. Çapları 1 milimetre ile 20 santimetre arasında değişmektedir. Miyomlar kadınların kalça kemiği civarında en yaygın görülen tümörlerdir ve kadınların rahimleri en çok miyom sebebi ile alıyor. Genelde tümör diye adlandırılsalar da kansere sebep olmamaktadırlar. Hatta bazıları hamilelik sonrası kendiliğinden kayboluyor.
  • Miyomlar büyüklük ile sayı bakımından çeşitlilik gösterir. Genelde yavaş yavaş büyür ve bir belirtileri bulunmuyor. Eğer ki, bir miyomun bir belirtisi yoksa o zaman o miyomu tedavi etmeye de gerek kalmaz. Miyomlu insanların yaklaşık %25 inde miyomlar bir belirti ile kendilerini belli ederler ki o zaman tedavi gerektirir.

Miyomların Oluşma Sebepleri Nelerdir?

  • Neden oluştuğu tam olarak netlik kazanmamış olmakla beraber rahim miyomlarının çoğunluğu kadınların doğurgan yıllarında görülür. Miyomlar, vücut östrojen üretmeden önce ortaya çıkmıyorlar. Hamilelik yıllarında ise vücut ekstra östrojen ürettiğinden hızla büyümektedirler. Menopoz yıllarında ise büyümeleri durur hatta östrojenin azalmasından kaynaklı olarak küçülebiliyorlar.miyom nedir, miyom belirtileri nelerdir, miyom tedavisi nasıl yapılır
  • Genetik olarak miyom oluşturmaya yatkın bir aileniz varsa, bu sizi risk gurubuna sokabiliyor. Tek yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığı, çift yumurta ikizlerinin her ikisinde de miyom görülme olasılığından daha fazla olur.
  • Miyom oluşumlarının beslenmeyle ya da yaşam tarzıyla alakalı olduğunu gösteren bir çalışma bulunmuyor.
  • Miyomlar ve ya fibroidler normal rahim kası hücrelerinden çok daha fazla östrojen alıcısına sahipler.
  • Afrika kökenli kadınlardaysa yaklaşık 30 yaş üzeri kadınlarda ve hiç doğum yapmamış kadınlarda görülme olasılığı daha fazla oluyor.
  • Vücudun dokularını yenilenmesinde kullandığı diğer büyüme faktörleri, mesela insülin benzeri büyüme faktörü, miyom oluşumunu tetiklemektedir.

Belirtileri Nelerdir?

  • Ağır ve uzun kanamalar
  • Kilo alımı veya karın kaslarında anormal büyüme
  • Leğen kemiğinde ağrı ve baskı
  • Karın şişmesi veya gerilmesi
  • Küçük tuvalete sıkça çıkma
  • Mesanede veya bağırsakta baskı
  • Bacakların arkasında ağrı
  • Menstüral döngüler arasında vajinal kanama
  • Kabızlık
  • Cinsel birleşme sırasında acı

Çocuklarda Anksiyete Belirtileri Nelerdir?

Çocuklarda anksiyete belirtileri yetişkinlerde olduğu gibi açık bir şekilde görülmeyebiliyor. Çocuklarınızda görülen bazı anksiyete yani, kaygı bozukluğunun belirtileri yetişkinlerle benzer özellikte olabilir ama tam olarak ortaya konulmamıştır. Çocuklarda oluşacak anksiyete belirtileri zamanında teşhis edilip gerekli tedavi sürecine başlanmaz ise onların hayatlarının devamında belirtiler kronikleşerek bir hastalık haline gelir. Çocuklarınızda görülen bu anksiyete belirtilerini fark edebilmek ve bu belirtilerin kalıcı önleyerek, yetişkinlik dönemlerinde ciddi bir hastalığa dönüşmesini önlemek istiyorsanız aşağıdaki bilgilere göz atınız.çocuklarda anksiyete belirtileri, anksiyete belirtileri nelerdir, çocuklarda anksiyete atakları

Çocuklarda Anksiyete Atakları

Çocuğunuz için anksiyete belirtileri yaşadığı herhangi bir olay sonucu ortaya çıkabiliyor. Bir arkadaşının evinde, film izlerken ve okulda ya da evde yaşayacağı bazı olaylar çocuğunuzun korkmasına, kaygılanmasına ve paniğe kapılmasına neden olabiliyor.

Fiziksel Belirtiler

Anksiyete rahatsızlığı bulunan çocuklarınızda mide ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı ya da uykusuzluk gibi çeşitli fiziksel belirtilerle karşılaşılabilir. Genellikle nedensiz ve sürekli mide ile ilgili sorunlar yaşayan çocuklarda kaygı bozukluğu görülme olasılığı daha yüksek olur.

Davranış Belirtileri

Anksiyete sorunu olan çocukların okula giderken ya da yaklaşan sınavları nedeniyle alışılmadık bir şekilde endişelenir ve sinirli olabilirler. Bu ve benzeri durumlarla ilgili gereğinden fazla kaygılı olurlar ve bu kaygı isteseler de ders çalışmalarının önüne geçen bir ruh durumu ortaya çıkar. Çocuğunuz akranları ile değişik sosyal aktivitelere ve gruplara katılarak bu aşırı kaygılı ruh hali durumunu hafifletir.

Duygusal İşaretler

Anksiyete sorunu diğer bir deyişle kaygı bozukluğu olan çocuklarınız duygusal sorunlar yaşar. Çocuğunuz her zamankinden daha kolay ağlayabilir ya da daha alıngan olabiliyorlar. Bu durumdaki çocuğunuza karşı anlayışla yaklaşmalı, ona güvendiğinizi ve onu koşulsuz olarak sevdiğinizi hissettirmeniz oldukça önemlidir.

Genel Korku Belirtileri

Çocuklarda genel anksiyete belirtilerinin hiçbir temeli olmaz. Anksiyete hastalığı olan çocuğunuz, günlük yaşamda gerçek dışı ve sürekli artan korku içerikli davranışlar sergilemektedir. Genel anksiyete belirtileri herhangi bir durum ya da olaya özgü olmazlar. Herhangi bir nedenle ve herhangi bir durum karşısında anksiyete atakları geçirebilir. Çocuğunuz bu atakların sıklaşması ve sürekli olması durumunda sosyal hayata ilgisini kaybedebilir ve paralize olmuş bir ruh hali sergilemektedir.

Beyazlatıcı Diş Macunu

Günümüzde birçok kişi diş sarmasından şikâyetçi olmakla birlikte diş beyazlatma ve ya diş ağartma tedavileri için diş hekimine gidecek kadar bütçeyi oluşturamıyor. Fiziksel görünümün en dikkat çeken bölgesi olan dişlerdeki sarmalar sosyal ortamlarda sıkıntı verici bir soruna dönüşüyor ve öz güven eksikliğine yol açar. Beyazlatıcı diş macunu sürekli olarak kullanıldığında lazerle diş beyazlatma ile diş ağartma gibi pahalı tedavilere gerek kalmadan diş renginin açılmasına yardımcı olan hesaplı üründür.diş beyazlatan macun, diş beyazlatma macunu, beyazlatıcı özellikli macunlar

Diş Sarmasının Sebepleri

  • Diş beyazlatma günümüzün gelişen teknolojileri ile çok basit bir işlem haline geldi. Önemli ve zor olan diş beyazlatma değil beyaz dişlerin rengini muhafaza etmesini sağlar. Dişlerde sararmaya neden olan pek çok faktör bulunuyor. Bunların başında dişlerin periyodik olarak fırçalanmaması, karbonhidrat eksikliği, kalsiyum eksikliği, kalıtımsal özellikler, fazlaca çay ve kahve tüketimi, şekerleme ve asitli içeceklerin tüketimi geliyor.
  • Birçok sakız markasının diş beyazlatmaya yaradığını söylediği sakız çeşitleri bulunur. Bu konuda kanıtlanmış bir şey olmamasına rağmen yemek yedikten sonra dişlerimizi fırçalamıyorsak en azından şekersiz sakız çiğnenerek dişlerin yüzeyine yapışan yemek artıklarından kurtulmamız mümkündür. Tabii bu diş fırçalamayla aynı etkiyi göstermeyeceği için fırsat bulur bulmaz dişler fırçalanmalıdır.
  • Gün içinde hepimiz şekerli gıdalar tüketmekteyiz ancak dişlerimizin doğal rengini korumasını istiyorsak bu gıdaları tükettikten hemen sonra dişlerimizi fırçalamayı ihmal etmeyin.

Diş Beyazlatma İçin Etkili Yöntemler

  • Beyazlatıcı diş macunu olarak eczanelerde ve marketlerin sağlık reyonlarında satılan diş macunları dişlerin rengini 1-2 ton açmaya yardımcı olur. Ancak bazı insanlar aileden gelen kalıtımsal nedenler ve zayıf diş minesi gibi özelliklerden dolayı ne kadar bakım yaparlarsa yapsınlar çürümeden ve sararmadan korunamayabilir.
  • Günde en az iki kez dişlerin fırçalanması, gece yatmadan önce diş ipi ile diş aralarında kalan artıkların temizlenmesi ve ağızda bulunan bakterileri azaltmak için antiseptik gargarayla ağzın çalkalanması diş beyazlatma en azından dişlerin mevcut rengini koruması için mutlaka yapmamız gerekir.
  • Beyazlatıcı ya da normal bir diş macunu ile dişlerinizin doğal rengi ne olursa olsun günlük rutin diş fırçalaması ile ağız bakımı yapmanız genel ağız hijyeninizi korumanız ve çürükleri geciktirmeniz açısından oldukça önemlidir.

Topuk Çatlak Kremleri

Topuk çatlaklarına kadın ve erkek fark etmeksizin pek çok insanda rastlanmaktadır. Özellikle 35-40 yaşının üstündeki birçok kişi bu problem ile karşı karşıya kalıyor. Topuk çatlakları ilk başlarda herhangi bir rahatsızlık vermemiş gibi görünse de ileri aşamalarda çatlamış ve yarılmış topuklar ağrı ve acı vermeye başlayabilir. Daha da ileri aşamalarda yürümenize bile engeller. Yürürken ağrı ve acı çektirir. Bunun dışında çatlak ve yarılmış topuk ayakta kötü bir görüntüye sebep veriyor. Tüm bu olumsuzlukların önüne geçmek, topuklarınızdaki çatlak ve yarıklardan kurtulmak için ve topuk çatlak kremlerini kullanmalısınız. Bu kremler topuklardaki çatlak ve yarıkları gideriyor. Yenine canlı ve doğal bir topuk görünümü kazandırmaktadır. Bu amaçla kullanılan kremlerin birçoğu nemlendirici özelliğe sahiptirler. Bölgeyi nemlendirerek topukta meydana gelmiş olan çatlakları önlemektedir. Şimdi sizlere topuk çatlakları için kullanılan kremlerden bazılarından bahsedelim. Lana topuk çatlak kremi; bu amaçla kullanılan kremlerdendir. Birkaç gün içerisinde etkisini göstererek uzun süre etkisini koruyacaktır. Topuklardaki çatlakları giderir ve sağlıklı topuklara kavuşmanızı sağlıyor.topuk çatlağı kremleri, topuk çatlağı tedavisi, bayanlarda topuk çatlağı

Topuk çatlaklarında kullanabileceğiniz bir diğer çatlak kremi ise; Scholl Topuk Çatlağı kremidir. Bu kremde hızlı bir çözüm sunan kremler arasında yer alıyor. Topuğunuzun normal, doğal görünümüne kavuşmasını sağlamaktadır. 1 hafta içerisinde topuklarınızı tamamen yeniliyor. Bu kremi şeker hastaları da sorunsuzca kullanırlar. Diğer bir topuk çatlak kremi ise; Finale Footsoft Cream’dir. Bu kremde topuk bölgesindeki çatlaklar ve yarıklar için özel olarak üretilmiş olan bir kremlerdir. İçerisinde aynı zamanda A, E, C vitamini de bulunur. Topuklarınızın yenilenmesini ve iyi bir görünüme sahip olmasını sağlamaktadır. Barielle Topuk Çatlak kremi de bu amaçla kullanılan kremler arasında yer alıyor. Barielle topuk çatlak kremi topunuzu yumuşatarak nemlenmesini sağlar. Bu sayede topuktaki çatlak ve yarıkları önlüyor. Bu ürünlerin dışında piyasada topuk çatlakları için kullanabileceğiniz birçok krem var. Bu kremleri kullanarak topuk çatlaklarından kurtulmanız mümkündür. Topuk çatlamaları sağlık açısından rahatsızlık vermesinin yanı sıra kötü bir görünüme de neden oluyor. Ancak çatlayan topuklarınızı bir kaç yöntem ile marketlerden alabileceğiniz krem önerilerimiz ile rahatlıkla yumuşatılabilir.

Papatya Suyu Saça Nasıl Uygulanmalı?

Rahatlatıcı bir bitki çayı, iltihaplı ciltler için tedavi amaçlı olduğu gibi soğuk algınlığından daha çabuk kurtulmak için kullanılan papatya saçların rengini açmakta ve bakım maskelerinde kozmetik olarak da kullanılmaktadır. Piyasada papatya suyu ya da özü içeren saç bakım ürünleri bulabilirsiniz. Daha hesaplı bir çözüm içinse papatya suyunu evde kendiniz uygulayabilir ve ya şampuanınıza ilave edebilirsiniz.

Papatya Suyu Nasıl Hazırlanır?

Eğer ki, hazır papatya suyu bulamadıysanız taze papatyalardan ya da papatyalı çay poşetlerinden kendiniz yapabilirsiniz. 10-15 papatya çiçeğini ve ya 8 papatyalı çay poşetini küçük bir tencerede kaynattığınız suya atın ve ateşi kısınız. 15 dakika bu şekilde demlenmesini bekledikten sonra ocağın üstünden alarak 30 dakika kadar oda sıcaklığında soğumasını bekleyip poşetleri ya da papatyaları çıkartmalısınız.papatya suyunu saça uygulama, papatya suyunun saça faydaları, papatya suyu nasıl saça uygulanır

Papatya Suyu Saça Nasıl Uygulanır?

Papatya suyunu saçlarda kullanmak için 3 seçeneğiniz bulunuyor. Birincisi saç sağlığına katkısı bulunan ve doğal ürünlerle hazırlanan bakım kürü, ikincisi ise papatya suyunu günlük şampuanınıza eklemek, üçüncüsü de durulama suyu olarak kullanılmasıdır.

Papatya Suyuyla Saç Bakım Maskesi: Bir kase papatya suyu içinde bir çay kaşığı lavanta yağı eklerek karıştırınız. Bu karşıma 4 yemek kaşığı sade yoğurt ekleyerek tekrar karıştırmaya devam edin. Karışımı köklerden uçlara saçlarınıza sürün ve 30 dakika bekletiniz. Ilık su ve nemlendirici şampuan ile maskeyi çıkartmalısınız.

Papatya Sulu Şampuanın Kullanımı: Gündelik olarak kullanılan şampuana papatya suyu ekleyerek saçlarınızın rengini açmanız mümkündür. Bunun için 1 şişe şampuan için yaklaşık 4-5 yemek kaşığı papatya suyu eklemelisiniz. Bebek şampuanları bu karışım için kullanabilirsiniz. Saçlarınızın renginin birden çok açılmaması için azar azar ekleyerek size uygun karışımı ayarlayabilirsiniz.

Papatya Suyuyla Durulama: Saçlar şampuanladıktan sonra ise, 4 birim suya eklediğiniz bir birim papatya suyunu durulama suyu olarak kullanmalısınız. Ancak özellikle güneşin yoğun olduğu yaz aylarında bu direkt karışım saçlarınızın renginin çok ve çabuk açılmasına neden olabiliyor. Bu yüzden papatya suyunun ölçüsünü daha az tutarak başlayınız.

Elektronik Sigaranın Fayda ve Zararları

Sigara içme alışkanlığı özellikle toplumumuzda oldukça yaygındır. Ülkemizde 4 kişiden biri düzenli sigara içmektedir. Sigara içenin yanında pasif içiciler de düşünüldüğünde insanımız sigaradan çok fazla etkilenmektedir. Dünyada da durum farklı değildir. Sigaraya bağlı sebeplerle yılda binlerce kişi hayatını kaybetmektedir. Bilindiği üzere tütün yakıldığında sağlığa zararlı 4.000 den fazla kimyasal madde açığa çıkar. İnsan bunu tükettiğinde özellikle kanserojen maddeler hayatını tehdit eder. Birçok insan sigaranın keyif verici etkisinden bilinçli olarak kurtulmak istememektedir. Birçoğu da hem sağlığına zararlarından dolayı hem de maddi olumsuzluklardan dolayı sigarayı bırakmak isterler. Bilinen birçok zararına rağmen sigara tiryakileri için bunu bırakmak dünyadaki en zor şeylerden biridir. Zira sigara hem fiziksel hem de psikolojik bağımlılık yapar. Yıllardır sigaranın bağımlılığının üstesinden gelip bırakmanın nasıl olabileceği araştırılmaktadır. Bu konuda günümüzde uygulanan birçok teknik ve ürün vardır. Bunlardan en bilineni elektronik sigara olarak kullanılan tatmin sigarasıdır.

Elektronik Sigara Nedir

Elektronik sigaralar tütün dumanı yerine su buharı ve bu buhar içerisinde çözünen, elektronik sigaraya takılan kartuşların içindeki kimyasal maddeleri dışarı verir. Kullanıcı elektronik sigaradan bir nefes çektiğinde bir sensör sayesinde kartuş içerisindeki suyu soğuk buhar haline getiren elektronik mekanizma devreye girer. Kullanıcı ciğerlerine su buharı ve kartuş içerisindeki çoğunlukla nikotin, tütün çiçeği esansı, glikol ve etanol çeker. Bu sayede sigara dumanındaki binlerce zararlı kanserojen madde vücuda alınmaz. Kullanıcının isteğine göre nikotin miktarı çeşitli olan kartuşlar kullanılır. Bu nikotin sayesinde fiziksel bağımlılığın; elektronik sigaranın ve kullanımının şekli sayesinde psikolojik bağımlılıktan kurtulmak hedeflenmiştir. Elektronik sigara pis kokmaz, binlerce kanserojen madde içermez, etraftakileri fazla rahatsız etmez ve sigara içilmeyen yerlerde kullanılabilir. Elektronik sigaranın avantajları yanında sigara kullanımının normalleştiği ve yaygınlaştığı görüşü de yaygındır. Aynı zamanda cihaz pil ve elektronik rezistans içerdiğinden aşırı ısınma sonucu yangına sebep olabilmektedir. Yapılan araştırmalara göre sigara içenlerin onda biri elektronik sigara ile sigara bağımlılığından kurtulmuştur. Ancak başka bir araştırmaya göre sigara kullanıcıların beşte biri günlük sigara tüketim miktarını artırmıştır.

Kışın yapılmaması gereken 6 moda hatası!

Kış geldi, yazlıklar kaldırıldı ve kışlıklar yerini aldı. Bu sene gardırobunuz için bazı yenilikler düşünüyor olmanız muhtemeldir. Alışveriş sevdası insana bazı yanlışlar yaptırır. Huzurlarınızda, kış aylarınca köşe bucak kaçmanız gereken moda yanlışlarına yazımızda bulabilirsiniz. Bu listeyi okumadan alışverişe çıkmamalısınız.

Desen desen desen!

Kışın şort giymek zor zanaattır. Evet, sahiden de düz siyah çorapla kombine edilmiş kot şortlar göze güzel görünüyor. Peki ya desenli çoraplar kullanılmalı mı? İşte burada dikkat etmekte fayda vardır. Eğer Kesha gibi desenli bir şort, desenli çorap ve sonrasında zımbalı bot ve ya fazlasıyla aksesuardan oluşan bir kombin yaparsanız, gözleri fazlasıyla yorucu bir kombine ulaşırsınız.

Fazla tüylü botlar tercih etmeyin!

Kış mevsimi ayakları sıcacık tutma zamanı olabilir ama sıcak tutan tüylü botlara dikkat etmek gerekir. Tüyleri fazla uzun olan bu tip botlar yüzünden farklı olayım derken komik bir görüntüye yol açıyor.

Dev tüylü şapkaların kullanılması!

Moskova’da olduğunuzu düşünmeyin! Evet, ülkemizin soğukları oldukça sert geçiyor, ama yine de dev tüylü şapkalar takacak kadarda değil. Saçlarınızın üstüne takmış olduğunuz dev bir peruk gibi görünen bu şapkalar fazla iddialılar. Görüş kabiliyetinizi de engelleyebiliyorlar.kışın yapılan moda hataları, kışta yapılmaması gereken moda hataları, sık yapılan moda hataları

Elbise altına tayt giymeyin!

İşte kadınların düştüğü en büyük moda yanlışlarından biride budur. Bir etek ya da elbise altına tayt giymek son derece nahoş görüntülere sebep oluyor. Taytları tuniklerle, elbiseleri ise kalın çoraplarla kombinleyin ve farklı maceraya atılmamalısınız. İnanın, ki hoş bir görüntü vermiyor. Şık giyindiniz, elbiseniz, ayakkabılarınız, çoraplarınız ile makyajınız mükemmel bir uyum. Peki bu harika görüntüyü ne bozabilir? Puf montlar elbette ki! Tamam, sıcacık tutuyor ancak, bu montlar daha çok pantolonlarla hoş durmaktadır. Şık giyindiğiniz zaman, diz hizasında biten kumaş mantolarınız kurtarıcınız olur. İnanın puf montlar ve topuklu ayakkabılar birlikte hoş görünmemektedir.

Dizüstü çizmelere dikkat!

Çok hassas bir konu dizüstü çizmelerin giyilmesidir. Podyumda ya da ekranda son derece estetik göründükleri bir gerçektir. Eğer bacak boyunuzun uzunluğundan ve inceliğinden eminseniz, dizüstü çizme giymenizde bir sakınca bulunmuyor. Ama bacaklarınız kısa ve hafif topluysa dizüstü çizmeler göründüğü kadar şık durmamaktadır.

Küf Ve Küf Temizliğinin Yapılması

Küf, bitkiler üzerinde yani toprakta büyüyen basit bir mantar türünü belirtir. Küf dediğimiz zaman duvarlarda, evlerde ve ya bozulmuş yiyeceklerde hatta nem olan her yerde küfü bulmaktadır. Küfe bazen pas denildiği de oluyor. Pek çok pas sarı toz halinde lifler veya mavi beyaz tüycükler halinde görünebilir. Aslında küf ev dışında dış çevre için oldukça önemlidir. Dış çevre için küf ölmüş olan canlıların gerek çürümesini gerekse de toprağa karışması sağlar. Fakat küfü soluyan insanlarda sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Bunun dışında küfün zararlı olduğunu önüne çıkan her şeyi tahrip edip yok etmesinden de anlayabilirsiniz. Küf soluyan insanlarda deri üzerinde tahrişe, astım nöbetlerine ve ya baş ağrısına ayrıca alerjik tepkimelere neden olabiliyor. Çok fazla görülmese de bazı küfler bebeklerde önemli sağlık sorunlarına hatta ve hatta ölüme dahi yol açar. Bilhassa HIV virüsüne sahip olan kişiler küfler yüzünden meydana gelen sağlık sorunlarına karşı diğer insanlara göre çok daha yatkınlar.küf temizliği nasıl yapılır, küf temizliğinin yapılması, küf temizliği yapma

Küf Temizliği

Küfler özellikle nemli ile kokan kötü havalandırılan yerlerde bolca üremektedirler. Küfü önlemek için özellikle borularda, duvarlarda ve ya çatılarda var olan kaçakları onarınız. Ayrıca mekândaki havalandırma sistemini iyileştirmelisiniz. Eğer bulunduğunuz ortam çok daha iyi bir şekilde havalanırsa kuruluk nedeni ile küflerin büyüyüp yayılmasını da önlersiniz. Bunun dışında küflerin üremiş olduğu bölgeleri çamaşır suyu ile yıkayın. 1 bardak kadar sodyum hipoklorit, ¼ çay kasığı kadar sıvı sabun ile 4 litre kadar sıcak suyu karıştırınız. Sonrasında bu karışıma 1 su bardağı kadar da sirke ilave etmelisiniz. Hazırlamış olduğunuz bu karışım ile yüzeyleri temizlediğiniz zaman mutlaka kapı ve pencereleri açık tutmanız ayrıca maske takmanız ve ya hem ağzınızı hem de burnunuzu kapatmanız ve eldiven giymenizi tavsiye ediyoruz. Yüzeylere uygulamış olduğunuz bu kırışım 10 ya da 15 dakika kadar yüzeyin üzerinde kalması gerekir. Daha sonra bu yüzeyleri bol su iyice durulayın. Fakat burada önemli olan temizlemiş olduğunuz yüzeyleri durulama sonrasında iyice kurutmalısınız. Bu sayede bu yüzeyler üzerinde küflerin yeniden üremesini engelleyiniz.